şükela:  tümü | bugün
  • kendini buyuk insan sanan kisiliklerin, "birileri elimden tutsa ortaligin amina korum" turunden sayiklamalarla bulundugu durumdur. uzun ve zahmetli bir surectir, yaziktir, gunahtir...
    (bkz: godotyu beklerken)
  • bir abazanin armut pis agzima düs misali bir kizdan kendine arkadaslik teklif etmesini beklemesi.
  • evden işe giderken, iş yerinde çalışırken, işten eve dönerken, sokakta yalnız başına yürürken, kısacası her an yapar bunu insanlar farkında olmadan. çokta zor değildir aslında bu insancıklar'ı keşfetmek. üzerlerine vazife olmadığı halde iyi yaptıkları bir işin ardından ufak bir takdir cümlesi yeter de artar bile. "ah biri bana bi şans verse ..." ile başlayan cümleleri uzar gider. birileri kalkıp süper kahraman yapmayacaktır tabi ki, 3.sınıf pop şarkıcısı olmak kafidir onlar için. kısa yoldan köşeyi dönmek temalıdır beklentiler. çoğunluğu ömrünün sonuna kadar hayaller içinde yaşadıkları tezgahın arkasında kalmaya mahkumdur. tek dayanakları "doğru zamanda, doğru yerde bulunmuş" istisnalardır. bir kısmı televizyon kanallarının yarışmalarında maymun olmayı* seçer, çok az bir kısmı da kendi emekleriyle bir yerlere gelirler. sonuçta burası türkiyedir. her an her şey olabilir umuduyla kısacık hayatlarını boş yere harcarlar. "umut en büyük kötülüktür, işkencenin süresini uzatır" sözünden bihaberdirler.*
  • keşfetmeyi geciktirir.
  • şu son dönemlerde bir iki oyuncu arkadaşım oldu. baya böyle takip edilen televizyon projelerinden, bilinen tiyatro sahnelerinden falan. tabi ikametgahta da cihangir yazıyor, hal böyle olunca, "gelsene ya neden gelmiyorsun." "yarın akşam gel bak çok güzel takılıyoruz. " "cuma bizdesin bahane istemiyorum" diyerek yapılan her eve davette, hep aynı düşünce hakim oldu bende... gittiğim evlerin salonlarında, önceden tanışmadığım, kim oturuyor ya da çat kapı kim geliyorsa hep benzer şüpheler düştü aklıma; "acaba kim lan bu çağatay...şu x dizisinin yapımcısı değil mi?... bu emrah şeydeki değil mi, falanca gazetede yazar olan. oo adı nuri.. yaşı da var epey. kesin o amk..."

    gözlüğü kalın çerçeveli, ortamda hürmet gören, birası bitince tazelenen, iki çift lafın belini kıran, saçı sakalı koyvermiş adam görmeyeyim; ne espriler, ne tespitler, çok okumuş, az izlemiş tavırlar falan...

    tabi genelde bu heyecan, gecenin ilerleyen saatlerinde "hocam telefonunu versene sen ya, bi proje var belki...." demesin umduğum heriflerin, "hanım bekler"leriyle, "sağol, ben içmiyorum" ya da "sizin şirket eleman alıyor mu?" larıyla hüsrana uğruyor o başka...
  • (bkz: ego patlamasi)
  • 'amerika gibiyim ama keşfedenim yok.' demişti kadının biri bana. kendisini yerlileri ile başbaşa bırakıp yoluma devam ettim, ayrıca bana göre dünya hala düz.
  • bu başlık açılmamıştır diye düşündüm safça. ukte yapacaktım ve tam da başlığa uygun olacaktı, birileri gelip keşfedip dolduracaktı ve ben bekleyecektim. olmadı. baktım daha önceden açılmış, olsun dedim bu kez, okurum bu başlık altındaki kaliteli, birbirinden güzel entry leri. o da olmadı, hayal kırıklığına uğradım okudukça. çok şey yazardım ama hevesim kaçtı. iki kelime yazayım dünyaları anlatsın, olsa da olmasa da.
    inci gibi...
  • dünyanın en absürt şeylerinden biridir bu. kişinin keşfedilmeye değer olduğunu düşünecek kadar kendine güvenmesine rağmen değerini ortaya koyup gösterecek kadar kendine güvenememesidir. bir garip saçma sapan çelişkidir.
  • 5-10 sene daha beklerim sonra teneşirde beklerim. neyini keşfedecekler dostum. çılgınlar gibi çalışırsan belki bir şansın olur. sorarsan ben keşfedilmiştim ama ittiret sabah, akşam çalışmak nedir lan diye yürü git lan. dedim kendilerine. hayatımdan çok memnun olmayabilirim ama pek şikayetim yok.