şükela:  tümü | bugün
  • nerede kestiğinizin önemi yok. ister salonda, koltukta televizyon izlerken, ister kağıdın üzerine düzgüncene biriktireyim derken, ister klozetin içine ya da lavaboya isabet ettirmeye çalışırken.
    yeri mühim diyl ancak tırnağın sertliğiyle doğru orantılı olarak olsa gerek (bkz: katır tırnağı) kimi zaman tırnak makasından çıkan çaat sesi ve eksilen tırnağa karşın, bi bakarsınız ki kesilen tırnak parçası ışınlanmışçasına yok oluverir ve bulunmaz. halıdaki maytların bayram günüdür o fırlama günü. sofralar kurulur, çengiler gelir, bi ziyafet ki sormayın. günler sonra (ya da süpürürken gelmeyecek kadar abuk bi yere fırladıysa aylar sonra) karşınıza çıkabilir. halılarınız mayt metropolü haline geldiyse hiç ortaya çıkmayabilir de tabiy.
  • bir quest ile devam eden oluş. *
  • tırnağın büyüklüğü, evdeki temizlik gününün yakınlığı, anne/eş/ev arkadaşının titizliğiyle orantılı bir süre etrafta tırnak aradıkran sonra, parçayı tırnak makasınızın içinde sıkışmış bulabileceğiniz olaydır.
  • küçükken bir endişe yaratırdı insanda. neden? çünkü olur da tırnağını yutarsan, midene batar, sonra orada kendiliğinde uzar uzar, en sonunda seni öldürür derlerdi büyüklerimiz. ortalıkta gıda olmayan yerlerde keserdik tırnağı o yüzden, içine fırlayıp da midemize kaçmasın diye.
  • heleki kargacık burgacık desenli bi yatak örtüsünün üzerinde kesiliyorsa 'nereye gitti acaba bir gece ansızın batarmı' korkularına gark eder insanı, eh tabi temizlik yaparken gariban tırnak parçasını bulup çıldıran anne faktörünüde unutmamak gerek...
  • bazen de aramaktan gözleriniz acır sanırsınız ki halbuki gözünüze fırlamıştır.
    sırf bunun içindir ki babaanneler gazete kağıdı sererdi genişce tırnağını tamamen yere yatırarak çenesini sıka sıka adapte olurdu bi yere fırlamadan kesilebülsün deyü, gelgelelim istisnasız bi iki firari de verilirdi. sanırım en doğrusu ev dışı bi ortamda kesip temizliğinizi yapmaktır. yani göt kadar bi banyonun içinde bile bulunamıyo namussuz fırlayagördüğünde, dellendiriyo aratırken.
  • arada sırada olacak olan hadisedir. "ararsın bulunmaz da aramazsın bulunur" ikilemine nefis örnektir.
    teknik olarak tırnak kesme hızınız ve parmaklarınız tırnağınızı kestiğiniz kağıt peçete gazete bıy bıy a olan açısı ile alakalı bir sonuçtur.
    öncelikle, tırnak kesme hızınızı azamiye düşürün -tırnağınızın son raddeye gelen parçasında bu hız minumum seviyede olsun- açınızı dik durumdan yataya doğru kaydırın takribi olarak 90 dereceden 45 dereceye kadar bir daralma yaşayacatır. akabinde son parçayı söz konusu açı ve hızla önünüzdeki kağıda attırıverin.
    sonuç %99.9 tırnak bilinmeyene değil bilinene fırlayacaktır. norveçli bilim adamaları ve aramızdaki ilişkiye giren son detay da tırnak larımızdır. bir keresinde yediğim salatadan ayak tırnağı çıkmıştı. bir daha o manavdan bir zıkkım bile almadım. tırnakları bilinmeze fırlayan arkadaşlar olduğunu o vakit anlamıştım. oturdum teaorisini yazdım. pratiğe döktüm oradaki %99,9 kafadan sıkılmış bir rakam olmayıp gerçeğin ta kendisidir.
  • kenarları plastikle kaplanmış yeni tip tırnak makaslarıyla tırnaklar kesildiğinde olma olasılığı oldukça düşen hedere