şükela:  tümü | bugün
  • biraz blog muamelesi yapacağım bu başlığa ama görünce derdimi depreştirdi. basit ama canımı sıkan bir konu.

    son üç aydır öğle yemeklerinde yalnız kalmamak için takıldığım iki arkadaş var. birinci ve ikinci olarak bahsedeceğim. bu arkadaşlar önceden tanıdığım ve de tanıdığım kadarıyla sevdiğim insanlardı. birlikte yemeğe gitmeye başladıktan sonra haliyle biraz daha samimiyetimiz arttı. onlar zaten kendi aralarında hep samimilerdi. iki kez de sinemaya gittik. yıllardır ikisini de tanımama rağmen bu son üç aylık süreçte bir defa birinin, bir defa da diğerinin evine gittim.

    kendi aralarında konuşmuşlar, bir gün ortak tanıdığımız başka biriyle aramda soğukluk olup olmadığını sordular. kişisel bir problemim olmadığını ama çokta sıcak bulmadığımı söyledim. gerçekten de özel bir sebebi olmamasına rağmen ısınamadığım birisi.

    bu arkadaşlardan birincisinin evine ilk gidişim (aslında tek gidişim) bu konuşmanın sonrasındaydı. bizi evine davet edeceğinde ısınamadım dediğim arkadaşı çağırsa benim için sorun olup olmayacağını sordu. ev senin benden mi izin istiyorsun dedim güldüm. benim gitmemin onun için daha önemli olduğunu söyledi. davet günü beş kişi gittik bu arkadaşın evine. ev sahibi (birinci) arkadaşla birlikte altı kişiydik. üçü erken kalktı. biz kaldığımızda, tekrar ısınamadığım arkadaşın varlığından rahatsız olup olmadığım konusu açıldı. olmasa daha rahat olurdum dedim. bunun üstünden de biraz zaman geçti. daha önceden var olan ama hiçbir hareket olmayan whatsapp grubumuz vardı. bir etkinlik için birinci arkadaş tarafından oluşturulmuş, o etkinlik sonrasında da olduğu gibi kalmış bir gruptu. bir gün durduk yere whatsapp grubunun ismi birinci arkadaş tarafından değiştirildi, ısınamadığımı söylediğim arkadaş gruba eklendi ve ona aramıza hoş geldin dendi. gruptan ayrılmanın yaratacağı etkiyi düşünerek ayrılmadım ama o an grubu sessize aldım ve hiçbir sohbete dahil olmadım. birkaç gün sonrası yine birinci arkadaş tatlı yemeye davet etti gruptakileri. ben gelirim ya da gelmem demeyince beni gördüğünde sordu. ısınamadım dediğim arkadaşla ilgili konuştuklarımızı hatırlatarak gelmeyeceğimi söyledim. çok üzüldü, bu kez de gel bir daha yapmayalım dedi. gerçekten üzüldüğüne de inandım. aradan belki bir hafta on gün kadar vakit geçmiştir yine aynı whatsapp grubuna bu kez ikinci arkadaş yazdı. bizi evine yemeğe davet ediyordu. yine hiçbir şey yazmadım. başka bir konu için telefonda konuşuyorduk, gelip gelmeyeceğimi sordu. gelmeyeceğimi biliyorsun dedim. belki düşüncen değişmiştir dedi. değişmedi dedim. benim için artık konu, sevmediğim kişiyle aynı ortamda bulunup bulunmamaktan çıkmış, birinci ve ikinci arkadaşın anlamsız ısrarlarına karşılık inada dönmüştü. yoksa ısınamasam da aynı ortamda bulunmam gerektiğinde nezaketen de olsa bulunurdum bu çok dert değildi. o gün ben gitmedim, başka bir arkadaşım çağırdı ona gittim. ben gittiğim yerden, birinci arkadaş da ikinci arkadaşın evinden dönerken beni görmüş ama ben onu görmemişim. ertesi gün öğle yemeğine giderken, gece nerden döndüğümü sordu. ikinci arkadaş da bana gelmedin de nerelere gittin dedi. sana neden gelmediğimi biliyorsun dedim. bunun üzerine tekrar konu açılmış oldu. ben de içimden geçen her şeyi söyledim.

    ben onlara ilk sorduklarında bahane uydurmadım, gerçek düşüncemi söyledim. bunun üzerine sanki ben bunu hiç söylememişim gibi davranıldı. onların vakit geçirmesine engel olmadım. beni çağırın onu çağırmayın demedim. biz onunla da vakit geçirmek istiyoruz dediler. geçirmeyin demişim sanki. kaldı ki zaten ısınamadığım arkadaşla bu iki arkadaşı ve diğerler arkadaşları ben tanıştırmıştım. kendi kendilerine tanışsınlar diye umursamamazlık etmedim. ben kendim bir şeyler yapmak istemiyorum onunla, bu da benim çok doğal hakkım olsa gerek. hem konuyu kendileri açıp hem de beni kıskanç, çekemeyen, kendi kendine kuruntu yapan biri durumuna düşürdüler. işin kötüsü ben size engel değilim siz kendi aranızda istediğinizi yapın bizi bir araya getirmeye çalışmayın dememe rağmen ısrarla avukatlık yapmaya soyundular. ama ona da ayıp olmaz mı, onun senle ilgili böyle düşünceleri yok diyordu hala biri. o an bir şeyler izah etmeye çalışmanın boş ve gereksiz olduğunu anladım ve bıraktım. keşke diyorum, keşke çizgimi bozup da birilerini kendime yakın hissetmeseydim. keşke onlara gerçek düşüncemi değil de geçiştirici bahaneler söyleseydim. sanki bu güne kadar onların arkadaşlıklarıyla geldim. hepi topu üç aylık eskisine nazaran daha fazla muhabbetimiz oldu o kadar. kimi sevip kimi sevmeyeceğime onlarla karar veriyorum sanki. kendilerini sevap meleği ilan ettiler. kendime kızıyorum. bundan sonrası için de, öğle yemeği yemedi açlıktan öldü diye hakkımda haber çıkmadıkça iyiyim demektir.