şükela:  tümü | bugün
  • malını bilen cesur satıcılar tarafından satılan karpuzlardır. ahan da kestim diyerek genelde göbeğine yakın yerinden -tepesinden değil- üçgen şeklinde kesilerek gösterilir. sonra da o parça yerine geri konur... en rahat alınabilen karpuz bunlardır. kan kırmızı diye satılıp evde kelek çıkanı çok olmuştur ama kesilip kırmızılığı görünüp de evde beyaz çıkanı yoktur. hee kırmızı olmasına rağmen tatsız olanı vardır, onun için de çözüm mevsiminde almak.
  • (bkz: kesmece)
  • karpuzcunun uygun karpuzu bulup kesmesi, kestiği parçayı bıçakla ikram etmesi güzel bir enstantenedir, hoştur. hele karpuz da güzel çıkmışsa tadından yenmez. benim gibi karpuz seven bir insan için insanın aklında hiçbir şüphe olmadan karpuz almış olması gibisi de yoktur.

    beni bu güzel hizmetten yararlanmak yerine kendi karpuzumu kendim seçmeyi öğrenmeye iten neden kesmece karpuzdan kesilen o parça oldu. neden o her zaman karpuzun ortasından çıkarılan kocaman üçgen şeklinde bir parçadır? ben karpuzu dilim dilim yemeyi severim, kesmece alınan karpuzdansa neredeyse yarısı bitene kadar o kesilen koca parça yüzünden düzgün bir dilim kesemezsin. karpuzumu düzgün dilimler halinde yememi engelleyen o parçaya hiçbir zaman ısınamadım. işte bütün neden bu.

    fena da olmadı aslında, karpuzu kendin seçmek de zevkli; böyle bilmiş bilmiş karpuza vurmalar, çıkan sesi dinlemeler, güzel şeyler bunlar, karpuz güzel.
  • belki de dünyada başka örneği olmayan ürün satış şekli. satıcı size ürününü satmadan önce bildiğin deşip parçalıyor ve bir daha satılamayacak duruma getiriyor.

    o andan sonra müthiş bir psikolojik baskı başlıyor alıcı üzerinde. sonuç her iki tarafı da mutlu ediyorsa sorun yok tabii ama diğer durumda eğer satıcı gözü gönlü tok birisiyse, sana laf düşürmeden, "abi ben bu karpuzu vermem sana, du bi daha kesiyim" deyip hemen ikinciye doğru yeltenir. bu andan itibaren bir yandan satıcı gözünzde yücelirken diğer yandan baskı iyice zirve yapmıştır. işin içinden çıkmak için ikinci karpuzun iki tarafı da tatmin edecek düzeyde olması tek yoldur. iki tarafta da vücuttan değişik hormonlar salgılanmaya başlamıştır. diyelim ikinci de olmadı, satıcının ilk hamlesine karşı kaderine razı olup "fena değil iyi iyi" denilerek ikinciyi almakla sonuçlanır genellikle bu durum.

    eğer satıcı böyle biri gibi durmuyor da ilk karpuzdan çıkardığı o üçgen parçayı inatla sana doğru uzatıyorsa, adamı 15-20 lira zarara uğratmakla karşı koyamadığı vicdanı arasında kalır insan. o durumda da pek çok kişi çok tatmin olmasa da karpuzu alarak uzaklaşır oradan ama içinde de hep bir burukluk vardır.

    üçüncü ihtimal olması istenmeyendir. satıcı karpuzu büyük bir iştahla keserken üzerinizdeki baskıyı artırmak için arka arkaya cümleler kurmayı ihmal etmez. "abi bizde kötü mal olmaz, beğenmezsen geri getir abicim, bu karpuzun müşterisi bellidir her gün benden alırlar, sen de beğeneceksin abim.....bla bla". çıkan parça size doğru yaklaşmakta, ama gönlünüzden geçen, hayallerinizdeki karpuz gibi de durmamaktadır. ya, "bu güzel değil bir tane daha kesiver" deyiverirsiniz, ki pek de kolay bir şey değildir, ya da beğenmedikten sonra artık ikinciye doğru yol almak istemezsiniz, ve hayatınızın en zor cümlelerini kurmak zorunda kalarak en çabuk şekilde satıcıyı onore eden gönül alıcı ifadelerle oradan uzaklaşırsınız.