şükela:  tümü | bugün
  • bir ses çıkarıyor, sanırsın mutfaktan boeing havalanıyor. ya da bana mı böylesi denk geliyor hep, bilemiyorum. tek bildiğim, şirkettekiler de, evdeki de hayvan gibi ses çıkarıyor arkadaş. altı üstü bir avuç su ısıtıyorsun lan! sanki bana atomu parçalıyor pezevenk. bir afra, bir tafra, bir ben olmasam bir hiçsin tripleri falan! e noldu? plastik alaşımını siktiğimin hıyarı, bi kanırtmamla kırıldı kapağın?! nerde o ormanlar kralı gibi kükreyen edaların şimdi amcık!

    off ya annem fark etmeden yenisini alayım bari ben bunun :( amına koduğumun aleti yaa. bi kanırtmayla kapak mı kırılırmış arkadaş! :(
  • cay suyu isittigimiz ikide bir kaybolan otomatik atraksiyonlu nesne.. basiyosun dugmesine su iki dakkada super oluyor..
  • suyun kaynadığını sıcaklıkla değil basınçla anlayan hede. kapağı açık unutulunca âlet sabaha kadar kapanmıyor, zîrâ içindeki su sıvı hâlden gaz hâle geçene kadar sıcaklığı 100 derece kalıyor. lisedeyken kimyacı söylediğinde inanmamıştım, doğruymuş.
  • fiyat/kullanım miktarına bakıldığında parasının hakkını en çok hak eden afacan ev aleti.
  • insan hayatında ketıl’ın önemli bir yer işgal ettiğini düşünüyorum. içeride bol miktarda kaynayan suyun verdiği hazzı anlatamam. sürekli bir şeyler içme istediği. olmadı bir de sigara yakarım deyip suyun kaynamasını beklersin sabırsızlıkla. ve genelde olmaz ve bir sigara yakarsın. bahanendir. her şeyde olduğu gibi, antrakt verme istediği hayata. şunu da içeyim, başlarım nasılsa. o zaman ben bir şeyler içeyim, vakit çok nasılsa. fokur fokur kaynayan suyun başında geçirilen birkaç dakika… işte bu kadar basit aslında. velhasıl ketıl iyidir ve iyi gelir insana.

    -sırf ses olsun diye, evde ketıla su koydunuz mu hiç? ben koydum. kaynadı.
  • şeker mi şeker iç gıdıklayan hüzün de içeren sevimli melis danişmend şarkısı. * aşık olunanı tanrısallaştırmayıp sıradanlığıyla kabul eden insanın şarkısı bu.

    sözlerini yazayım da tam olsun

    çok özel bir tarafın yoktu
    ne çok havalı ne çok havadar
    hatta biraz boğucu
    çokça yorucu

    bazı günler pas kokardın
    ve her zaman küs olurdun
    bana ve hayata
    köşedeki bakkala

    ama
    kettleda sular kaynattım
    boğazımdan içeri akıttım
    öyle bir his sensizlik
    kalbimi yaktı

    öyle bir acı sensizlik
    içimi yaktı

    o kelimeyi yanlış söylerdin
    rengi atmış tişört giyerdin
    boyun biraz kısaydı
    dünyan çok dardı

    eğriyi hep doğru sayardın
    konuşmaz konuşmaz konuşmazdın
    kafan hep kıyak
    bana çokça uzaktın

    ama
    kettleda sular kaynattım
    boğazımdan içeri akıttım
    öyle bir his sensizlik
    kalbimi yaktı

    öyle bir acı sensizlik
    içimi yaktı
  • bizim bir arkadaş evine gelir ve mutfakta kettle adı altında bişi görür. evet o bir su ısıtıcısıdır. ama bizim akıllının canı süt çeker ve içine süt koyup ısınmasını bekler. ancak sütün oraya yapıştığını görünce süt sevdasından vezgeçmek zorunda kalır. görmeişin kettle'ı olmuş gitmiş içine süt koymuş.
  • teknolojinin gozunu seviyim, canini cikara cikara somurerek kullandigim alet, her an hazir sicak su ve her an hazir kahve..boy boy renk renk kettlelar almak istiyorum evin her kosesine..
  • kettle'da biriken kireci temizlemek için, yarıya kadar su doldurup, sıkıldıktan sonra bir kenara konmu$ 2 adet limonu atardık içine. suyu ısıtmaz, soğuk suyla bütün gece bekletirdik limonları. sabaha mis gibi olurdu makine..

    aylar sonra gelen edit: limondan daha güzel bir çözüm, içine sirke+su karışımı koyup, yine bütün gece bekletmekmi$. ben bugün bunu gördüm.
  • garip ama, ingilizcede sadece icinde su kaynatilan elektrikli alete degil, her ce$it su isitici gerece bu isim veriliyor. hatta bildigimiz caydanlik takimina bile. halbuki ben hep bu ikisini birbirinden kesin cizgilerle ayirmi$; caydanliga* tam bir zarafet simgesi*, kettle'a ise ancak mecburiyetten kullanilan, fast food caginin alamet-i farikasi bir hilkat garibesi gozuyle bakmi$imdir.