şükela:  tümü | bugün
  • $a$irtici insan.
    sen cocugu o durumda gor, fotografi cek, sonra da bas git.
    mantikli bir $ekilde du$unmeye cali$iyorum, bence $oyledir:

    bence o adam o cocugu orada o gun, kasitli (profesyonelce yapilan faul misali) birakti. basireti baglanmak, "- benim i$im resmetmek..." gibi genel bir profesyonel goru$ icinde degildi.
    o cocugu alip bir afi$te gordugum gibi 1 kilometre otedeki, birle$mi$ milletlere ait yiyecek merkezine goturup kurtarsaydi, pulitzer odulunu almazdi. o gun pulitzer'i alacagini hissedip bunu yapti demek sacma olur, ama fotografin sansasyonu cocugun olmesi ile artacakti. bunlarin hepsini tartip kasten "kariyeri" icin bu tercihi bilincli yapti. zaten sonradan intihara surukleyen vicdan azabi da bu hata ile olu$tu.
    bunu gorerek cocugu orada birakti bence.
    farkli ortamlarda insan olume bile ali$ir. muhtemelen sudan'da bu fotograf oncesi uzun sure kaldi ve fotografta cektigi tarz manzaralara ali$ti. bu "gecici ali$kanlik", zor $artlarda cali$an ve oraya ait olmayan insanlarda "bir hayat/sansasyon" denklemini yanli$ cozme hatasini getirmi$ olabilir.
    ancak medeniyete, ulkesine dondugu zaman kendi icinde yaptigi bu adi pazarlik vicdanini rahatsiz etti.
    ve intihar.

    kisacasi kizamiyorum kendisine, ancak masum olmadigi da kesindir.
  • intihar ettiği zaman çevresinden birinin şöyle dediğini okumuştum. "niye intihar ettiğini anlayamıyorum. prestijli bir ödül almıştı. isim yapmıştı. iyi kazanıyordu ve çok güzel bir mankenle beraber olmaya başlamıştı." hakikaten neden ölmüştü. bir loser bile değildi, para, ün ve güzel kadınlar... sistemin yaratabileceği tüm kazanımlar elinin altındaydı. elinin tersiyle nasıl teperdi bunları o.

    için için kevin carter'ın intiharının ardında iddia edildiği kadar trajik ve soylu nedenler yattığı konusunda şüphelerim var. gerçi bir şeylerin sembolü olmaya yatkın bir öyküsü olduğu da gerçek. kendisi küçük bir kıza yardım elini uzatmaktan acizdi ama biz onu devleştirdik. biz onun küçük bir kıza uzatmadığı yardım elinin vicdanında açtığı yaralarından dolayı intihar etmiş olması olasılığını sevdik.
  • çocuğu orada bıraktı gitti diye kızdığımız ama o çocuğu, orada, o hale getiren insanların zerre sikimizde olmaması da biz onursuzluk içinde boğulup intihar edemeyenlerin ortak özelliği olsa gerek.
  • sudan'da, yerde sürünerek birleşmiş milletler'in gıda dağıtım yerine ulaşmaya çalışan bir çocuğun, arkasında ölmesini bekleyen akbaba ile birlikte çektiği resmi, 1994 pulitzer ödülü kazanan fotoğrafçı.
    aynı yıl, depresyona girmiş ve intihar etmiştir.
  • özer kanburoğlu'nun anlattığına göre kadrajın hemen dışında kızılhaç görevlileriyle beraber bir çok insanın bulunduğu ve aynı zamanda teleobjektifle optik zoom ve alan derinliğinin nimetlerini kullanarak en az 100 metre uzaktaki akbabayla çocuğu yakınlaştırarak çekilmiş fotoğrafın sahibi. bu bilgiyi doğru olarak kabul etmemiz durumunda bilinçli olarak kurgulanmıştır. bir çok kaynağa göre fotoğrafın dünya kamuoyunu bu denli etkilemesi sudan'a sağlanan yardımın büyümesini sağlamıştır. fotoğraf ve basın etiği açısından en çok tartışılan ve bu konudaki hemen her fotoğraf okumasında adı kevin carter'la beraber geçen bu an, yukarıdaki bilgilerin geçerli olması halinde carter'ın intiharıyla olan bağını da kaybetmektedir.
  • sudan'a gittiği kankası, portekizli fotoğrafçı joao silva'nın dediğine göre fotoğraf çekildiği sırada çocuk zaten kampın çok yakınında, ailesi de yardım uçağından yemek almak için çocuğu orada bırakmışlar. üstüne aynı bölgede olan iki ispanyol fotorğafçı da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

    şimdi fotoğrafı çekerken fotoğrafı etkileyici kılmak fotoğrafçının en önemli kaygısıdır, ve malum fotoğraf yeterince bu etkiyi taşımaktadır ki, kendilerine pulitzer'i getirmiştir. ayrıca bildiğim hiç bir fotorğafçı, ahanda bu fotoğraf bana ödül getirecek diye çekmez, çekmek istediği konuyu en etkileyici hale getirip, gerçek ve etkileyici bir haebr yapma peşindeidr, buna ekmek parası kazanma kaygısı diyin, dünyayı değiştirme kaygısı diyin, diyin de diyin.

    kaldı ki o çocuk ölmüş olsa bile bu çekilen fotoğraf onun gibi yüz binlercesini kurtarmıştır. işte bu da bu olaydaki ironidir.

    intiharı içinse, zaten kafadan sakat olan carter, başka bir yakın arkadaşı ken oosterbroek'in de ölümünden etklenmiş olması olasıdır. zaten intihar notunda, "eğer yeteri kadar şanslıysam yanına geliyom panpa" tarzı bir şeyler karalamıştır.

    yani anlamsız atarlı giderli, şerefsiz götveren, zaten kendisini intihar etmiş de, ödülü de götüne girsin falan tarzı paranoyak hayallerinizi bir kenara bırakın, aslında bildikleriniz sizin bildiğiniz şekilde gelişmemiş olabiliyor zaman zaman. yani olur mu olur, ama derseniz ki biz carter'ı da iyi biliriz, keşke bunu cenaze namazında söyleseydiniz hocaya koro halinde "iyi bilirdik, iyi bilirdik, iyi bilirdiiik..."
  • vakti zamanında kendisi için coşkun aral şöyle demiş:

    "benzer anları yaşamış bir foto-muhabir olarak bu anı görüntüleyen meslektaşım kevin carter’ın yaşadıklarını anlayabiliyorum. savaş ve açlığın bütün acımasızlığıyla hissedildiği bir bölgede, sudan’da, böylesine vurucu bir anı görüntüleme fırsatı bulan meslektaşımızın, zamanı durdurduğu bu anda büyük olasılıkla aklında olan tek şey bu fotoğrafın dünya kamuoyunda yaratacağı tepki ve bunun sonucunda dünya ülkelerinin sudan’a yönelik yardım girişimlerinde bulunma ihtimali. o anda, o fotoğrafı gerekli yerlere ulaştırma güdüsü ve bu nedenle de bir an önce bulunduğu yerden ayrılma isteği sadece o anı yaşayan insanların anlayabileceği bir psikoloji."
  • öyle bir manzarayı görüp de fotografını çekebildikten sonra hiçbir şey olmamış gibi arkasını dönüp gittiğine inanmadığım adam...
  • çekenin değil, o duruma neden olanın utanması gereken tartışmalı fotoğrafın sahibi.
    kaldı ki başında akbaba bekleyen kız çocuğu ıssız çöllerin ortasında bir başına ölmekte değil, diğer çocuklarla birlikte gıda merkezinin içerisinde annesinin yiyecek almasını beklemektedir ve akbaba da en az 20 metre uzaklıktadır. kevin carter gibi pek çok fotomuhabir bu kızın ve diğer çocukların etraftaki akbabalarla pek çok karesini çekmiştir, ama en etkileyicisi bu olmuştur.
    intihar sebebine gelince. küçük kıza yardım etmediği için değil tabii ki. sadece o değil en azından. tanık olduğu/karelediği tüm acılar, adaletsizlikler, haksızlıklar, eşitsizlikler nedeniyle insanlığından utanması, fırsatçılığa dayalı onursuz bir dünyadan onuruyla ayrılma isteği, belki daha iyi bir dünyaya kavuşma hayali ve benzeri... ben demiyorum, intihar notunda kendisi diyor:
    "i am depressed... without phone... money for rent... money for child support... money for debts... money!!!... i am haunted by the vivid memories of killings and corpses and anger and pain... of starving or wounded children, of trigger-happy madmen, often police, of killer executioners... i have gone to join ken [recently deceased colleague ken oosterbroek] if i am that lucky."

    o sırada kalede:
    zavallı aç biçare çocuğu korumadı diye söylenenlerin birçoğunun iştahı gayet yerinde.
  • malum fotoğrafı çektikten sonra kafaya dank etmiştir bazı şeyler; psikolojik tedavi sürecinde sürekli ''o çocuğa ne oldu?'' diye sayıkladığı rivayet edilir... kısa süren hayatı içinde (1961-1994) çektiği 'o' fotoğrafla bizim kafamızda da dank sesi çıkartmayı başarmıştır...