şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hakeza)
  • (bkz: taşoda konserleri)'nde pazar günü sahne almış, beste çalan grup.
  • çok sevilen, cümleye ayrı bir akıcılık, şairenelik kattığı düşünülen bağlaç. zannediyorum bu yüzden sıkça zira kullanılması gereken yerde kullanılır, cümleyi akıcı kılacağına anlamsız kılar.
  • ayni sekilde, bunun gibi yine vs anlamina gelen ama insanlarin anlamini bilmeden inatla kullanmaya kastiklari ve beni deli ettikleri baglac.
    örnek cumle: su anda bu yaziyi yazarak yarinki finalden kalmami sagliyorum. keza ertesi gun de kore'den kalicam.
  • 1. körfez savaşı sırasında cnn yayınlarını simultane tercüme eden bayan çevirmen sayesinde öğrendiğim bağlaç.
  • dokuzuncu nesil çaylak.
  • ne yazık ki zira yerine kullanılır ve bu kullanım sonucunda komik cümleler ortaya çıkar.

    ayrıca tdk'ya göre bağlaç değil zarftır.
  • sıklıkla, cehaletle, "zira" yerine kullanılan kelime.
    çok meraklıysan "zira"nın öz türkçesi var* onu kullan. keza'dan ne istiyorsun. yeter be kardeşim bin yıldır aynı hata.
  • uzun bir zaman boyunca, en başından beri, kendisini zira olarak düşünmüş birisi için keza bir ziradır artık. öyle olmadığını bildiğinde bile öylesine ziradır keza.

    olduğum yerde dalgın bir yürüyüşteyim. taşlar kaygan. arada dengemi yitirip düşmemek için duvardan destek alıyorum bu dar sokakta ve elime bulaşıyor pislik yapış yapış; uzaklaşmak istedikçe benle birlikte uzuyor. bu yapışkanlıktan, rutubetten, kayganlıktan kaçmak, kuru kupkuru bir dünyaya saklanmak istiyorum. olmuyor. gidecek hiçbir yer yok, geri dönecek hiçbir yer yok; birkaç küçük unutuşta saklı sadece nefes almak ve bazen seralardan gizli bahçeler uydurmakta.

    herkesin bir modus operandisi var; gerektiğinde gözlerini kapama en yaygını. neyi kabul ettiğiniz, ne olduğunuzu söyler. bir şeyi çok fazla oynarsa kişi, oynadığı oyundur artık gerçeği. bireylikleri sadece birer laftan ve görüntüden ibaret olup yaşamlarının sorumluluklarını bir başkasının kendileri için taşımasını bekleyen kuklalar dünyası. özünde faşizme olanca açık, saçma sapan ruhlar geçidi. ama bir orospu çocuğu olduğunu kabul ettiği sürece insan yaşadığı her pisliği de temizler. tiksintiyi yaratan pislik değildir, pisliğin nasıl sunulduğudur.

    santayana, yaşamak zaman kaybı, demişti, özünde yaptığımız her eylemde sonsuzluğu ararken.

    çocuk doğası ağır terbiye altında ezildiğinde, aynı acıyı başkalarının da çekmesini ister ve bu yüzden mutlak kötülüğün doğası çocuğun doğası ile iç içedir böylesine. zira çocuğun doğası yasamın yapısı denen mevhumdan bihaberdir ve yasamın yapısı denilen lanet ruhuna henüz işlenmeye başlamadığı için de dünyayı sıradanlaştırıp normalleştirmekten uzaktır ve görebilmektedir akışı. belki de bundan, içindeki çocuğun hala nefes almakta olduğu kişilere sözde bir ahlaksızlığın da giydirilmesi.

    akıl tutulmalarımız kadar var olabiliriz sadece ve sadece... ve akıl tutulmaları.