şükela:  tümü | bugün
  • en sonunda açtığım ders.

    üşenenler için makalenin özeti: kezban, aşırı kibirli bir kadın düşmanı kadındır.

    yaz okulu döneminde bu başlıkta bu konuyla ilgili paylaşımlarda bulunarak "kezban nedir? kezban türleri nelerdir? bir insan neden kezban olmayı ister?" sorularına cevap vereceğim ve sözlükte kezban tanımıyla ilgili yapılmış yanlışları düzeltmeye çalışacağım.

    101'de işlenecek konular:
    kezbanın tanımı, kezban türleri, kezban savunucularına cevaplar, keşban teşhis kriterleri ve kezbanın standart sapması.
    201, 202 ve 303'te kezban oluşumunda etkili olan ekonomik, sosyal ve kültürel parametrelere değineceğiz. tüm dersleri başarıyla bitirenlerin isimleri kezbaniyet müzesi'nin girişindeki onur tablosuna yazılacak.

    sonraki dönemlerde işlenecek derslerin* * * konularını (kezban oluşumunda etkili olan faktörler vs) bu derste göremeyip derse bok atan ve bana küfür edenlere tavsiyem derse katılmamaları ve bu başlığı okumamalarıdır.

    sevgili kezbanlı başlıklarda kezbanı savunan erkek yazar,
    kezbanlık bir sonuç değil bir seçimdir.
    kezban; aslında ne yaptığını çok iyi bilen, yalan söylemede ve karşındakini kullanmada usta, bozuk psikolojisini düzeltmek için tedavi görmek yerine psikolojisini bozacağı başka canlılar arayan bir toplum zararlısıdır.
    en sağlam insanın bile psikolojisinin (rahatlıkla) bozulabileceği bir toplumda kezban hayatta kalabilmek için parazit yaşam tarzını bilinçli olarak benimser. aynı sorunları yaşayan kadınların pek azı kezban olur.
    kezbanı savunacağınıza onları tedavi olmaya ikna etmek toplum için ve ortak geleceğimiz için en doğrusudur.

    sözlükteki kezban tanımlarında ise makyaj, giyim, yeme alışkanlıkları gibi türkiye kültürüne ve türk kızlarına karşı kusulan bir nefret var.
    tüm türk kızları kezban değildir. ek olarak kezbanlık dışta değil, içtedir. bir kadının görünüşünden kezban olduğunu anlayamazsınız, freud bile anlayamaz. kezbaniyet diye adlandırılan durum bir çeşit psikozdur ve bu kadar kolay tanımlanamaz. lütfen kezban tanımının içini boşaltmayın.
    sizin gibi gerizekalıların kadınlara karşı duyduğu nefret yüzünden insanlarda "tüm türk kızlarına kezban diyor kadın düşmanları" gibi bir algı oluşuyor ve gerçek kezbanlar bu kargaşada aradan sıyrılıp kurbanlarının hayatlarını mahvetmeye devam ediyor.

    unutmayın ki bir kezban amacına ulaşınca yalnızca birlikte olduğu erkeğin yaşantısını mahvetmez, çocuklarını da ruh sağlığı bozuk bireyler olarak yetiştirir.

    kezban savunucularından kadın olanlar;
    bin çeşit hasta erkek var: dayakçı, tecavüzcü, aşırı kıskanç, aldatmaktan gurur duyan vs.
    biz erkekler neden bu tipteki erkekleri sahiplenmiyoruz?
    neden içinizdeki hasta kezbanları sırf kadın oldukları için savunuyorsunuz?
    onları tedavi olmaya ikna etsenize?
    onlara, onların farkında olduğumuzu söylesenize?
    onlara hiç de uyanık olmadıklarını vurgulasanıza?
    bu derste kadın düşmanlığından ötürü her sahip olamadığı kadına kezban etiketi koyan erkekleri itin götüne sokuyorum, kezbanlığın giyimle-sosyal statüyle-kültürel birikimle alakalı olmadığını anlatıyorum ama siz hala hasta bir kadın tiplemesini deşifre ediyorum diye(sırf bu tipleme kadın diye) bana nefret kusuyorsunuz. derdiniz ne sizin kuzum?

    önsöz:
    öncelikle bu makale en sık görülen kezban türleri ele alınarak hazırlanmıştır.
    kezbaniyetin kültürel bir sorun değil, psikolojik bir bozukluk olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. bu sebeple kezbaniyeti kültürel eğilimlerle tanımlamayı tercih edenlerle bu makalemde yollarımız ayrılıyor.
    kültürel birikimsizlik genellikle kişinin elinde olmadığı şartlardan kaynaklanır ama kezbanlık kesinlikle bilinçli bir tercihtir.
    kitap okuyan, spor yapan, iyi eğitim almış nice kezbanın da dehşet saçtığı topraklarda kezbaniyetin kültürel bir sorun olarak ele alınması kesinlikle jakoben bir yaklaşımdır.
    amacım olabildiğince çok insanı kezban terörü hakkında bilinçlendirmektir.

    kezbanın var olduğunu hepimiz biliyoruz ama iş onu tanımlamaya gelince çoğumuz yanlış yapıyor. bir kısım sözlükçü ise türk kızlarına nefret kusarak kezbanlık kavramının içini boşaltıyor.
    apaçiyi tanımlamak çok kolaydı. giyim, kuşam, müzik ve şiddet eğilimi üzerinden apaçi tanımı yapmak birikim gerektirmiyordu.
    ama olay kezbana gelince ciddi bir bilgi kirliliği oluştu.
    bu noktada iş başa düştü.

    ______________________________________________________

    kezban nedir?
    ahlak anlayışı ikiyüzlü ve cinsel psikolojisi bozuk,
    cinselliği kadının verdiği erkeğin aldığı bir alışveriş gibi gören,
    kendini prenses sanan,
    mükemmellik sanrısı içerisinde,
    asla kibirini gizleme gereği duymayan,
    borderline kişilik bozukluğu'nda ve narsistik kişilik bozukluğu'nda görülen davranışların önemli bir kısmına sahip,
    çevresindeki tüm erkeklerin kendini götürmek istediğini sanan,
    kadın olarak birey olamayıp(tüm harcamaları erkeğin yapması gerektiğini düşünüp) kendi ayaklarının üstünde gerçekten durabilen hemcinslerine bok atan,
    genellikle popüler kültür dışında bir birikimi olmayan asalak canlı.

    kezban, toplumsal bir bug'tır, bu sistemden çıkan büyük bir parazittir:
    modern görünümlü, ataerkil toplum yapısına her fırsatta bok atıp asalak gibi yaşamayı( kendine bakabilecek erkek aramayı) kendine hak gören, doğuyla batı arasında tam da işine geldiği gibi sıkışıp kalan, cinselliği her zaman ikiyüzlüce yaşayan(anal ve oral seks yapıp bakire kalmak mesela), cinselliği her zaman bir silah gibi kullanan, cehaleti ve özgüveni arasında doğru orantı olan, mükemmellik sanrısında olup kendini geliştirmek için hiçbir şey yapmayan ve bununla gurur duyan(hç kitp okumam!!)...

    aşağılık kompleksiyle aşırı kibirin iki yakın dost olduğunu belirten sayısız psikolog vardır.

    tüm aşırı kibirli kadınlar kezban değildir ama tüm kezbanlar aşırı kibirlidir.
    bir kezbanı teşhis ederken önce onun kibirinin ne boyutta olduğuna bakarız. hayatta hiçbir şey üretmediği halde aşırı kibirli tavırlar sergileyen kadınların %94,34'ü kezbandır.
    bir kadının sadece cinsel konularda ikiyüzlü ya da tutucu olması onu kezban yapmaz. kezban olması için bu özelliklere ek olarak aşırı kibirli olması gerekir.
    eski türk kadınlarının çoğunun kezban olmayışının sebebi budur. narsizm çağında yaşıyor olmamız, en büyük şanssızlığımızdır.

    artık, günümüzün tipik hastası belirgin bir arzusuyla çatışma içinde olan nevrotik birey değil, benlik kaybına bağlı özdeğer düşüklüğünü savunmacı çeşitli çabalarla yüksek tutmaya çalışan narsisistik bireydir. keza, artık hâkim patoloji arzunun babaerkil otorite tarafından bastırılmasının sonucu ortaya çıkan klasik nevroz değil; arzunun kışkırtıldığı, yörüngesinden saptırıldığı, ne kendisine tatmin bulacağı uygun bir nesnenin sunulduğu ne de tutarlı denetim formlarının sağlandığı modern bir psikopatoloji biçimidir (kovel, 1976).

    kezban, kadın olmanın gerçekten çok zor olduğu türkiye'de yasal açıklıklardan faydalanıp evrilmiş bir kadın türüdür. bu zorlukları işine geldiği gibi kullanıp parazit yaşam biçimini kendine hak gören ve kendisi gibi yaşamayı reddeden hemcinslerine her zaman düşman olan bir toplum zararlısıdır.
    aynı zorlukları yaşayan sayısız kadın olduğu halde kezbana evrilmeyenler, bu makaleyi yazmam için bana motivasyon kaynağı olmaktadır.

    kezbaniyet, birçok düşünürün vakti zamanında bi şekilde değindiği önemli bir sorundur.
    erikson’un psikososyal gelişim dönemleri'ni incelediğimizde kişinin ergenliğe kadar şu dönemlerden geçeceği varsayılır.
    1.temel güvene karşı güvensizlik (0-18 ay),
    2.özerkliğe karşı utanç ve şüphe (1,5-3 yaş),
    3. girişimciliğe karşı suçluluk duygusu(3-6 yaş),
    4. çalışkanlığa karşı yetersizlik duygusu(6-11 yaş),
    kimilerine göre kezbaniyet temel çocukluk aşamalarını atlatamayıp bu dönemlerin çoğuna(evet çoğuna...) takılıp kalmış olmaktan kaynaklanan bir nevrozdur.

    bu dersin lab çalışmalarında kezbanat bahçesi'ni ziyaret edip kezbanları yakından inceleyeceğiz.
    ______________________________________________________ _____________________________________________________
    en sık rastlanan kezban türleri nelerdir?
    not: bazı kezbanlar, aşağıdaki özelliklerin hepsini bir arada gösterebilirler.

    1) hem fanatik taraftar hem de militarist olan kezban:
    penisi varmış gibi sikmek sokmak kelimeleri ağzından düşmez.
    harbi kız olduğu için erkek muhabbetini çok iyi yapar.
    kızların çoğu onu "çekemez". arkadaşlarının çoğu erkektir.
    maçlardan sonra okuluna/işine muhakkak formayla gider.
    derbilerde cırtlak bir sesle "orosbu çocuğuuee" diye hakeme bağırdığı görülmüştür.
    sarışındır ya da muhakkak bir gün sahte sarışınlığı tadacaktır.
    genellikle çok sık kilo alıp verir.
    hayatının her döneminde aşık olduğu futbolcular olmuştur.
    ofsaytın anlamını biliyorsa her ortamda ofsaytı bile bildiğini bir şekilde gösterir.
    hayatında kendisiyle en çok gurur duyduğu an, gittiği futbol maçında kameraman tarafından zoom'landığı andır.
    o anı profil resmi yapmıştır, çıktısını alıp işyerinde ofisine asmıştır.
    futbolcuların model sevgilileri ona göre orospudur, kezbandır.
    kıskandığı kadına kezban diye bok atan kezban olarak da tanımlanabilirler.

    terör eylemlerinden sonra en çok coşan yine bunlardır.
    ekseriyetle ırkçıdır.
    türk kürt fark etmez, "milliyetçidir allaha şükür".
    hayatında eline kurusıkı tabanca bile almadan öldürmeyi yüceltir.
    dış politikada bir sorun yaşandığında gözünü kan bürür.
    ona göre savaş "assslan gibi çocuklar"ın 3 günde halledeceği bir olaydır.

    oynamadığı futbol ve savaşmadığı askerlik onun kutsallarıdır, aidiyet hissini tamamladığı babasının tarlalarıdır.
    kendini tanımlarken ırkını ve takımını öncelikle söyler.

    2) sanal alem kezbanı:
    sosyal medya diye adlandırdığı platformda durmadan yediği içtiği sıçtığı şeylerin fotoğraflarını yayınlar.
    15 dakikada bir birilerine laf sokar, kendi değerini vurguladığı en klişe aforizmaları patlatır. unutulmayan kezban sözleri başlığında yazılan sözlerin çoğunu bir zamanlar o paylaşmıştır.
    twitter'ını bile "tanımadığım erkekler ekliyor uyuz oluyorum!!" diyerek kapattığı olmuştur. ona göre internetteki tüm erkekler onun peşindedir ve hepsi sapıktır.

    maçlardan-ayrılıklardan önce ve sonra tek kelimeyle paylaşım terörü yaratır.
    sayesinde facebook kapatmışlığım vardır.

    3) evlilik ve maddi çıkar peşinde koşan prenses kezban:
    en tehlikeli kezban türü.
    birlikte olduğu erkeğin tek kelimeyle ömrünü yerken bir yandan da ruh sağlığı bozuk bireyleri dünyaya getirir ve toplum düşmanı olarak yetiştirir.
    tedavi edilmeyen kezbanların belli bir yaşa gelince dönüştükleri bölüm sonu canavarı budur.
    bu sebeple kezbaniyetin tedavi edilmediğinde ne kadar tehlikeli sonuçları olabileceğini fark etmek zorundayız.

    4) mükemmellik sanrısında kaybolmuş kezban:
    "mükemmel olduğunu söyle ve buna inan, elbette sana inanan biri çıkacaktır."
    ahlak anlayışı kendi gibi dejenere olan kezbanın hayatta en iyi kıvırdığı şey yalandır. yalanı hayatının en büyük parçası yapmıştır. mükemmellik sanrısı da bunun bir yansımasıdır. hiç çekinmeden kendine dahi yalan söyleyebilen kezban, son yıllarda okuduğu (muhtemelen) tek kitap olan secret'tan çıkardığı dersler sebepli bir şeyi çok ister ve inanırsa onun olacağını düşünmektedir.

    ______________________________________________________

    kezban teşhis kriterleri?
    bu çok zor bir konudur. yukarıda belirttiğim gibi kezban teşhisi konurken giyim, kuşam, müzik zevki gibi özelliklere bakmak yararsızdır. korelasyonu 0,1 bile değildir bunların.

    kezbanlık kültürel değil psikolojik bir sorundur.
    yine de bazı özellikler kezban teşhisinde ilk aşamada kullanılabilir.

    1) kezban yalancı olur.
    tüm yalancılar kezban olmasa da tüm kezbanlar yalancıdır.
    kendini pazarlarken, ailesiyle konuşurken, birlikte olduğu kişiyle konuşurken, seksten önce, seksten sonra, iş yaşamında kısacası her yerde kezban yalan söyler.
    mesela kezban kilosunu hep -10 kg, boyunu hep +5 cm söyler.
    kezbanların standart sapmasını hesaplarken sırf bu yalan yüzünden kaç haftamı boşa harcadığımı bir ben bilirim.

    2) kezban kendi gerçeklerinin farkında olmadan şımarıkça taleplerde bulunur.
    ortalama bir kezban
    -kendi kiloluyken atletik vücutlu erkek arar.
    -kendi 1.60 ise 1.80 boyunda erkek arar.
    -kendi sadece televizyon izlese de kültürlü erkek arar.
    -kendi tembel olsa da çalışkan erkek arar.
    -kendi evde otursa bile kariyeri olan erkek arar.
    -kezban kesinlikle adam gibi adam arar.
    -eşinin hem çok çalışkan hem de kendisine çok zaman ayıran biri olmasını ister.
    -kendi kötü bir eğitim alsa bile eşinin ya çok zengin ya da çok iyi eğitimli olmasını ister.
    daha da komiği bunları talep eder.
    ortalama bir kezbanın arkadaş arama sitelerinde talep ettiği en mütevazi şeyler, yukarıdakiler gibidir.

    3) kezban mükemmellik sanrısı içindedir.
    kezbanların büyük çoğunluğu spor yapmadıkları, kilolu oldukları, kitap okumadıkları, kültürel aktivitelerde bulunmadıkları, iyi bir eğitim almadıkları, tüm gün evde-internette takılıp televizyon izledikleri halde mükemmel olduklarına ve her şeyin en iyisini hak ettiklerine inanırlar.

    4) kezbanın taşınma isteği vardır.
    kezban aradığı erkeği tarif ederken kesinlikle "beni taşıyabilecek, beni kaldırabilecek" gibi tanımlar kullanır. bunun bilinçaltında o bir türlü verilemeyen 5 kg. fazlayla mı yoksa sağlıklı çocuklar doğurabileceği güçlü erkek arayışıyla mı ilgili olduğu bir muammadır. kimi psikanalistlere göre bu bebeklik dönemini atlatamamış olmakla alakalı bir sıkıntıdır.

    5) kezban ataerkil dili pek sever.
    kezban; her ne kadar kendisine karışılmamasını, kadın erkek eşitliğini savunsa da(modaya uymak için tabii ki de) erkeğin üstünlüğünü benimser ve bunu kullandığı dilde gösterir:
    -adam gibi adam
    -adamın dibi
    -erkek dediğin..
    -sokmak koymak çakmak vs.

    to be continued...
  • sırf birinci maddesine bittiğim, kitab-ül kutsiyet, tam bir şaheser olmaya aday fevakalâdenin de fevkînde yazı dizisi. takipteyiz efenim.
  • -hayırhayırhayır hayırr ordan olmaz ordan diil ordan diil acıyor diil diil diill
  • rus kızları 30 undan sonra çö.. yanlış yermiş pardon.
    evet bizi anlatıyor.
  • ingilizcesi olan introduction to kezban 101'i "ayyy goruyo musun, hemen de benle tanismak istiyooogg!" diye anlayanlarin hezeyanini anlatan ders.
  • bir dönemin yetmeyeceğini düşündüğüm ders. kezbana giriş 102 ve devamında ileri kezbanlık 201 ve ileri kezbanlık 202 gelmelidir. bu bölümlerde aile yapısı incelenir ise kezbanı uzaktan tanımak şansını öğrenciler edinebilirler.

    not: uzaktan tanımak, fazla samimi olmadan hayatın içine almadan, olarak işlenecektir.
  • zorunlu okutuluması gereken ders.. dersi derste dinleyin lütfen, sonra hoca size takar tabi..
  • herkesin kendisine girmeyi hedeflediğini düşünen insan güruhunu tasvir icin açıldığı da düşünülürse talihsiz bir isme sahip olduğu aşikar derstir. başlangıç falan denirse paranoya azaltılabilir. yoksa "gördünüz mü bak, hepsinin derdi sana/bana girmek" diye düşünülmesi işten bile değil.
  • muhtemelen günümüz kezbanı hakkında ders.

    öyle ya niye kezban paris' tenin hülya koçyiğit ' i tipinde biri için böyle bi ders açılsın. geçmişte kaldı. o dönemin kezbanları şimdi birer hanfendü. hanfendü dedim de aklıma geldi, bi diğer kezban örneği de gülriz sururi' nin keşanlı ali destanı' nda canlandırdığı zilha' dır. hülya avşar ' ın canlandırdığı kezban'lar da vardır ama özellikle gülriz' in ( benim canım ) zilha' sının eline su dökemez. neyse zaten bu ayrı bi entari konusu. entari demişken kezbanlar entari giyerlerdi eskiden...
    aslında köyden kente göç değil de kentin kenarlarının giderek köyleşmesi beraberinde köyden kente gelenlerin de şehirli ile köylü arasında ikirciklenmesi, ne yardan ne serden geçmesi, köyden kente inmesi değil kentin yüksekçe yerlerine tünemesi, arafta kalması, apaçi olması / oldurulması hadisesi ile bağlantılıdır bu kezban olma durumu...
    işte bu hal ve şerait eskiden gelenlerin zamanla sindirmiş olduğu, bir şehre ayak uydurmaklık hali, bi ne yapacağını bilirlik, bi durmuş oturmuşluk halidir. yanyana gelsen bakarsın ve anlarsın ki köyde gelmiştir ama sindirmiştir şehri. şehre, şehrin insanına da bi terbiyesizliği yoktur. önlenemez bir hırsı , bi kudurmuşluğu, bi arsızlığı, bi uğursuzluğu olmaz , olabilemez.
    oysa şimdilerde eğitimini tamamlayıp şehre gelmiş, küçük şehrin - kasabanın accık güngörmüş eşrafının bilumum kızları görgüsüzlük bayrağını dalgalandırmakta bi beis görmüyor.
    bunların bi kısmı çalışan kadın. dikkatle bakıldığında hırs küpü, sürekli koşuşturan, sürekli iş konuşan, sürekli yönetme arzusunda ( ki bu öldürücü bi hal alıp iş dışında da bir kontrol manyaklığına evrilebiliyor ve daha da kötüsü herkes bunu normal sanıyor, normal olarak giderek anormalleşiyoruz ) olan bu kadınların - daha dikkatli ama sığ bir bakışla bakacak olursanız - çoğunun dip boyası gelmiş oluyor, çoğu parmak uçları açık topuklu hatta platform topuklu ayakkabı giyiyor, çoğu özel hayatında konuşmadığı ve konuşmayacağı bir ses tonuyla konuşuyor, çoğu gerçek olamayacak kadar kibar...
    bunların çalışmayanlarının da durumları / dramları aslında hep aynı. her daim bakımlılar ama ruhlar çökmüştür. her başarılı erkeğin arkasında bi kadın vardır lakırdısının arkasında evinin kadını çocuklarının anası kocasının biricik karısıdır bu kezbanlar. üretmekten ziyade tüketmek yegane gıdalarıdır. sidik yarışı diye tabir ettiğimiz bu topraklar üzerinde yapılanının - kıyaslama şansımız olsaydı - dünyada rekorlar kıracağından emin olduğumuz bir yarışmayı hemcinsleriyle yapmaktan çekinmeyen - örnekleyecek olursak goodfellas' taki gangsterlerin eşleri gibidirler - enteresan varlıklardır. bu maddi hayatın hay huyu içerisinde kezbanlar gece tek başlarına yastığa başlarını koyduklarında saçlarını süpürge ettikleri kocalarının kimbilir hangi aşüftenin kollarında iş toplantısı yaptığını düşünmeden edemezler...bu dışı tatlı ama içi acı hayatın acısı da kuaförde makina altında saç yaptırırken dedikoduyla ya da limitsiz kredi kartıyla yapılan sınırsız ve hastalıklı alışverişlerle çıkmaz elbet...
    kezbanlar genellikle bakımlı olmaya gayret sarfederler. bazen bakım hadisesi çeşitli sebeplerle aksadığında bakımsızlıkları - yukarıda bahsettiğim gibi - sırıtır.
    bakkal müziği severler, tarzları böyledir. tiyatroya pek ilgileri yoktur ama sinemayı takip ederler. tabii fellini kim diye sorarsanız italyan modacı cevabını alma ihtimaliniz yüksektir.
    bekar olanları modayı sıkı sıkıya takip eder, dekolte - frikik vermeyi sever. kezbanlığını göstermeden birini tavlarsa ne ala, tavlayamazsa yeni maceralar yelken açar...
    kezban milletinin en büyük özelliği kösnül olmalarıdır.

    işte bu ve birbirine beş benzemez kezbanlardan uzak durmaları için erkeklere kezbana giriş 101 adlı dersi 4 yıl okutmakta fayda vardır.
    lakin erkek milletinin kösnül kadın sevme hastalığının önüne nasıl geçileceği hala bir muammadır.