şükela:  tümü | bugün
  • sevimlilik adı altında, her eylem içeren cümlenin sonunda uzatarak kullanan beyinsizleri ayırt etmeye yarayan bağlaç. şu zamana kadar hep yazılı karşılaştım, umarım bir gün bu şekilde kullanan kız falan görmem.
  • sifat olan ki bitisik yazilir. ornek: mactaki adam.
    zamir olan ki bitisik yazilir. ornek: benimki.
    baglac olan ki ayri yazilir. ornek: oyle zannediyorum ki gelmeyecek.
    bazi istisnalar soyledir:

    sanki
    oysaki
    mademki
    belki
    halbuki
    cunku
    megerki
  • türkçede çocuklara isim olarak konmamış bir ek dahadır kendisi. diğerlerinden daha da sevimli üstelik. ama işte ki bir kere ki iken buralarda, zor haliyle bir başka şey olması. neyse peşrevin kısası makbuldür.

    doymaktansa olmayı yeğlediği bir zaman diliminde, herkesin yapabileceği şeyleri ipe dizmiş bir bir geçirir iken aklına düşüverdi: deneyimim, başkalarının deneyim hayali olarak bu dünyanın gramerinde bir tasarıma sahip olamadığı ve yazgı olarak adlandırıldığı için bir ismim yok.

    safaride değilim. açım ve midem kazınıyor. koyu bir kahve mide bulantısı, daha ötesi değil. ateşe su dökmeyi unutma. herkes bir parça sinirli mi? elmayı pantolonuna sürtme. öyle bakmayı da kes! üzerine de kalın bir şeyler giy. dizlerinde battaniye. masa lambası arkanda yanmakta. perdeler kapalı. elinde kitap. sehpa sağında. üzerinde kül tablası ve bir fincan. hepsi ayrı bir an. birbirlerine dokunmuyorlar bile. zaman akıyor yavaş yavaş. dirseklerim yara bere içinde. sol dirseğim kanıyor gibi ama kanamıyor; kanıyor gibi sadece. görüntüler sepya. işkillenmeli miyim?

    kaburgaları çıtadan yapılma bir şişirilmiş tulum ben denen. attığım her adımla çatırdadığımı hissediyorum; alttan alta bir uğultu. ayaklarım su torbası, göz kapaklarıma birer toplu iğne saplı; düşünülmemesi gereken her şey birer düşünülmesi gereken. yapıştırılması gereken bir gülümsemeden, her şeye rağmen, ayakta duracak mecali kalmamasına rağmen, bir insan olma onuru adına her defasında ayağa kalkıp yumruğunu bekleyecek olandan ibaret bir ben. ayılmak adına her gün bir altıpatlardan tek bir el çeken, bir boş klik sesiyle beraber ertesi güne giden ve tekrardan bir el çeken ve böyle böyle her bir günü ardına düşüren ben.

    korkularına hayat diyen, bunun üstüne bir ahlak inşa edip doğrular ve yanlışlar üreten vasatlığın bir yandan kanıksanmış olana karşı çıkısını, öte yandan tekrar kanıksanmış olanı çoğaltmasından bıkmış, bir elimde kahve, gözlerim hafiften uykuya kırpık, külünü dökmeden sigaramdan nefes çekmeye çalışıyorum. küçümen burjuvaların kendi tahayyüllerinde yarattıkları kodaman dünyalarına bulaşmadan geçirilmesi gereken bir gün daha. durumlardan ve bahanelerden kalma kaypak bir ahlakın yavşak temsilcileri ile tıka basa dolu ama kusmak nedir bilmeyen obur bir dünyaya tek başına kuş tüyü olmak beyhude; gözü dönmüş, bir lokmada yutuyor önüne çıkanı.

    neyi böylesine korumaya çalıştıklarını, hayatın sunulmuş halinin dışında kalan durumlara baktıklarında sadece bir dramı görmelerini anlayamıyorum. belli bir normallik içinde çerçevelenmiş dünyalarında, o çerçevenin dışındaki her durumu, her bir küçük hayat için bir trajedi olarak meyletmeye hevesli, yitip gitmiş insan ruhları. yaşamın, insanların birbirlerini birbirlerine kurban etmesinden öte bir yere gitmediği ve haliyle yaşamayarak sadece birbirlerini seslendirdiği bir küçük cehennem bu dünya ama hani benim de görüp görebileceğim tek hadise bu dünyayken, aptallığa, küçük burjuva ahlakının kokudan durulamayan o sahte ve ikiyüzlü hayatına kendimi düşüremedikçe bir gülümseme de zor.

    salak insanların neden benim gibi salak olmuyorsundan tiranlıklarında gün be gün kurşuna dizilerek, asılarak, giyotine gönderilerek geçip giden zamanın arasında an geliyor hiçbir şeyin bir şeyliği kalmıyor ve eh bu kadarı kafi diyip siktir çekmeye başlıyorsun üçkağıtçılara.
  • bu, "ki" kardesimizin basina gelenler benim cok canimi yakiyo, icimi acitiyo be nurettin?

    bak simdi orda ki, istanbul'da ki halamlar var ya hani?
    var ya nurettin

    nurettin bu "istanbul'da ki" boyle mi yazilir? sen "istanbul'daki" dediginde, "istanbul'da" deyip, es verip sonra mi "ki" diyorsun nurettin?

    yooo.

    e o zaman?

    yahu su bosluk, es iste yahu. yani "ben de" ile "bende" arasindaki farki bilmek icin "dahi" anlamina geldigini bilecek kadar dahi olmana dahi gerek yok. iste istanbul'daki ki'nin o ki olmadigini bilmek icin de bunu yap. once bi telaffuz et. nasil?

    vallahi korkuyorum, nurettin. vallahi bak. bir gun gelecek "i ki"nin de yine boyle ki'sini ayri yazacaksiniz diye cok korkuyorum, nurim ettinim.

    istanbul'da ki i ki abimden kucuk olani, te ki n abim...

    ahh ahh

    ve iste ki'dir seslenir

    der ki

    ben ki, o "ki" degilim. ben ki, o "istanbul'daki" sozcugunun sonunda ki(!) "ki" degilim. "sonundaki" sozcugunun sonundaki "ki" hic degilim. onlar ki ben degilim, ben ki onlar degilim, nurettin'im.

    arkadas bari debe'ye girdiginizde edit'leyin, duzeltin su ayri yazdiginiz ama ayri yazilmamasi gereken ki'leri. vallahi de uzuluyorum, billahi de uzuluyorum. oyle bir uzuluyorum ki, amrabat. ay aman nurettin.
  • kezbanlarin elinde iskence aracina donusen ek.
    orneklerle aciklayalim:

    "bende seni cok seviyorum kiiii"
    "optumkii cokk"
    "ben de gelmek istiyorumkiii"

    allah belanizi versin. imlaniza kopek sicsin. ki ile de/da birleşip babanizin sarap canagina sicsinlar. cok sinirliyim.
  • 4. sınıfa giden yeğenimle ödev yapıyoruz. soruya baktım: "birleşik ve ayrı yazılan ki". istedim ki bir sonraki neslin saygı duyulan erkeklerinden biri olsun güzelciğim. düşündüm bir kaç dakika, bir çocuğa nasıl anlatılır diye ki yetişkinlere anlatamamışız daha. hah dedim. "karşıdaki çocuk, evdeki kurabiye, damdaki kemancı... dedim ki, baktım ki, gördüm ki...

    ben: şimdi mertciğim, sor bakalım "hangi kurabiye, hangi kemancı, hangi çocuk...?" cevap veriyor mu sana?
    mert: bunlar veriyor, bunlar vermiyor hala.
    ben: hah işte, cevap veriyorsa bitişik, vermiyorsa ayrı. anlaştık mı?
    mert: anladım hala.

    dört beş soru sordum, gerçekten anlamış mı diye; anlamış.

    valla bak! o kadar zor değil yani :)
  • soru cümlesi görünümünde olumsuz cümle kurmada kullanılan ki çok özgün olabilir. bu durumun başka bir ifadesi "olumsuz pekiştirici ki". bana, ingilizce gibi batı dillerinde kendiliğinden bu anlamı veren kalıp yok gibi geliyor. çeviri bir metinde bu tip ki'li cümle görünce şaşırıyor, irkiliyorum. tersinden gidersek ki'li (olumsuz) soru cümlesinin ingilizceye çevirisi nasıl olur?

    örnek cümle: "bu bir soru cümlesi midir ki?"

    ben ki'yi enflasyon halinde kullandığımızı düşünüyor, dili yoksullaştırma pahasına ya sözlüklerde soluklaştırılmasını veya kullanılmasının sıkı kısıtlamalarla denetlenmesini teklif ediyorum.

    eşcinsel bir arkadaşıma davranışın hiç tipik, beklendik değil mi demiştim, kendiminkini anımsamıyorum, gelen yanıt çarpıcıydı: "benim nerem tipik ki* zaten?" (bkz: tipik/@ibisile)

    (bkz: sözde soru cümlesi)
    (bkz: vakta ki)
    (bkz: oysa ki)
    (bkz: oysaki)
    (bkz: halbuki)
    (bkz: kine/@ibisile)
    (bkz: ki bağlacı)
  • ki ekinin nasıl kullanılacağına dair okuduğum en güzel yazı. basit örneklerle anlaşılır bir biçimde, çok güzel açıklanmış. yazara teşekkürü borç bilerek paylaşayım dedim. yazı biraz uzun gelebilir, lütfen sonuna kadar sabredin ve okuyun, varsa eğer, "ki eki" sorununuz bitecek.

    (bkz: http://www.ha-ber.com/…mi-ayri-mi-makale,30064.html)

    "güldüm ki", "zıçtım ki" şeklinde yazılan bir ki eki yoktur.
    böyle yazanlar ise "ağzınatuvaletterliğiilevurulasıgiller"dendir.
  • 1. farsça kökenli bir bağlaç olup osmanlıcaya, oradan da türkçeye geçmiş bağlama edatı. ek olup da bitişik yazılan ki ile karıştılmamalı. bu ayrı yazılır. farsça ve osmalıcada kef ve he ile yazılır.

    2. hiragana ve katakana alfabesinin 7. harfidir. japoncada ağaç anlamına gelir.