şükela:  tümü | bugün
  • normal yada kaba insanların sinirlenmesinden oldukça farklıdır. aslında normalin eşittir kibar olması gerekirken, bugün içinde bulunduğumuz sosyal koşullarda kibar, maalesef apayrı bir kategori insanı olmuştur. misal ben normal sayılırım, ne tam bi kibarım ne de tam bir sığırım ortada bir yerdeyim yani.

    normal, ara sıra pür kibar olmaya çalışsa da bu çabası "ya lüdven dedik amuğa koyum" kalıbına çarparak sonuçsuz kalır. zira kibarlık biraz da genetiktir, aileden, soydan soptan gelir, geri kalanı ise çevresel ve kültüreldir. bakınız muhterem romalılar, bugün yazın hayatımızda "kibar sikin tohumu" diye hiçte kibar olmayan bir betimleme vardır.

    çocukluğumdan beri kibar insanların sinirlenmesini takip eder, gözlemlerim hatta şu kısa ömrümü tamamen bu işe vakfetmiş bir normalim (sevim koş ironi içinde ironi var!) söz temsil: çocukluğum bir orta anadolu kentinin köylük yerinde geçti, bak orta anadolu deyince yozgat yada çorum'u anlıyorsun halbuki iç anadolu desem direkt eskişehir diyecektin. bu arada çorum da zaten iç anadoluda değil, bildiğin karadeniz bölgesinde; ilginç değil mi! neyse hala okumaya devam ediyorsan muhtemelen sen kibar bir arkadaşsın; onun içindir ki fazla egzajere etmek istemem.

    neyse kibarım, işte çocukluğumda dini bayramlarda olsun yaz tatillerinde olsun bizim köye kentten seri bir kibar insan akışı olurdu, tabii bunların kibar evlatları olurdu. elbette biz köylü veletler onları bu süre zarfında yakından inceleme şansı bulurduk. şahsen bakardım: hep üstleri başları düzgün, ayakkabıları yeni, konuşmaları incelikliydi. ama en merak ettiğim şey acaba bunlar sinirlenince ne yaparlar, nasıl davranırlar noktasındaydı!

    örnek olay:

    -mert: 12 yaşında, kentli kibar, annesi muhasebeci, babası astsubay, hobileri: yüzmek, ata binmek.

    -goca memetlerin hasan: 13 yaşında, normal köylü, anası leşber, babası gaveci, hobileri: sapanla guş vurmak, eşşee binmek.

    -deli bozukların yusuf: 13 yaşında 17 de olabilir! normalinde deli, anası ölük, babası amatör bekçi (bekçi değilse de kendini öyle sanıyor, ağzında metal bir düdükle geziyor, köy halkı da "hee sensin" diyor.) hobileri: köylü garıların şalvarına gurbaa atmak, eşşek sikmek!

    -ben: 13 yaşımda, yarı köylü yarı kentli, anam ev hanımı, babam belediye çalışanı, hobilerim: kurbağa kesmek, eşekten düşmek.

    bu dört benzemez, bayram vesilesiyle köyün biraz dışında, kırsalda bir yerde bir aradadır ve olaylar gelişir:

    goca memetlerin hasan: - onları nabıcan da?

    mert: - annem için topluyorum, renkleri çok güzel eminim çok sevinecek.

    goca memetlerin hasan: - tırrık otu onlar, gartlaşmış yinmez ki!

    ben: - olm çiçek niyetine topluyor, elleme şeer bebesini.

    mert: - bebe ben değilim, diyendir.

    (işte tam bu nokta kibarın sinirlenme belirtilerine ilgi duymaya başladığım andır. o andan sonra hep devamını merak etmişimdir: bir kibarın tahammülünü zorlarsak ne olur?)

    deli bozukların yusuf: - eşşe binecük yoğusa ben bunu kölgeye çekiyorun!

    ben: - bebesin lan işte, çiçek-böcük bebe işi!

    goca memetlerin hasan: - bebe tabi bee yincek otu bile bilmiyoru, zuhahaha!

    mert: - tamam toplamıyorum işte, adilik yapmanıza gerek yok!

    (adilik yapmak, ilk kez duyduğumuz bir laf oo enteresan!)

    ben: - en başta toplamıycadın olm, top gibi topladın ama!

    goca memetlerin hasan: - yaa bırak bunu, bu kesin gızlarla hasbihal ediyoru ondan ileri böle geliyoru!

    mert: - (ağlamaklı bir ses tonuyla) bu kadar aşağılık olacağınızı bilmezdim, düşün yakamdan!

    (off off "aşağılık, düşün yakamdan" bir sürü yesyeni laf!)

    goca memetlerin hasan: - mert misin dert misin? dooru gonuş sikerün bak!

    mert: - hiiih küfür söyledin, seni anneme diycem, itler-pislik herifler! (koşarak uzaklaşır.)

    eşek: (uzak kölgeden duyulur)- aaaii aaai aii!

    deli bozukların yusuf:(uzak kölgeden buyurur) - çüşşşş çüşşş bırıss bırıss gızım, tek dur sikecün haa!

    goca memetlerin hasan: - mert gel laun muşmula verin de yii! anaskin şu kuşu bi düşürün (aceleynen sapana daş yükler), gızardırız!

    efenim kim derse desin kibarın sinirlenmesi bana her seferinde ilginç gelmiştir; artık elbette çocukluktaki gibi onların sinirini test ediyor değilim, lakin sağda solda öfkelerine denk geldiğimde de onların sinirlenmesini izlemekten ve dahi hakları varsa da onlara destek çıkmaktan kendimi alıkoyamıyorum.

    ben bunu bugün tramvayda sinirlendiği bir diğer yolcuya ki bence kesinlikle haklıydı, "goşist" diye bağıran kibar bir hanıma rast gelmem üzerine hatırladım ve yazdım. kibar olmak elimizden gelmiyorsa bile lütfen kibar insanları üzmeyelim, gerçekten biraz daha nezaketli olmaktan hiç bir kimseye ve topluma zarar gelmez, bilakis her şey daha incelikli daha huzurlu bir biçemde hal alır/olur.

    "nezaket, ister iskarpin giysin ister çarık, bastığı yeri çamurlamaz."

    cenap şehabeddin

    "büyük ve üstün insan naziktir; fakat yaltaklanmaz, küçük insan yaltaklanır; fakat nazik değildir."

    confucius

    "incelik, kanlarını kaynatmadan insanların altlarında ateş yakma sanatıdır."

    franklin jones

    "kibarlık hiçbir şeye mal olmadığı halde, insana çok şey kazandırır, nezaket parayla alınmaz; ama her şeyi satın alır."

    lady mary wortley montagu

    "kibarlık, düşüncelerin kıyafetidir."

    lord chesterfield

    "oğlum, onlar sana karşı kaba hareket etseler bile sen onlara karşı nazik ol. şunu unutma ki sen başkalarına onların bir centilmen oluşundan dolayı değil, kendin bir centilmen olduğundan dolayı nazik davranıyorsun."

    lord chesterfield

    "nezaket, insanın gerçek düşünceleri arasında seçim yapabilme sanatıdır."

    madame de stael

    "her şey incelikten, insan kabalıktan kırılır."

    mevlana

    "uğraşacak gücü ve silahı olmayanlar, hiç olmazsa nazik olmalıdırlar."

    oliver goldsmith