şükela:  tümü | bugün
  • t.c. vatandaslarinin asla onlarin gozunden bakmayi denemedikleri icin sasirarak ve nankorlukle degerlendirdikleri, ancak biraz daha objektif yaklasimlarda hakli sayilabilecekleri noktalar olan durum. bir kimlik olusturma cabasindayken, kendi topraklarinin iki buyuk devlet tarafindan benimdir diyerek en hafif soylemde dusunsel olarak isgal edildigi bir adanin insanlarinin, buyuk baliga karsi duyduklari caresizlikle karisik his. bir ulkenin siyasi kontrolunun ancak ekonomik bagimlilikla saglanabilecegini ve bu kontrolu ele gecirmek isteyen devletin parayi da seve seve vermek durumunda oldugu gercegini gormezden gelenlerin, parayi verdik dudugu calariz mantigiyla otekilestirdikleri ve kendilerinden uzaklastirdigi bir toplumun duygusu. bir baska deyisle, miyop politikalarin kacinilmaz sonucu.
  • genele vurmaktan cekinmedigimiz yararsiz bir genelleme daha. bu genellemeyi yapanlarin cogunun kktc'de gecirdikleri yil sayisi ile tanidiklari kibrisli turk sayisinin toplami iki elin parmaklarinin toplamini gectigini sanmiyorum. yok amac kibrisli turkleri kotulemekse hazir argumanlar var, arkadaslarimiz ozenle kusmuslar kinlerini, verelim bakinizi, tepe tepe kullanin: (bkz: iyilikten anlamayan dallama kibris halki)

    severler efendim onemli bir cogunlugu turkiye'yi de, turkiyeli'leri de. bir cogu sadece turklugunden, kimliginden vazgecmediginden onemli fedakarliklar yapmistirlar ya. ingiliz pasaportu tasiyip, kibrisa yada turklere kin kusanlari olabildigi gibi; anavatana soz soyletmeyen, karaoglan'in cerceveli resmini 30 yildir evin en tepe noktasinda tutan,icinde bulundugu baski, ambargo ve kimlik sorununa ragmen her gecen gune umutla baslayan ve oz kimligine inancini koruyanlari da vardir. onlarin en buyuk korkusu da anavatan tarafindan yadsinmak ya, bu baslik cercevesinde onu da gormek pek bir guzel oluyor.
  • kıbrıs sorunu konusunda türklerin yaşadığı büyük yanılgılardan biri.
  • soru eki olmadan vurgu ile soru sorabilenlerin kahveleri ile akdenizi sonradan görenlerin kahveleri bile ayrıdır.

    trafiğin akış yönünün değişikliği ile hemencecik kendini belli eden ingiliz kültürü, kökeni kıbrıslı olanların genlerine bile sirayet etmiş iken barış harekatı sonrası iş, aş ve eş verilerek kıbrısa yerleştirilen * * * kısrak başı * çocuklarında ingiliz kültürü deri üstü pomadı gibidir.

    örgütlenmeye ve sendikalaşmaya bakış açıları öylesine farklıdır ki şaşayazarsınız.
  • turk olmayi salt sevilme sebebi sananlarin, kipris'ta beklediği ilgiyi bulamadiginda sigindigi varsayimdir.

    benim anladigim ve bire bir* iliskilerde gordugum kadariyla kibrislilarin sevmedigi turkiyeli karakteri genellikle cebinde beş parasi olmadan kimlik kartini taşerona tokalayarak adaya giris yapan, insaatlarda kacak olarak calistirilan, yürek kaldırmayacak şartlarda yaşayan, hatta bir kismi gasp, hirsizlik vb. sakat islere bulasmis kisilerdir. bu profildeki insanlarin bu önermeyi yapan dibine kadar türrrk kişilerce anavatanda iken de pek sevilip yarenlik edildigi de soylenemez.

    ha bir de benim de hic hazzetmedigim turkiyeli tipi vardir, bu (!) kendisini kibrislilardan ustun ve onlarin kurtaricisi olarak gordugu icin onlardan yeterli hurmet gormedigini dusunerek sevilmedigine inanir. esnaf ona indirim yapmaz, insanlar karsisinda türkçe'yi bir garip konuşur, bu memleket bizim der, bu da her firsatta kibrislilarin bir acigini yakalayip gol atmaya calisir. bi nefeslen, bi durul bakayım.

    ayrica (bkz: karasakal)
  • (bkz: nankörlük)
  • vardır böyle bişey hem de yüzsüzlük derecesinde.

    sürekli ağızlarında olan "türkiyelileri istemiyoruz bizim kendi ülkemiz var asker görmek istemiyoruz defol türkiye" vs vs diyenlere şunu iletin aynen "madem türkiyelileri bu kadar sevmiyorsun neden şebnem ferah hastasısın? neden fenerbahçe maç kazanınca girne'de turlara çıkıyorsun? niye türkiye'nin dizilerini izliyorsun? tutsana çetinkayayı, dinlesene sadece babutsayı, izlesene brt'yi." bunları diyince zorlarına gidiyor haliyle.
  • memleketinize gelip gelip "biz sizi kurtardık, bize minnettar olun" diyen gerizekalılarla hayatınız boyunca muhatap olursanız sizin de katkıda bulunacağınız durum.

    şimdi ben kıbrıslı değilim, ama bir ara gittim geldim bayağı, tanıma imkanım oldu adalıları. türkiyeliler'e olan antipati, ki ben de fark ettim böyle bir şey, sorguladığım zaman bu yukarıda bahsettiğim şeyden kaynaklanmış gibi geliyor bana. konuştuğum birçok insan "biz sizi kurtardık" meselesinden o kadar sıkılmış ki "siktirin gidin o zaman" (e.g. karasakal) raddesine gelmiş. bizdeki kafa "biz kıbrıs'a insani endişelerle gittik, tamamen iyi niyetimizden dünyanın maliyetinin altına girip bir de uluslararası kamuoyuyla ters düştük" olabilir, ama ben buna inanmakta zorlanıyorum. zaten başbakan erdoğan da bunun "stratejik bir hamle" olduğunu belirtmiş. bu işi "nankör"lüğe bağlıyor olmamız bile kendimizi adanın (ve halkının) sahibi olarak gördüğümüzü göstermez mi?

    allah aşkına, türkiye'de kaç kişi kktc'nin bağımsız bir ülke olduğuna gerçekten inanıyor? aradaki "yardım" bağlarını filan geçtim, adamlar türkiye'nin hoşuna gitmeyen bir şey yaptığında nankörlükle suçlanıyorlar, yani bildiğin kolonizasyon mantığı! adam da öyle konuşuyor ki sanarsın kaş'tan denize atlayıp güzelyurt'a çıkarma yapmış, kanlı yıllarda cephede savaşmış... lan türkiye'de propogandayla pompalan pompalan, sonra en ufak bir katkın bulunmayan bir askeri operasyon üzerinden minnettarlık bekle. yok ya?

    bir de tabi bu işin "yardım" yönü var. yani türkiye'nin kktc'ye akıtarak oradaki yaşam standardını garantiye alması. bunun varlığını inkar edemeyiz, kktc'de o maaşları biraz zor alırlar bu yardım olmadan. ama maaşları öyle alacaklar diye bu işin böyle gitmesi de bana akıl karı gelmiyor. kıbrıs'ta ekonomi adam gibi üretim yapmıyor, üç vakıf üniversitesi beş kumarhane/otel ve yüzlerce araba galerisi ile bir ekonomi dönmez. ama açık konuşmak gerekirse, yardımlar sürdükçe bu senaryo da değişmez. haliyle kıbrıs halkının "yardımını da al git la" çıkışını haklı buluyorum. hem ekonomilerinin gelişmesi açısından, hem de bizdeki "parasını verdiysem bana çalışacaksın" hayvanlığının bitmesi açısından. ayrıca bizim bu "beraberliğimizin" uluslararası arenada kıbrıslı'ya hiç de ucuza mal olmadığını da eklemek gerekir.

    ayrıca bu türkler'e kıl olan adamlara bu şekilde empatiyle yaklaşırsanız kıl olmuyorlar.
  • tc vatandaşlarının bir gram umursamadığı durum. sabah 9 da açılan, akşam 4 de kapanan dükkanlarının olduğu, insanlarının yan gelip yattığı, her ailede en az iki araba bulunan bir adada "siktirip gitmesi" gereken kişiler varsa onlar da bu sözü söyleyenlerdir.