şükela:  tümü | bugün
  • her yerde askerlik yapmakla aynı olan şeydir.
    özellikle terör vb. sorunların olmaması yönünden ailenizin içi rahat eder.
    fakat kıbrıs'ta komutanlar askerlerini genelde " ulan arkadaşlarınız doğuda çarpışırken siz burda ne yapıyorsunuz?, 5 km koşu akşam saat 5 te başlayın ulaan." şeklinde gazlayabilirler.

    yemeklerin gerçekten kötü olması,
    türk suyu, türk sigarasını özlemek,
    kıbrıs telekomuyla türk telekom'un farklı olduğunu öğrenmek,
    yazın 40-45 derecelik sıcak altında boğulmak, kafaya 1 pet şişeyi diktirip nöbetçileri öyle götürmek.
    yeşil tshirtle nöbet tutmak.
    bazı karakollarda susuzluktan sodayla traş olmak.
    bahar yağmurlarıyla tanışıldığında dize kadar çamura batarak nöbete gitmek.
    tatbikat zamanı denk gelirse yarrağı yemek, mutlaka denetleme verme telaşı yaptırmak.
    kıbrıs'ta hava açıkken gece yıldızları seyretmek nedense bir başka olur,
    isterseniz paşanın oğlu olun, evci iznine 1 kere çıkabilirsiniz.
    ps: bizim komutan cinsti 1 kereden fazla çıkartmıyordu, 2 kere çıkanda oldu.
    ps2: kıbrısta rahat askerlik yapan çok arkadaşım oldu sanırım biz bir kaç kişi düzüldük.
  • -haberi ilk alındığında sanki casinolarda nöbet tutacakmışcasına sevinmek, kıbrısa adım atınca bir o kadar hayal kırıklığına uğramaktır.
    -sporu tatmaktır. kilolu olanların kilolarıyla vedalaşmasıdır. (64 kilo giden gayet zayıf bünyem bile 58 kilo olarak dönmüştür.)
    -bölgenin barış değil ateşkes bölgesi olmasından kelli sürekli topu tankı sahaya sürmek, sürekli savaşa hazır halde bulunmaktır.
    -burada askerlik yapmak için halkın her kesiminden asker evladı uçağa binmek zorunda kalır ki bir çoğu bu olayı ilk defa tadar. taşucu'ndan kalkan gemiye binmek isteyenler için de zaman maddiyat karşılaştırması yaparsak çok da karlı bir seçim olmayacağını söyleyebiliriz.
    -askerliğin başında ve de sonunda neden kıbrıs'ta askerlik yapıldığını anlamak için kültür gezilerine katılmaktır.
    -sıcağı tatmaktır, tadınca bayılmaktır.
    -dayağı tatmaktır.
    -çarşı izinlerinde kafadan 50 lira bayılmaktır.
    -eve dönerken s.t.c. bavul almak ve de içini bilimum kıbrıs desenli porselen çay takımı ve top tüfek oyuncaklarıyla doldurmaktır.
    -türkiye'ye doğru giden uçaklara bakıp "oğlum 72 (şafak) gidiyor" demektir.
    -bugün çarşı haftaya karşı demektir.
    -uçak bileti alırken askeri inidirimden yararlanabilmektir.
    -vakıflar çarşısına uğramaktır.
    -istihkaka yazılmaktır, l&m in kartonunu 4,71 liraya marlboronun kartonunu 12,75 liraya almaktır.
    -kuzey kıbrıs turkcell'den bedava mesajlar savurmaktır.
    -türkiye'ye dönmeyi dört gözle beklemek, dönünce toprağı öpmektir.
  • kıbrıs'ta çalışarak da mümkündür. kıbrıs vatandaşı bir iş sahibinin yanında çalışılıyorsa yaklaşık 1060* gün kıbrıs'ta kalarak askerlik yapılmış sayılır. arada özlem çekip ülkeye dönüldüğünde gün sayısı dondurulur, dönüldüğünde kaldığı yerden devam eder. prosedür değişmiş ya da tamamen ortadan kalkmış da olabilir. mümkündür.

    işin aslı;
    sozekayser der ki : iş verenin kıbrıslı olmasına gerek yokmuş. sadece çalışma izni ile, 1095 iş günü çalışmış olmak ve bu süreçte 6 aydan fazla türkiye'de bulunmamak kaydı ile 5200 euro karşılığında yapılabiliyormuş.
  • - 3 haftada bir çarşı iznine çıkabilmektir.
    - çarşı iznine çıkıldığında, kendi gibi asker yüzlerce kişi ile internet cafe'de sıra beklemektir.
    - kış sezonunda gazimağusa orduevi'ne düşebilmek için torpil aramaktır.
    - orduevi'ne düşüldüğü takdirde, "aslında paşaköy iyiydi yeaa" demektir.
  • sikismekten ibarettir. yaptigimdan degil daha dun anlatti arkadasim. 150 liraya katalogdan secip sikisiyorsun moruk dedi. kizlari soruyorsaniz rus , romen , ukraynali manken gibi karilarmis .
  • uzun dönem yaparsanız bir anda karakol komutanı olabilir, kısa dönem iseniz 8 saatlik nöbetler tutabilirsiniz. tek fark askerliği yurt dışında yapmış* olmaktır.

    edit1: arkadas icime mi dogdu ne oldu, sirnak hakkinda yazsam oraya da gider miydim acep.

    edit2: bunlarin hepsinin disinda, genelde su bulamama, sıklıkla elektrik olmamasi, carsida askere hayvan muamelesi yapilarak kose bucak kacilmasi, internet kesintileri, telefon problemi, para cekme sıkıntısı ve halen baris anlasmasi olmadigindan devamli bir egitim yapilmasi gibi sorunlar da bulunmaktadir. anlatılmaz yaşanır.
  • ikiye ayrılır efenim.

    bir tanesi, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olup da, tsk namına kuzey kıbrıs'ta bulunan birliklerde askerlik yapmaktır, ada tazminatı gibi ufak tefek şeyler dışında pek bir farkı yoktur. şanslıysanız 3 haftada bir çarşı iznine kavuşursunuz, onda da internet cafelerde vakit öldürürsünüz.

    öbürü ise kktc vatandaşlarının yapmış olduğu, güvenlik kuvvetleri komutanlığı bünyesinde yapılan askerliktir ve 15 ay uzun dönem, üniversite mezunlarının yaptığı 5.5 ay kısa dönem, 12 ay asteğmen ve yurtdışında ikamet eden kıbrıslılar için bedelli gibi 4 dala ayrılır.

    asteğmenlik haricinde verilen acemilik eğitimi mağusa'daki gülseren kışlasında yapılmakta olup, kat be kat türkiye'dekinden daha rahattır, önce ailelere kışlalar gezdirilir, isteyen aileler tabldot yemek yer, kalacak yerler gösterilir falan filan. askerlere de pek dokunulumaz yani, yat kat sürün en fazla. buradaki eğitimin ardından, kıbrıs'ın çeşitli yerlerine gönderilir askerler ve 3-5 nöbetleri başlar.

    asteğmenlik eğitimi ise ilk 3 ay, istanbul'daki tuzla piyade okulu'nda yapılmaktadır ve 4 yıllık subay eğitiminin 3 aya sıkıştırılmış halidir. yine anlatılanlara göre, sırf "ulan siz orada kebap yapıyorsunuz, nöbetinizi biz tutuyoruz ibneler" nidaları ile asteğmen adaylarına analarından emdikleri sütler burunlarından getirliyor olduğu rivayet olunur.

    3 aydan sonra kıbrıs'ta, muhtemelen güzel bir karakola komutan olarak atanabilir, sabah 9 akşam 5 mesaisine başlayarak 1800 lira maaş alınabilir. kısa dönemler ise aynı rahatlığı çavuş statüsünde yaşar ve nispeten daha az (600 lira) maaşla görevlerini icra ederler.

    en büyük avantajı ise haftasonu izinleri, akşam izinleri, telefon serbestisi gibi rahatlıklardır. insan kendini bir nevi izci kampında zanneder.

    bir de bu yukarıda anlatılanların haricinde bm askeri olmak vardır, o ayrı bi konu lakin.
  • zaman zaman su sorunlarının yaşandığı bir yerdir. yazın sıcaklarda kamuflaj sanki derinize yapışmış gibi hissedersiniz.
    denetleme görmekten mideniz bulanır.
  • türkiye'deki pek çok yere göre çok rahat ve eğlenceli geçecektir, sporla aranızı düzeltecek kilo verdirecektir. girne'de denize karşı lıkır lıkır, efil efil biranızı içerken dikkatli olun ama.

    züdüt: kötülüyonuz ama herşey geçene kadar canlar. neden mi? anlatayım da dinle...
    sabah koşusundayız beşparmak dağlarının eteklerinde yağmur altında "bir kar yağar ince ince..." marşı eşliğinde deli dana gibi koşuyoruz. kesinlikle abatmıyorum, denize düşüp çıkmış gibi ıslağız hepimiz. paso istikamet yiyoruz (bkz: istikamet yemek) başımızdaki teğmen istikamet sağınız marş marş dedi. dedi ama sağ tarafta hayvan gibi hendek var. yaradana sığınıp hopuldadım. geçtim. elde tüfekte var bu arada. çamura bata çıka koşuyoruz. yanımda 89/1 ali onbaşı var.
    tekrar komut geldi geri yola sıçrıycaz. ali, "hoca dikkatli ol" dedi. ama sıçrayamadım. hayvan gibi düştüm aşortamının dizleri yırtıldı dizler kan revan eller paramparça yüzümü yola çarptım tüfek çizildi falan. yerde yağmurun altında perişan yatıyorum. teğmen baktı "devaaaoommmm!" diye bağırdı. bölük koşuya devam etti. bırakıp gittiler mnaki!. yoldan bölük anfisine kadar sürünerek döndüm. çamur, bok püsür, kan içinde... revirden 10 gün rapor aldım.
    olm askerliğin eziyeti biter mi lan. nerde olursan ol. ama girne kalesi var ya... kıbrıs'ta derman o kaleden akdenizi izlemektir. o yüzden kıbrıs'ta askerlik güzeldir...
  • istihkak'ları dört gözle beklemektir. ben kendi sigara hakkımı çok güzel fiyata satardım mesela. sahra banyosu kullanmayı öğrenmektir. çölün ortasında banyo yapıyorsunuz arada da bambular var sadece kabin niyetine. o kadar sıcak ki, güneş paneline falan ihtiyaç yok. direk ısınan deponun suyu yetiyor size. ve tabii ki o sıcakta giyilen postallardan gelen muhteşem ayak kokusu ve sivrisinek.