şükela:  tümü | bugün
  • kibritlerin yandıktan sonra aldığı hal, küçük ve ince, ucu yanık tahta parçası.
  • potansiyel kurdan.
  • evde mercimek bile bulunmadıgında parasız poker partilerinde fis yerine kullanılan alet
  • kendisini sergen yalçın gibi hissetmek isteyen her dünya vatandaşının kulaklarını kabartmak için kullanabileceği tahta parçacığı.
  • pamuk ile kullanilabilen kulak temizleme aparati ama hicbir sekilde kulak temizlemek icin bir cisim kullanilmamasi doktorlar tarafindan tavsiye ediliyor.
  • kişilik, hatta toplum niteliği tespit aparatıdır...
    maille gelen, yazarı bilinmeyen bir yazıya göre şöyle ki;

    (bkz: copy paste):
    "ben kibrit çöplerini insanların yaşantılarına benzetirim.

    kibrit kutusu insanın yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma.
    bazı kibrit çöpleri vardır bir amaç için yanarlar,
    kimi bir sigara yakar,
    kimi bir ocak,
    kimi boş yere yanıp tükenir
    hiçbir işe yaramadan.
    kimi ise bir ormanı, bir evi,
    büyük bir alanı yakar kül eder, kendisiyle birlikte.
    kibrit kutusunu açıp baktığınızda hepsi aynı gibi gözükse de
    birbirinden farklı kibrit çöpleri vardır.
    bazıları yanamayacak kadar incedir.
    yakarken kırılır zannedersiniz ama bilirsiniz en iyi onlar yanar

    bazıları da epeyce kalın,
    zannedersiniz ki yanınca yeri göğü yakacak
    ama yakınca bir bakarsınız
    fıs diye bir ses çıkarır kendisini bile yakamaz,
    sadece ucundaki kimyasal madde alev bile almadan kararır gider.

    kimileri eğri büğrüdür ama yine de
    bir kibrit çöpünden beklenen fonksiyonları eksiksiz yerine getirirler.

    her zaman en üstteki kibrit çöpleri ilk önce yanar.

    bir büyüğümüzün çok sevdiğim bir lafı vardır.

    bir ağaçtan binlerce kibrit çöpü çıkar, bir kibrit çöpü bir ormanı yakar.

    yanıp bitme hayatin bitmesi gibidir,
    ucundan başlar
    yavaş yavaş dibine doğru sonunda
    kapkara bir şey kalır.
    işte insan yaşamı da bu kibrit çöplerine benzer,
    kimi insanlar vardır kötü işler yaparlar,
    orman yakma misali,
    kimi insanlar vardır
    kendinden beklenileni asla yerine getiremezler,
    kalın kibrit çöpü gibi kendi kendilerini yok eder giderler,
    kimi insanlar vardır bir lambanın fitilini yakarlar
    kendileri yok olup gitse de ışığı kalır.

    bazı kibrit çöpleri de aykırı insanları ifade eder
    tüm kibrit çöpleri aynı yöne bakarken
    onlar tam tersine bakar kutuda. kutu açıldığında ilk önce onlar göze çarpar ve
    herkesden önce yanarlar.

    aykırılık başa beladır.
    bazı kibrit çöpleri birbirine yapışmıştır.
    dikkat ederseniz onlar da kafadar insanlar gibidirler.
    kanka misali biri yanınca diğeri de yanar.
    ama en tehlikelisi kendiyle birlikte
    kutuyu da yakan kibrit çöpleridir.

    içinde bulundukları toplumu çökertirler.

    bazı kibrit çöplerinin ucunda kimyasal maddesi yoktur.
    ne yaparsa yapsınlar yanamazlar. toplumun içerisinde ot gibi yaşar giderler.
    toplum nereye, onlar oraya.

    acaba!...
    siz hangi tür
    'kibrit çöpü'sünüz hiç merak ettiniz mi?"
  • "beş ok bile insanı öldüremez. oysa bir kibrit çöpü [şıvalank diye fırlatıyor burada], ruhunuz ve içten gelen savaşçı gücünüzle atmasını bilirseniz, en sert cisime bile girer."*
  • ne zaman bir kibrit copu gorsem aklima bir karikatur geliyor. tam olarak hatirlamiyorum ama bir kibrit fabrikasinda cocugun teki kibritleri kutuya koyan yasli amcaya "ah o guzel elleriniz nasil bir kutuya takribi 40 cop dolduruyor" misali bir seyler soyluyordu. amca da utanmis bir sekilde, "ah evladim ne olacak" gibi bir seyler mirildaniyordu.*

    her sigarami kibritle yakmak icin kibrit kutusunu acip yanyana dizilmis takribi 40 copu gorsem aklima yasli bir amcanin kibrit coplerini sabirla kutulara doldurusu gozumde canlanir. huzunlenirim. "sigara icmeye bi neden daha" derim.
  • yüzünü kara çıkarmışsınızdır.
  • ve mutluluk bir kibrit copu artık, ne kadar yanarsa.. bazen olur ya hicbir sey doguramaz icimizdeki sessizligi, ne soz ne kelime.. yakın degiliz elbet, ama peki busbutun uzak mıyız? gozlerimizi mesafeler acıtıyor, goze alamadıgımız yakınlıklar acıtıyor, tuzlu su acıtıyor..oysa ben deniz suyunda ordek suya battı oynamak istiyorum hala.. su cocukluk hicbir yere gitmiyor..ama su sıkıntı da.. kendimden kac sıkıntı daha dogurabilirim sahi.. op beni, sonra dogur romatizmine inanmayı bıraktıgımızdan beri ölmüstük. eskiden ben seni sevsem, sen beni sevsen her yerde gunes dogar, butun krallıklar daimi barıs ilan ederdi dort bir cihanda.. simdi oysa nereye elimizi atsak kırık dokuk sac telleri var sanki..arkana bile bakmadan gitmek istiyorsun bu mutsuzluklardan, oysa sadece anıları bıraksan kafi.. halbuki hatıralarım tek mulkiyetim.. sen de alıp basını gidiyorsun iste bana en muhtesem hediyeni vererek: bir yalnızlık sana, digeri bana.. kansızlıktan degil senzilikten usurdum eskiden.. artık hicbir acı acıtamıyor beni, yani daimi acı halinde olma hali iyice duyarsızlastırdı..karda ölmek isterdim.. bir kibrit copu yaksam, o mutluluk olsa, ne kadar yanarsa..sonra tatlı bir uykuya gozlerimi kapasam..