şükela:  tümü | bugün
  • sendikaların çoğunu hükümet organı haline getirme hedefinin gerçekleştirilmiş olması sebebiyle hükümetin hiçbir direnişle karşılaşmadan yürürlüğe koyacağı fon.

    zaten merak etmeyin, icap ederse çalışanlar işsiz çoğunluğa hedef de gösterilebilir. sosyal güvenceleri ve az buçuk maaşları var diye şükretmeyip, utanmadan bir de kıdem tazminatı peşinde koştukları için suçlu da çıkarılırlar. eh muhalefete de bir iki suç isnat edildi mi tamam; kanunu çıkaran hükümet haricinde herkes suçlu olur.
  • (bkz: #28143102)
  • bu fonu işleyecek şirketler kurulacakmış. işveren hangi şirketi seçerse brüt ücretin %4 ü kadar bir tutarı bu fona yatıracakmış. tutar burada işçinin seçtiği yöntemle nemalanacakmış. hatta değerlenen paranın değerlenen kısmından vergi alınacakmış.

    bilin bakalım yakında türeyecek olan bu şirketler kimlerin olacak. yetmez ama evet. durmak yok yola devam.
  • işçi değilim, kıdem tazminatı hakkım yok. ancak şu özelleştirme ve kamu gayrimenkullerinin satılmasıyla oluşan deniz bittiğinde devlet yeni kaynak yaratmak için ne yapacak diye merak ediyordum. yeni hamle buymuş meğer; kıdem tazminatı fonu.

    başlık içinde bahsedenler olmuş; kıdem tazminatı fonunun sonu tasarrufu teşvik fonugibi olacaktır. yazıktır bu millete. yeter artık ya!
  • patronlara, işten çıkardıkları işçiye 3 maaşlık ödemeyi yaptırtamayan devletin, gücü onlara yettiği için işçiler aleyhine tekrar değiştirmeye çalıştığı tazminat sistemidir.

    yani efendim, senin, afedersin, benim patronuma bana 2 maaş tazminat verdirtmeye g.tün yemiyor, ve; "zaten kimse alamıyodu, şimdi herkes alabilecek" diyorsun. ama bunun karşılığında bunu kırpıyorsun.

    sen ne biçim devletsin kardeşim, nerede senin otoriten??

    bana bir tane patron söyler misin, kıdem tazminatı ödediği için batan?

    peki şimdi ne olacak? tazminat işten öyle patronun kafasına göre çıkarılmamaya yönelik bir bariyerdi, şimdi ise bunu patron ödemiyor, ne olacak?

    allahınız sizi bildiği gibi yapsın, bu düzenlemeye çıtını çıkaramamış biz beyaz yakalı zavallı kölelere de hiç dokunmasın, e mi? onlar zaten bu dünyada bulacaklarını bulmuşlar...
  • zengini daha zengin, fakiri daha fakir hale getirmek, işçiyi yek ekmeğe muhtaç etmek için kurulan bir kumpas.

    devlet işine geldiği gibi davranıyor. direk vergi tahsil edemediği için dolaylı vergilerle tüm halkı sikertiyor. burjuvaziye diş geçiremediği için proletaryaya yükleniyor. neresi kolaysa tahsilatı ordan yapıyor. biz zaten koyun oldukça, güden çok olur.
  • kıdem tazminatı fonunun akp'nin bir başarısı olduğunu, sosyal demokratların beceremediğini söylemeden önce belki de kıdem tazminatı fonunun allanıp pullanıp lanse edilmiş şekline değil, gerçek içeriğine ve fon ne kadar sağlam bir yapılanmada düzenlenirse düzenlensin uygulamada mevcut ve meydana gelecek sorunlara bakmak gerekir.

    işveren tarafından bakacak olursak; işveren, kıdem tazminatını bireysel olarak öderken bu fon ile her ay her işçisi için ayrı ayrı prim ödemek zorunda kalacaktır ki bunun maliyeti de oldukça yüksek olacaktır. ücret açısından kıdem tazminatında tavan uygulaması vardır yani çalışanın ücreti ne kadar olursa olsun kıdem tazminatı alırken yapılacak hesaplamada ücret tavan ücreti geçemeyecektir ki bu da uygulamada işverenin ödeme miktarını düşürmektedir.

    ayrıca ülkemizde gerçek ücretten sigorta primi yatan işçi sayısı %20 civarındadır, geriye kalan %80'in büyük bir kısmının sigorta primleri asgari ücretten, küçük bir kısmının ise asgari ücretten bir miktar fazla yatırılmaktadır.

    fesih sırasında ya da dava aşamasında ise çalışan "hizmet ve ücret tespiti davası" açmadığı sürece hiç kimse ya da hiçbir kurum neden gerçek ücretten sigorta priminin yatırılmadığını sormaz ancak fonun devrede olması durumunda ödemeler sgk sisteminde görülen ücretler üzerinden yapılacağından işçinin itirazı üzerine hem idari takip söz konusu olacaktır hem de işçi yine mahkemeye gidecek, yine masraf, faiz vs. binecektir alacak üzerine.

    bir de şunu belirtmek gerekir ki sadece kıdem tazminatı için dava açan işçi sayısı çok azdır, çoğunluk kıdem, ihbar, fazla mesai, yıllık izin, resmi bayram ve genel tatil çalışmaları vs. gibi bütün işçilik alacaklarını talep etmek için dava açmaktadır. zaten geriye kalan alacaklar için dava açacak olan işçi büyük ihtimalle fondan aldığı kıdem tazminatının da gerçek ücretten olmadığını iddia edecek ve mahkemeler fondan yapılan ödemeyi hesaplanan tazminat miktarından mahsup edip kalan kısmını işverene ödetecektir. bu da yine masraf ve faiz demektir.

    işçiler açısından baktığımızda ise durum çok daha vahimdir. gazetelerde "çalışana müjde" manşetiyle çıksa da işçilerin lehine bir düzenleme değildir.

    öncelikle ücret konusuna yukarıda değinmiştim, işçi gerçek alacağını alamayacaktır ve yine mahkeme yoluna gitmek zorunda kalacaktır.

    ikincisi işçinin bir yıllık çalışması karşılığında bir aylık giydirilmiş brüt ücret üzerinden kıdem tazminatı alması söz konusu iken tasarıda bunun çıplak brüt ücret üzerinden ve 13 gün karşılığı ücrete düşürülmüş şekli ile ödenmesi yer alıyor. dolayısıyla işçi gerçek ücret üzerinden ya da değil her halükarda şu andaki uygulamada alacağından çok daha az kıdem tazminatı alacaktır.

    işsizlik ödeneğinde olduğu gibi bu ödemelerde de birçok şekilde yokuşa sürülecek ve fon ödeme yapmamak üzerine kurulu olacaktır.

    10 yıl boyunca tazminatını talep etmeyen işçinin tazminat hakkı fonda kalacaktır ki bu durum mezarda emeklilik uygulaması olan ülkemiz için açıklanabilir değildir.

    evlilik, askerlik durumlarında özel olarak düzenlenen kıdem tazminatı hakkı ortadan kaldırılmaktadır ki evlilik sebebiyle feshin kaldırılması belki açıklanabilir ancak zorunlu askerlik sebebiyle işten çıkan çalışana kıdem tazminatı ödenmemesi da açıklanabilir değildir.

    işten çıkartılan işçiye tazminat ödemesi de öngörülmüyor yasada. bu da bir taraftan işe iade davaları ile iş güvencesini getirirken diğer taraftan patronun üzerindeki kıdem tazminatı baskısını ortadan kaldıracak.

    fon bütçeye dahil edilmeyerek güvence altına alınmış ancak buna rağmen fonun içindeki paranın nerelerde nasıl kullanılacağından kimsenin haberi olmayacak.

    sonuç olarak kıdem tazminatı fonu işveren maliyet, işçiye eziyet, hükümete nimettir...

    nihayetinde eklemek isterim ki; kıdem tazminatı bir hocamızın deyimiyle "çalışanın amortisman payıdır ve hiçbir şekilde işçinin bundan mahrum edilmemesi gerekir"
  • tekrar haberlerde gündeme gelen konu.

    mevcut hükümetin paralar için yol yaptık diyeceğini düşündüğüm fon. (bkz: deprem vergileri)

    sonradan anlaşılacak ki çok acil konular için bu kaynak kullanılmış olacak bundan sonraki hükümetlerde bu yenmiş olan paraları yerine koymak için yeni kaynaklar/vergiler bulacak.

    aynı zamanda 10 sene çalışıp 10 maaş alacağımıza 5 maaş alacağız, yine çalışanı sikertecekler.
  • yıllarca çalışanlardan konut edindirme için para kesen devletimiz, o fonu kapadığında bir aylık ekmek parasını bile verememişti kölelerine. on yıl içinde bu fonda patlayacak ve az da olsa alınan tazminatların yerine, insanlara sakız parası verilecek olan yeni sömürge yöntemidir bu yeni fon. şunu başka bir ülkede yapmaya çalışsanız tüm sendikalar ayaklanır ve ülkenin tüm işlerini durdurur ama tabi türkiye'de sendika para babalarından oluşan bir olgu olduğundan, olan yine çimenlere olacak her zaman ki gibi.