şükela:  tümü | bugün
  • hala neyi anlatıyor anlamıyorum. işçinin haklarını koruyacakmış. nasıl koruyacaksın. işte fona devredilecek falan. orasından kıvırıyor burasından çeviriyor aynı şeyleri söyleyip duruyor. hala anlamadım benim* bundan nasıl fayda sağlayacağımı. ben buraya neden çıktım ne için çıktım. çıkar yarın bir kararname kaldır. meclis falan hala neyi oyluyor o da meçhul. aslında meçhul değil, adamın kafasında bişey var ama tepkilerden emin olmak için önce bi meclise geliyor. yani meclis şu an bir nabız yoklama tamponu görevi görüyor.

    boşversene ya, kaldır kıdem tazminatını. sadece benimki mi kalkacak. akp'liler twitterda yazmaya başlamışlar, sana oy vereceğime ellerim kırılsaydı diye.

    neyse, tek hükmün kimde olduğunu biliyoruz, nabzı ordan burdan yokluyorlar, bir yer de burası. üstlerde kalması gereken bir başlık.
  • asla gündemden düşütmeyip ısrarla sesimizi arttırarak tepki göstermemiz gereken hak gaspı yasası.
    bu iş çok ciddi emeğimizi gasp etmeye çalışıyorlar yasa geçtikten sonra geri dönüşü yok sonrasında verilecek tepkinin bir gücü ve geçerliliği olmayacak
  • yüksekteki birisinin hemen biraz altındaki hizmetlilerinden birine kaldırılmasını söyleyip, sonrasında konu hakkında açıklama yaparak bunun hak gaspı olacağını belirttiği konudur. derdi ve dermanı veren, ki kendisine göre kendisidir, aynı kişidir. bir yandan kaldırılması için çalışma yapıyor. öte yandan kaldırılmasının hak gaspı olduğu açıklamaları yapar.
  • cumhuriyetin kurulduğu zamanlar, yeni fabrikalar da beraberinde açılmış ama çalışmak isteyen işçi bulunamadığı için işçilerin en az 5 yıl çalışmaları karşılığında ayrılsalar bile alabilecekleri paranın teminatı olarak ortaya çıkmış bir şeydir bu kıdem tazminatı ve zamanla şimdiki halini almıştır. velev ki bugün kaldırılması gündemde, hal böyleyken bizler ötv’nin çok yüksek olduğunu, kaldırılması isterken. hükümet daha da tezat bir hareketle kıdem tazminatını kaldırmak istemektedir, bu ne yaman bir çelişkidir? bizleri yok etmek mi istiyorsunuz? kolayca işten çıkarılıp, taş mı kemirelim istiyorsunuz?! hiç mi vicdan, allah korkusu yok siz de? bu nasıl bir aymazlıktır, yardım et allah’ım!
  • geçen sene işten çıkarıldım. tamamen haksız sebeplerden. bu yüzden davayı zaten kazandım.

    neyse efendim, kıdem ve ihbar ile yaşayabildim iş buluncaya kadarki 3 ayda. kaldı ki bekar ve birikmişi de olan biriydim. borcum yoktu.

    çünkü işsizlik maaşı, aldığım maaşın 1/4'ü bile etmiyor. sadece ihbar tazminatımı alsam, muhtemelen 2. ay itibariyle birikimden yemeye başlayıp, işsizliğim uzasa bildiğin sokakta kalacaktım.

    şimdi sorarım, türkiye gibi işyerlerinde adaletsizliklerin, mobbing'lerin kol gezdiği bir ülkede, işçinin alabileceği tek güvenceyi kaldırmak, elli tane şarta bağlamak akıl karı mıdır?

    parti bağımsız düşünün. yarın bu kişi siz de olabilirsiniz. işte bu akp'nin saçma ekonomi politikalarında artık geldiği son noktadır. maaşın %50'sinden fazlası vergilere giderken, devleti, ülkeyi daha ne kadar vatandaş ayakta tutacak? ekonomi politikası hiç olmayacak mı bu ülkenin?
  • ezilenlerin gür sesidir o...
    yetmez ama evet... bu ülkede işçiler hiçbir haklarını mücadeleyle almadı. sendika ve grev hakları bile 27 mayıs darbesiyle verildi.
    tayyip, belediye başkanlığına gelir gelmez sendikalı işçileri bitirip, taşeronları doldurdu. başbakan olunca da sendikaları ve sosyal hakları yok edip, işçilerin pazarlık gücünü bitirip, makarnaya muhtaç etti.
    devam edin bir paket bulgura şükredip, ezilenlerin sesi diye saraylarda ejder meyvesi yiyenleri şakşaklamaya...
    bir zamanlar büyük saygı duyduğum işçi sınıfından soğudum...
    canınız cehenneme...
  • çok çok çok büyük bir konu, bütün ülkeyi ilgilendiren. ve gündemde çapına göre inanılmaz az yer buluyor, akıl alır gibi değil. bir sürü insanı çat diye işsiz bırakacak, haksız yere işsiz kaldığımız noktada da tamamen parasız bırakacak bir sistem değişikliği.

    soluduğumuz havaya kadar vergi vermekten yorulduk. her türlü kazanılmış hakkı elimizden almaya çalışanlara karşı bu hakları ne kadar savunmamız gerekiyorsa savunmalıyız.

    sendikaların tüm illerdeki eylemi

    (bkz: tamamlayıcı emeklilik sistemi)
  • kıdem tazminatı, işçinin/çalışanın emniyet supabıdır.

    en kötü senaryoda, gelirinden olduğu ve yeni gelir elde edebilecek ikame ya da benzer bir iş bulamadığında, başvurabileceği tek kaynaktır. ki bu kötü senaryo, özellikle ülkemiz gibi adalet mekanizmasının (hukuki anlamda değil ahlak anlamında diyorum) en düşük seviyede olduğu yerlerde daha da önemlidir; müdür, beyaz yaka, mavi yaka kim olursanız olun hiç fark etmez, günü gelir havadan bir sebeple kapı dışarı konabilirsiniz. işte o vakit bu tazminat sizi hayatta tutacak, en azından bir süre daha mevcut hayat standadınızı korumanıza yardım edecektir.

    elbette çalışma hayatının sonlanması durumundaki senaryo da var, o da benzer şekilde önemli.

    partiden, yönetenlerden ya da taraflardan bağımsız biçimde düşünüp bir yargıya varmak burda daha önemli, ancak görülen o ki iş gene dönüyor dolaşıyor, a partisi b partisi mevzusuna geliyor.

    ülkenin tümünü ilgilendiren konularda bu parti işini bir kenara koymak lazım, ne zaman ki bunu anlarız , işte o zaman ciddi anlamda geleceğe adım atmış oluruz.
  • hali hazırda emeğinin karşılığını zar zor alabilen işçiler için korkunç bir ihtimaldir.

    yani bu konunun gündemde olması, konuşuluyor olması bile çarşı pazarın karışmasına neden olması gerekirken, kimsenin pek umrunda değil gibi. nedenini çözemedim. sanırım bir kesim buna cesaret edebileceklerine ihtimal vermiyor, bir kesim de zaten ne dersek diyelim yine bildiklerini okuyacaklar dediği için sesini çıkarmıyor.

    ama bilemiyorum. kıdem tazminatı dediğimiz şey işçinin en temel haklarındandır. emeğidir, zamanıdır, hayatıdır, güvencesidir. kaldırılması halinde ülkedeni tüm dengeler öyle bozulur ki işin içinden çıkalamayacak boyutlara ulaşılır.

    hiçbir zamanın gündemi olamayacak kadar ciddi bir konunun işsizliğin tavan yaptığı bu dönemde konuşuluyor olması gerçekten içler acısıdır.
  • insanları 65 yaşına kadar çalıştıracaksınız, giderlerine yetmeyecek kadar az maaş vereceksiniz, "seni işten atar ucuza suriyeli çalıştırırım, kapı orda." mantalitesinde, sendikaya üye olanı işten çıkaran, resmi tatillerde mesaiye gelmedi diye işçi çıkaran, maaşları geç veren, çalışanın hakkı olan izinlerini kullandırtmadığı gibi, hastaneye gitmesi gereken işçi hastaneden iş göremezlik raporu almazsa 1'e 2 kesen patronlara insanları köle edeceksiniz, kartlar eksi hesaba geçecek, mesailer elden verilecek, bazı işçilerin maaşlarını bankaya zaten yetersiz olan asgari ücret üzerinden yatırıp, elden üç yüzünü beş yüzünü geri alan patronları denetlemeyeceksiniz, "kadroya alacağız" diye oy topladığınız ve fiilen kadroya aldığınız işçileri, devlet işçilerinden ayrı tutup mesailerini vermeyip onun yerine zorla izin kullandırtacaksınız, ve bir de bütün bunların üstüne kıdem tazminatını kaldırmaya kalkışacaksınız! daha da size oy veren halka yazıklar olsun.

    ben gencim, on beş-on altı yaşlarımdan beri part-time veya kısa süreli full time işlerde çalışıyorum, bir kere bile sigorta yapılmadı, bu anlattıklarımın birçoğunu kendim yaşamadım, ama görebiliyorum. annemden biliyorum çoğunu, konuştuğum insanlardan, haberlerde işsizlik maaşına başvuran insanların röportajlarından, çevremdeki insanlardan biliyorum. ve maalesef bildiğim bir başka şey de bütün bunları bir gün benim de yaşayacağım.