şükela:  tümü | bugün
  • dutch kilise bekçisi
    church guard
  • dan. mezarlik

    (bkz: church)
    (bkz: garden)
    (bkz: yard)
  • danimarka lisanında mezarlıktan gelir ismi.

    dan.: kirkegård
  • mutluluk, umutsuzluğumuzu saklamak için biçilmiş kaftandır.
  • kierkegaard için umutsuzluk ölümcül hastalıktır. bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın fiziksel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, can çekişen ama ölemeden ölümle savaşan kişi gibi ölememektedir, sürekli bir can çekişme hali içindedir. ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir. ve umutsuzluk budur. umutsuzluğun özü yaşamın hiçbir şey olmamasıdır.
  • soren kierkegaard, (bkz: kaygı kavramı)‘nın 5. bölümünde;

    “… tin, düşsel olarak kendi etkinliğini yaratır, bu etkinlik hiçliktir, masumiyet de her zaman kendi dışındaki bu hiçliği görür. …”, diyor.

    yine aynı kitapta, “masumiyet, cehalettir” de diyor, kierkegaard. her ne kadar, tin ve masumiyet kavramları sorunlu olsa da masumiyet ve hiçlik arasındaki ilişki, neşter atmaya değer görünüyor.

    cehaletin, bilgiden muaf tutulmuş, bilgiye erişil-e-memiş bir durumu imlediğini düşünürsek, masumiyet tamamıyla çıplak ve tinden gelen bir “yargısızlık” olarak karşımıza çıkıyor. itiraz noktaları da tam olarak burada beliriyor: masumiyet, ilahi bir tasarım olarak, günahla ilişkisini çalışırken, onun bilgisizlik halinin, aslında bir ilk bilgiye/töze ait olduğunu “biliyoruz”. bu durumda, bilgisizlik hali; insana sonradan eklenmiş olduğunu kabul etmek durumunda bırakıldığımız bir öz-deneyim olarak, kalıyor. haliyle masumiyetin, etik bir sürecin sonucunda meydana gelmiş bir duygu tasavvuru olduğunu iddia etmek, dogmatik okumalarla, araya mesafe koymaya yetmiyor.

    cehaletin ön koşulu, deneyim karşısında nihil/null/boş kalabilmektir. ama nihil durumu, deneyim sahibi açısından hiç de öyle kabul edilmez. o, verili herhangi bir yapının yönlendirilmesiyle, başkaca, önceden öngörülmüş bir bilgiye çoktan sahip olmuştur. işte, kierkegaard'ın tini, böyle bir yanılsama içindedir. etkinlik, hiçliği deneyimlemez. zira etkinliğin kurucusu, tinden sadece sürdürücü olarak bir rol edinmesini bekler.

    tüm bunlar oldukça kaba bir yaklaşımla şunu sonucu doğurur: masumiyet, kirlenmektir. ama kirlenmiş olanın, temiz kaldığına yönelik toplumda oldukça bir sıkı örgütlenme vardır. kişi de toplum da kirlenmekle ilgili bir deneyimi reddeder.

    tinin, tek ve gerçek etkinliği; bilginin tüç biçimlerini reddetmektir. ancak bu reddediş, hiçliğin ilk ve gerçek etkinliğini dolaşıma çıkarır. artık tin, yoktur: olmamıştır…
  • “içimizde sonsuzluk olmasa umutsuzluğa düşemezdik. ben varsam umutsuzluk da vardır.”

    “ ben olmak için umutsuzluktan geçmek gerekir”

    “ben” olmak, gerçek beni bulmak!?
    insanın yaratıcısıyla yüzleşme ihtiyacı ve yaratıcısıyla yüzleşmek için umutsuzlukla sınanma arzusunu savunmuş hıristiyan varoluşçu.

    kiekego diye okunuyor.