şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ege denizi içinde kalan, bugün tavşan adaları olarak adlandırılan, adalarda yaşayanların m.ö. 3000 - m.ö. 2000 yılları arasında, erken tunç çağı'nda kurdukları medeniyet.
  • bizim yunanlı abilerin kaftan hayatının en büyük eğlencesi isim takmaktır. epos epiglos ve blablalojiler antikistanında bu uygarlık da motorlaşmış bir kelimenin altından geçmiştir ve kelimelerin motorlaşma salgını, bu kelimenin ismiyle de neşeli bir uyumluluk sergiler ki bunu da gözden kaçırmamamız yunan ilgimize tutti frutti tatlar katabilir. bu kelimenin artık hayatımızdaki yeri tartışılmazdır, kuşkusuz ki allah'ın tuttuğumuzu altın ettiği bir ütopyada dahi yeni bir deyim yaratmaya kalkışırız ve deriz ki "zeus tuttuğumuzu çember etsin". böyle bir çember evrende logos denen bir başka kaşar kelime de goras(pythagoras!)'la yer değiştirirdi herhalde. eh artık az çok anlaşıldığı gibi, kelimemiz kyklos(çember)'dur. özce, kyklostan gelir kiklad.

    bu uygarlığın yaşadığı adalar, adalar atlasında bir çember oluştururmuş herhal. ya da yunanlılar çember şeklinde yaşadıklarını hayal etmiştir, ne bileyim ben? tanrı mıyım? belki. adalar, ilahi delos'un etrafında çember oluşturur aslında. her neysem, bu uygarlık iki ayaklıları küçük küçük üçgen insan figürleri yapar, ve ölülerinin yanına bunları gömerlerdi; netice o ki manyaklık antikya tanımaz. genelde figürler karıdır, herhalde abiler düşünmüş ki "biz bu bizim abileri gömüyoz ama, bunlar aşağıda kiminle gibişecek?", sonra demişler "karı yapak biz bunlara en iyisi." tarzı yunan tarzını değil de, ortaçağ ve 20. yüzyıl sanatını hatırlatır göğüslere. göğüs değil göz mü? göz ne len? götünüzden element uydurmayın sayın goralılar! göt dediğin huşu içinde durmalıdır.

    göz, göğüs, göt; eksik olan bir sensin yarim.. yarram mıydı yoksa?

    kist dediğimiz mezarlarında da böyle cenin pozisyonundaymış gibi yatarlar. mezarlar 10-15-20'lik gruplar halindedir ki akıllara "aile bağlarından mı acaba" sorusu gelir. bu cahil kardeşlerimizde karşılaşıp da "aaa bu ney lan" dediğimiz bir nokta da şekilli şüküllü tava benzeri eşyalardır, gavur dölleri frying pans der bunlara, ben tava diyorum. tava dedik de, bir papalina tava mı çeksek güzeller? siz söyleyin ben geliyorum; bu tavaların ne boka yaradığını ben nero ve siz nemolar(;]) bilmeyiz ne üzücü ki.

    evet, canlar! türk kanları! düşmanınızı tanıdığınıza göre artık kafalarını kesmemek için bir bahaneniz kalmadı. mağj mağj, hipermiya! olacağız dünya hamurunda bir merdane, troya'yı da devireceğim senin için dürdane! ya allah!

    epilog: enteresan bu antih insanlar essahtan çok ilginç konular ağzım açıh yani..
  • atina'da kiklad uygarlığı ve sanatını daha yakından tanımak isteyenler için şahane bir müze bulunur. genelde es geçilen ve hakkı yenen bu müze hakkında ayrıntılı bilgileri bu yazıda okuyabilirsiniz.

    http://atinadanyunanistan.wix.com/…0cf2e099257444cb
  • burada bulanan heykelcikler oldukça ilginçtir.
    görüldüğü gibi heykelcikler oldukça soyut ve özel olarak bir kişiyi değil kendisine yüklenmiş bazı anlamları temsil ediyor gibi. bu özellikleri ile venüs heykelciklerine de oldukça benziyorlar.
    gel gelelim bu heykelcikler müthiş bir talana uğramış ve şu an müzelerde sergilenenlerden onlarca kat fazlası , özellikle avrupa'da, satılmış. e tabi ortalıkta bu kadar çok heykelcik olunca bazı avrupalı sanatçıların eserlerinde bu heykelcikleriden izler bulunur. mesela amadeo modigliani , brancusi, jean arp ve picasso
    bana sorarsanız etkilenen sanatçılar arasında bi de yerli isim var: umut sarıkaya- aşkımızın meyvesi aytek .
    edit:imla
  • antik ege uygarlığının üç bölümünden biridir. bunlar coğrafi konuma göre aşağıdaki gibi isimlendirilmiştir.

    - girit uygarlığı
    - kiklad uygarlığı
    - yunan anakarası (helladic period)

    girit ve kiklad en eski ege uygarlıklarıdır. daha sonra bunları miken uygarlığı takip etmiştir.