şükela:  tümü | bugün
  • dev tas bloklarla yapilan harcsiz duvarlarin orgusune ve bu duvarlarda kullanilan taslara verilen ad.

    adini aldiklari trakyali devler olan kyklop'larin yaptigi efsanesi gecerli olan ornekleri girit, italya ve yunanistan'da bulunur. ama anadolu'da gorulen yuvarlatilmis kenarli ve dev cakillara benzeyen ve bu efsaneyle alakasi kurulamayacak olan duvarlarin orgusune de bu ad verilmesi uygun gorulur turk arkeologlar tarafindan.

    hatta genel olarak dev taslarla orulmus tum eski duvarlar icin bu sozcuk kullanilir. ama nedense "eski" olmasi kriteri hala gecerliligini korur.
  • yüzünün ortasinda tek gözü olan devlerdir kikloplar. insan eti yerler; az akilli ve cok güclü bir o kadar da zalimdirler.

    konstantin kavafis'nin ithaka siirinde adi gecer. ithaka'ya yolculukta önüne öfkeli poseidon da ciksa, kikloplar da, lestrigonlar da; vazgecme der kavafi.
  • (bkz: tepegöz)
  • (bkz: cyclops)
  • troya savaşının organizatörü ve beyni olarak görevini tamamlayan odysseus'un başına tek gözüyle bela olmuş olan yaratık.

    odysseus troya savaşı bittikten sonra "hadi artık evlere dağılalım" demiş ve krallığı olan ithaki'ye geri dönmek için silah arkadaşlarıyla denizlere açılmıştır. yol boyunca pişmiş tavuk misali başına gelmeyen iş kalmamıştır. o kadar ki homeros troya savaşını anlattığı ilyada destanına ek olarak bi de odysseia'yı yazmak zorunda kalmıştır. öyle olaylı bir yolculuk.

    günlerden bir gün kahraman odysseus kiklop adasına varır ve "ıvır zıvır bi şeyler alalım şuradan, biraz ayağımız karaya bassın, belimiz doğrulsun" diyerek adaya çıkar adamlarıyla birlikte. geniş bir mağara bulurlar ve içeri girerler ama burası "misafir misarifi sevmez ev sahibi hiçbirini sevmez" düsturunu benimsemiş, hem dev olması hem de tek gözlü olması sebebiyle komplekslerden komplekslere koşan, komşu kızı kiklopiye'nin pas vermediği ve duygusallığını zalimlikle bastıran kiklop polyphemus'un mağarasıdır. babasının poseidon anasının deniz perisi thoosa olması ona hayatta hiç bir artı kazandırmamıştır. insan canlısı bir yaratık olmayan polyphemus keçi ve koyun çobanlığı yaparak hayatını idame ettirmektedir.

    odysseus kiklop'un halinden tavrından kıllandığı için kendini ve 12 adamını "deniz kazazedesi" olarak tanıttıktan sonra "hörmetler sayın abim, aga kalalım şurda bi kaç gün, sana zararımız dokunmaz" der. o dönmede denizlerde geçerli olan ancak yazılı olmayan kanunlar çerçevesinde aslında kiklop'un bu insanlara yardım etmesi gerekirdi ama hem dev hem huysuz olan polyphemus "ssiee, ne bakıcam lan size, ağzınızı kırarım" der ve mağaranın girişini devasa bir kaya ile kapatır. odysseus'un iki arkadaşını oracıkta şifa niyetine yer. ertesi gün de arkadaşlarından bir kaç tanesini açlığını bastırsın diye mideye indirir.

    odysseus kafası çalışan bir adam, "beyin bedava" diye düşünür taşınır ve kiklop'u sarhoş etmeye karar verir. homeros'un kitabında ağır bir şarap içirdikleri yazar ama yapılan son araştırmalarla odysseus'un kiklop'a önce köpek öldüren içirdiği ancak istediği verimi alamadığından sonrasında ispirto içirdiği kanıtlanmıştır. dağ gibi kiklop'un içtiği ispirtonun etkisi ile devrilmesiyle birlikte "ya allah" diyerek, öncesinde victorinox çakı ile sivrilttikleri zopayı kiklop'un biricik gözüne saplayıp kör ederler yiğidi.

    ertesi gün kiklop içerde depişip duran keçiyi koyunu çayıra salmak için kayayı mecburen kenara ittiğinde tek tek bütün hayvanların sırtlarını kontrol eder ama rabbimin boy pos verdiği bu yaratık akıldan yoksun olduğu için odysseus ve arkadaşlarının koyunların altına tutunup kaçtığını fark edemez.

    odyssues gemisine bindikten sonra da son bi itnelik yapmaktan geri duramaz ve kiklop'a nanik yapar, onunla dalga geçer. bunun üzerine sinirlenen dev "daş yok mu daş" diye aranıp, yerde bulduğu ilk kayayı gemiye doğru kör gözüne rağmen fırlatır ama kıl payı kaçırır.

    ha bu yaptıkları odysseus'un yanına kar kalmış mı? kalmamış tabi. kiklop poseidon'un oğlu, odysseus ise gemiyle evine gitmeye çalışıyor. polyphem babasına "baba odysseus beni döğdü ühühü" deyince poseidon odysseus'a musallat olur ve adam on sene boyunca evine, karısına, çoluğuna çocuğuna kavuşamaz.

    ana fikir; arkası sağlam olan adama seni öldürecek olsa bile bulaşma.
  • türkçesi kiklop ama kyklop dense mi diye biraz düşündüm. türkçe karşılığı tepegöz, anlamını karşılıyor ve fakat ayrı bir öyküye/geçmişe dayandığından, kastettiğimiz belirli karakteri kiklop daha iyi anlatabilir. zyklop da almancası veya ismet zeki eyuboğlu'nun faust çevirisinde kullandığı karşılık. tekraren anayım, en ünlüleri odysseus'un alt ettiği polyphemos.

    nereus:
    "bir oyun sandı yaşlı adamın sözünü suçlu*,
    kapıldı tutkusuna, ilios'da kaldı, sonunda.
    uzun bir can çekişme, sonra, katılaşan dev gövde
    görkemli bir şölen pindus kartallarına.
    ulysses de öyle! önceden demedim mi ona,
    circe'nin* tuzaklarını, zyklop'un korkunçluğunu?
    onun duraksaması, yüzeysel anlayışı,
    ne kazandırdı ona tüm yaptıkları?
    onu çok salladı, sarstı, yeterince ezdi, götürdü
    dalgalar, sonra acıyarak konuksever bir kıyıya" goethe - faust (çev. ismet zeki eyuboğlu)

    phorkyas:
    "bir de onun* kalesi! gözlerinizle görmeliydiniz!
    bambaşkadır bu üst üste yığılan kaba duvarlardan,
    sizin babalarınızın bana da, sana da kötü gelen,
    hani zyklopların yaptıkları biçimsiz taş yığınları,
    taş üstüne taş koyma* türünde değil bunlar.
    kalenin tüm duvarları dikey, yatay düzende, ölçülü,
    dıştan bakılınca göğe doğru yükseliyor,
    eklemeler düzgün, ayna gibi, bütün bir çelik
    buna tırmanmak düşünceye sığmaz, olanaksız.
    avluların içinde geniş alanlar çepeçevre,
    değişik amaca göre yapılmış konutlar, dizili.
    burada sütunlar, sütuncuklar, kemerler, kemercikler,
    dışarıya, içeriye bakan balkonlar, gedikler,
    sonra armalar." agy

    (bkz: kyklops), kykloplar, zyklop, cyclops
  • efsanevi tek gözlü devler olan kiklopların* yunan mitolojisinde 3 ayrı türünden bahsedilir. bunlardan biri hesiodos’un evrenin yaradılışı ve tanrı soylarını anlattığı eseri `theogonia'sında geçen gaia ile uranos’un oğulları göksel kikloplardır. bir diğeri homeros’un odysseia’sında geçen deniz tanrısı poseidon’un oğlu polyphemus gibi sicilyalı kikloplardır. sonuncuları da lykia’da bulunan duvarcı tek gözlü devlerdir.

    hesiodos’a göre gaia ile uranos’un birleşmesiyle üç türden dev canavar doğar. bunlar titanlar, kikloplar ve yüz elli, elli başlı hekatonkheirlerdir. cyclop (kiklop) “yuvarlak gözlü” demektir ve adları brontes, steropes ve arges olan üç devden her birinin alnında tek bir büyük göz bulunur. adları simgesel olan bu devlerden brontes, gök gürlemesi; steropes, şimşek; arges ise yıldırım ışını ile ilgilidir.

    ilk tanrılardan olan ve kozmik bir güce sahip olan uranos, oğulları olan bu devler ve yaratıklardan ürküp doğar doğmaz onları ölüler diyarı’nın yedi kat altına, kasvetli ve korkunç bir yer olan tartaros’a hapseder. gaia ise evlatlarının bu şekilde hapsedilmesine çok üzülür ve kocasından öç almak ister. titanlardan olan oğlu kronos’a bir tırpan vererek uronosu iğdiş ettirir. kronos babası uranos’a ilk tırpanı vurduğunda akan kanlardan üç eriny ve meliai denilen dişbudak ağacı nymphaları doğar.

    birinci kuşak olan uranos’u oğlu kronos nasıl alt ettiyse, üçüncü kuşak tanrılardan olan zeus da babası kronos’u alt eder. kronos doğan çocuklarından birinin kendini alt edeceğini öğrenince doğar doğmaz yemeye başlar çocuklarını. rheia doğan çocuklarının yutulmasına üzülür ve altıncı çocuğu olan zeus doğmak üzereyken uranos ve gaia’dan yardım ister. rheia doğurması için bir mağaraya götürülür ve zeus doğduktan sonra gaia, kronos’a bezlere sarılmış bir taş sunar. bu oyuna gelen kronos, yeni doğan oğullarından biri sanarak taşı yutar. bu sayede gözden uzak büyüyen zeus güçlenir ve babasına, yuttuğu taşla birlikte öbür kardeşlerini de kusturmasını bilir. ne var ki bu eylemle krallık henüz elde edilebilmiş değildir.

    yapılan savaş 10 yıl sürer ve bir gün toprak ana (gaia) torunu zeus’a, kronos’un bir zamanlar tartaros’a gönderdiği kikloplarla yüz kollu canavarları serbest bırakıp onlarda yardım isterse, babasını alt edebileceği kehanetinde bulunur. bunun üzerine zeus, gizlice kronos’un kiklopları kapattığı yere giderek kikloplarla hekatonkheirler’i serbest bıraktıktan sonra onları kutsal yiyecek ve içeceklerle besleyip savaşa sokar. savaşa giren kikloplar, zeus’a saldırı silahı olarak yıldırımı; hades’e görünmezlik miğferini ve poseidon’a da üç dişli yabayı verirler. bu silahlarla zeus ve kardeşleri ölümsüzlerle ölümlüleri buyruğu altına alır.

    anlatılarda bu üç kiklop(brontes, steropes ve arges), demircilik zanaatıyla uğraşan ve tanrılar için zırhlar, silahlar üreten hephaisthos(vulcanus)’un yardımcıları olarak da geçer. titanların savaşında zeus, hades ve poseidon’a yaptıkları gibi diğer tanrılar için de silahlar yaptıkları anlatılır.

    apollon’un kardeşi olan artemis, aynı kardeşi gibi ok ve yay kuşanmış bir şekilde tasvir edilir. tanrıçaya bu yay ve oku yapanlar da kikloplardır. tanrıça, hephaistos’un davetiyle lipara adası’ndaki kiklopları ziyaret eder. o sırada poseidon’un atları için bir yalak yapan devlerden işlerine ara vermelerini ve kendisi için gümüşten yay ve ok yaparlarsa avladığı ilk hayvanı kendilerine getireceğini söyler. kikloplar da bu isteği yerine getirirler.

    ünlü bir hekim olan asklepios’un anlatısında da kikloplar karşımıza çıkar. apollon’un oğlu olan asklepios ölü bir insana tekrar hayat vererek hades’i öfkelendirir. bunun üzerine ölüler tanrısı (hades) olympos’a çıkarak asklepios’u zeus’a şikayet eder. öfkelenen zeus, yıldırımıyla asklepios’u öldürür. asklepios’un babası apollon da intikam almak için zeus’a yıldırımı vermiş olan kiklopları öldürür. savaşçıları öldüğü için öfkeden kuduran zeus, apollon’u sonsuza dek tartaros’a hapsetmeyi düşünür ancak leto’nun yalvarmalarına dayanamayarak cezayı bir yıllık ağır işçiliğe indirir.

    bir diğer kiklop türü de homeros’un odysseia’sında geçen aralarında polyphemos’un da bulunduğu kikloplardır. bu anlatıda kikloplar kanunları tanımayan, insan yiyen devler olarak da tasvir edilirler. kiklopların kralı olan polyphemus ile odysseus arasında geçen hikaye kısaca şu şekildedir:
    odysseus ve adamları, merak ederek gittikleri polyphemus’un mağarasında kapana kısılırlar. sonunda odysseus her gün gelip adamlarından ikisini yiyen polyphemus’a şarap ikram eder.

    şarabı çok seven polyphemus, odysseus’a adını sorduğunda ise ben kimse, beni böyle çağırırlar cevabını alır. şarabın etkisiyle dev sonunda kendini kaybeder ve uyumaya başlar. odysseus ve adamları ise hazırladıkları sivri bir dalı devin gözüne saplarlar.

    büyük bir acıyla kıvranan polyphemus komşusu olan diğer kiklopları çağırır. mağaranın girişine toplanan kikloplar, ne olduğunu sorduklarında polyphemus, kimse’nin saldırdığını anlatır. devler ise bu cevabı çok umursamayıp geri dönerler. göremeyen polyphemus mağaranın girişindeki kayayı açıp dışarı çıkar ve elleriyle dışarı çıkanları yoklamaya başlar. odyyseus ve adamları ise içerideki polyphemus’un sürülerinin altına saklanarak mağaradan çıkmayı başarırlar.

    homeros’un odysseia’sında kiklop polyphemus’un babası poseidon olarak geçer. polyphemus kaçan odysseus’un arkasından babası poseidon’a yakarır. odysseus’un gemisine doğru büyük kayalar fırlatsa da kaçmasına mani olamaz.
    the cyclops polyphemus tosses rocks at the fleeing odysseus and his crew – louis frédéric schützenberger

    argolis kralı abas’ın ölümünden sonra ikiz erkek çocukları akrisios ile proitos arasında bir savaş yapılır. savaşta iki kardeşten hiçbiri diğerine karşı üstünlük sağlayamaz. bunun üzerine ülkenin kardeşler arasında iki parçaya bölünmesine karar verilir.

    bu savaşta “gasterokheirler” adı verilen kikloplar da yer almışlardır. sayıları yedi olan ve geçimlerini duvarcılıkla sağlayan bu devler, proitos ile beraber lykia’dan tiryns’e gelmişler ve şehrin duvarlarını sağlamlaştırmak için burada çalışmışlardır. bir katır sürüsünün en küçüğünü bile taşıyamadığı devasa kayalarla örülen duvarlar düşmanlarına karşı adete meydan okur niteliktedir.

    kaynak
  • (bkz: siklop)