şükela:  tümü | bugün
  • insanoğlu olarak ne zaman ki günlük hayatımızdan bu muhteşem mereti kaldırdık; sosyal problemler, arkasından konuşmalar, riya, müptezellik, iftira ve kötülük de o zaman rahatsız edici seviyeye yükselmeye başladı.

    oysa herkesin kendine has bir kılıcı olsa ve sorunlarını düello vasıtasıyla çözse, şu an dünyada belki daha az insan dolaşırdı ama en azından, insanların ölmesinin ya da yaşamasının bir anlamı olurdu. ayaklarımın dibine tüküren kuryenin "abi görmedim" diye yavşakça bahane bulmasını beklemez, sadece yere balgamını-pisliğini bıraktığı için, sosyal alanı taciz ettiği için, "shriiyokkkkkss" diye çekerdim iki tarafı keskin ve zarif kılıcımı. konuşmaya, yaptığı şeyin iğrençliğini anlatmaya çalışmazdım. çünkü yere balgam bırakan bir adamın geri dönüşü yoktur. 20 sene yaşasa, günde 20 balgamdan yaklaşık olarak 146 bin balgam eder ki, bu mavi ve güzel gezegen için fazladır.

    oracıkta uçururdum kellesini. daha boğazından fışkıran kan, kılıcıma bulaşmadan kellesi düşerdi yere. koyardım kılıcımı geriye. birisi de gelir "ne uçuruyorsun lan çocuğun kellesini ibibik" diye düelloya davet eder, hemen bir kere daha çekerdim kılıcımı. mecidiyeköy meydanda hemen bir turnuva çevirir, eğer yaşarsam yoluma devam ederdim.

    "böyle olunca herkes birbirini düdükler, akşama kadar kimse kalmaz" değil durum. kılıcı olan bir insan asildir, merttir. keyfine adam öldürmez; kimseyi arkasından bıçaklamaz. kılıcının onurunu taşır kılıcıyla birlikte. iyi niyetlidir, dünyanın daha iyi bir yer olması için başkasının adalet dağıtmasını beklemez. duruşma salonlarında vakit harcayacağına, gider dünyasının güzelliği için çalışır. gerektiğinde, kılıcını taşa saplar senelerce çıplak dolaşır.

    bir insanı yanlışlıkla öldürmez; karşısındakinin göz bebeklerinden kendisini görene kadar yaklaşır. alçakça, füze gönderip masumları öldürmeye benzemez kılıç kullanmak. doğanın isteklerini adil bir şekilde yerine getirmekten fazlası değildir. yanlışlıkla öldürdüğü bir adamın vicdan azabını kaldıramayıp gün batarken bir dağın tepesinde kendi karnına kılıcı saplayıp çevirmeyi de gerektirir.
  • cesitli boyutlardaki tek agzi veya cift agzi keskin , kesme veya durtme ile kan akitmaya yarayan silahtir. tarihteki gelisimi dunyanin cesitli bolgelerinde cok farkli sekillerde olmustur. ur bolgezinde yapilan kazilarda cok eski orneklerine rastlanir. som altindan yapilma hancerler goz alicidir. yine bu yoreden cikan ilk kiliclar kivrimli ve cok farkli tasarimlara sahipdir. ancak kullanisli degillerdir.
    zaman her toplumda celigin islenmesinin farkli olmasini sagladi. kiliclarin ortak ozellikleri , uzun ve kesici olmaktan oteye gitmedi. toledo da yapilan harika celikten rapier lar literaturde en ust siralarda giderken katana nin ucuk sadeligi ve de gucu pek cok efsaneye konu oldu. bir yanda enli ve agir kiliclar gelisirken , bir yanda kisa ve ince kiliclar gelisti. kuzey avrupa sovalyeleri olabildigince agir ve guclu kiliclari tercih ederken zamanla bunlar ince ve sadece delici ozellikleri olan kiliclara donustu. bir yanda cinde oldukca farkli esnek kiliclar yapilirken hemen kapi komsusu japonya katana gibi esnekligi olmayan ama cok cok sert celikten kavisli kiliclar yapti. roma nin gladius larinin saplari uzadi ve de naginata lara donustu.

    ama hep ayni kalan birseyler oldu. bu da kilicin vucudun bir uzantisi oldugudur .

    celik ve erkeklik veya daha dogrusu savascilik daima ozdeslestirildi. kiliclara isimler verildi , haklarinda efsaneler yazildi. akittiklari kan kutsal oldu, ugrunda olundu ve de elinde kilic ile olmek kahramanligin ve savasciligin , yani onurun gostergesi oldu.

    (bkz: kilic sanati)
  • "ustaların kılıç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir bilir misin? o, insanoğluna hemen boyun eğmez çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder. zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından, bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar"*

    * ihsan oktay anar, kitab ül hiyel, iletişim yayınları, istanbul 1996, s.12
  • kınından cikarken cikardigi "shhrriiiiiooyyynk" seklindeki ses muhtesemdir.
  • iskambil kagidiyla oynanan bir oyun.. iki ki$iyle oynanir.. bir kart cekersiniz desteyi kari$tirirsiniz.. sonra kar$idakiyle sirayla kagitlari dagitmaya ba$larsiniz.. kart kimin tarafinda cikarsa o kazanir.
  • alkolle oynanan ve insanın alkole karşı direncini yükselten pek tatlı oyun. birayla oynanması şiddetle tavsiye edilir. tekila ve votka gibi ürünlerle oynanıldığında hastahanelik olma vakaları görülmüştür. kişi başı 3-5 bira yeterlidir.

    oyun için gerekli malzemeler bir adet iskambil destesi, oyuncu sayısı kadar shot bardağı ve yeterli miktarda alkol.

    oyunun kuralları:

    oyunun başlıca ve en büyük kuralı masadan kalkmak yasaktır. ör: tuvalate gitmek, kusmak.

    oyuncular halka şeklinde oturur. sırayla kart çekerler. her kartın bir anlamı vardır.

    o anlamlar için:

    1,2,3 kartları siyah gelirse çeken oyuncu çektiği kartın rakamı kadar shot yapar.
    1,2,3 kartları kırmızı gelirse çeken oyuncu çektiği kartın rakamı kadar istediği bir oyuncuya shot yaptırır.

    4 kartını çeken oyuncunun sağındaki oyuncu bir shot yapar.
    5 kartını çeken oyuncunun solundaki oyuncu bir shot yapar.

    6 herkes shot yapar.

    7 bom oyunu oynanır. bom: rakamlar 1den başlayarak sırayla sayılır. içinde yedi geçen ve yedinin katlarında (ör.7,17..) bom denir. her bomdan sonra sıra terse döner. sırayı karıştıran yada bom demeyi unutan oyuncu bir adet shot yapar.

    8 bayanlar shot yapar.
    9 baylar shot yapar.

    10 i have never... oyunu oynanır. (ben hiç)

    vale: kural koyulur. herhangi bir şeyi yasaklayabilirsiniz yada oyuna dahil edebilirsiniz. koyduğunuz kural dahilinin dışına çıkan oyuncu her sefer için bir shot yapar: ör. içmek kelimesini yasaklandığını düşünelim. bu kelimenin herhangi bir kullanımında her kullanım için bir shot yapar.

    kız: soru kartıdır. çeken oyuncu çektiği anda soru soracağı kişiyi belirtir ve oyunun devamında istediği bir anda sorusunu sorar. sorduğu kişi "aklımda" diye cevaplamak zorundadır. cevaplamazsa bir adet shot yapar. lades mantığıyla düşünülebilir.

    papaz: 4. papazı çeken oyuncu masadaki oyuncu sayısı kadar shot yapar.

    kuralları istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

    iyi oyunlar. afiyet olsun!
  • en eski silahlardan biridir.

    günümüzde, ustalar geçmiş dönemdeki kılıçların replikalarını yapıyorlar. bunu yaparken de biri iki usta hariç genelde bugünkü teknolojiden yararlanıyorlar. buna rağmen muazzam bir emek var tabii. sonra dönüp, buhar ve elektrik teknolojisinin olmadığı dönemlerdeki ustaları düşünüyorum, saygım bir kat daha artıyor eskilere.

    insan, ölüm saçan şeyler yapan kişiye saygı duyar mı!? oluyor işte.
  • rahmetli hep siyah gömlek giyer, renkli kravat takar, beyoğlu'na öyle çıkardı. ahh istanbul...
  • 0=|========>
    gibi bir şekilde ascii olarak çizilebilir.
  • uzun, keskin bir bicagin savaslardaki avantajinin farkedilmesi, herhalde gelismis maden isleme tekniklerinin bulusuna kadar beklemek zorundaydi.

    ancak m.o. 1500 yillarinda, savas baltasi (war axe), evrim gecirerek tek parcadan olusan bronz, orak tarzi kiliclara donustu. bu kiliclar, tek tarafi keskin ve kivrik, diger tarafi ise icbukey seklinde olan kiliclardi. bu kiliclarin hilt bolumleri ise, kullanimi kolaylastirmak ve bronz gibi hafif bir metali savururken g kuvvetinden en ust duzeyde yararlanabilmek icin duz ve kalin idi.

    yaklasik 1 metre uzunlugunda duz bronz kiliclar, daha sonralari ortaya cikti. hatta antik yunan mezarlarinda bu kiliclara siklikla rastlanilmistir. ancak bronz metalinin dayaniklilik seviyesinin dusuk olmasi nedeniyle, 1 metre gibi bir uzunluk metale fazla geldiginden, pratik bir kilic asla olamadi.

    ancak ciddi bir askeri silah olmasi icin kilic, demir isciligini bekledi. ilk hakiki kiliclar, m.o. 1200 yillarinda ortaya cikti. antik ve klasik caglarda kiliclar her ne kadar kisa olsa da, daha sonradan boylari, zirhlarin gelismesi ile uzamistir. zira kiliclarin kisa olmasi, demir ustalari arasinda bronz zamanindan kalma bir aliskanlikti -ki birkac sene daha bu boyle gitti. hatta zirhlar da o kadar kalin olmadigi icin, uzun kiliclara gerek duyulmuyordu.

    tabii bu da degisecekti. klasik roma imparatorlugu doneminden kalma gladius kiliclari, yalnizca altmis cm uzunlugunda olsalar bile, saplama hamlelerinde cok basarili bir sekilde kullanilirlardi. ancak imparatorlugun altin caglarina yaklasildiginda, gladiuslar yerlerini spatha adi verilen daha uzun kiliclara birakmislardir.

    spatha kiliclari, daha sonralari barbar kavimlerin kullanacagi uzun kesici kiliclara, hatta ortacag avrupasindaki broadswordlara ilham kaynagi olacakti.

    dogu kulturundeki kiliclarin evrimleri, bati kulturundekinden pek farkli degildir, zira kilic ile ilk tanismalari, anadolu ve mezopotamya'dan gelen ticaret yollari ile olmustur.