şükela:  tümü | bugün
  • dincilerin ağzına sakız ettiği, "insanlar maymundan geldiyse neden hâlâ maymunlar var", "alevilik hz. ali'yi sevmekse ben de aleviyim" ayarında cümle.
  • o zaman bu hükümet 22 ocak 2004 tarihinde bağ- kur' la neyi birleştirdi? seni mi? diye soruyla karşılamak istediğim soru.
  • salak gordum ama bu kadar gelişmişini görmedim.ssk ticari bir kurum degildir.sadece hizmet eden bir kurumdur.ve herzaman açık verir.bu da ne kadar hizmet ettiğini gösterir.
  • şimdi olay şöyle:

    ssk, sosyal sigortalar kurumu'nun kısaltmasıdır.
    sosyal sigortalar kurumu, çalışanlardan topladığı primlerle, emekli aylıklarını ve çalışanların/emeklilerin sağlık giderlerini karşılar.

    eğer devlet emekli aylıkları ve sağlık giderleri için, toplanan primlere ek katkı veriyorsa, yani az prim toplayıp çok emekli aylığı / sağlık gideri sağlıyorsa (ssk'nın zarar etmesi), buna sosyal devlet denir.
    dünyanın abd dahil bütün gelişmiş ülkelerinde durum budur. bunun aksi bir durumu sıkıysa, bir batı avrupa ülkesinde savunun, karşılaşabileceğiniz en iyi tepki gerizekalı olduğunuzun düşünülmesiyle kendi halinize bırakılmanız olacaktır.

    eğer sosyal sigortalar kurumu, çalışanlardan topladığı paraların bir kısmını devlete aktarıyorsa (ssk'nın kar etmesi) buna faşist devlet denir. ben bilmiyorum ama günümüzde bile böyle devletler vardır herhalde.

    ssk'nın kar/zarar etmesi konusu bir hükümet tasarrufudur. devlet faşistse emekli aylıklarını arttırmaz, sağlık giderlerini karşılamaz (bkz: türkiye'nin suudi arabistanlaşması/#21903380) ve ssk 1 senede kara geçer.

    devlet sosyalse, hükümet emekli maaşlarına da / sağlık giderlerine de ek kaynak aktarır.
  • dincilerin bilgisizliğinin sınır tanımadığını gösteren olgudur. koskoca türkiye cumhuriyeti başbakanı kasıtlı bir şekilde yalan ve iftira üzerinden siyaset yaparsa elbette arkasından gelen aymazlar da başbakanın dediklerini sorgulamadan, anlamadan, araştırmadan onaylayacaklar, bunu cahilce siyaset malzemesi yapacaklardır. cahil, cahilliğinin farkında değildir ki utansın.

    kemal kılıçdaroğlu ssk'yı batırmış da falan da filan. neresinden tutarsın da açıklarsın ki. her tarafı cehalet dolu laf. bu cümle bir yalanın ve iftiranın nasıl siyasi malzeme konusu olduğu hakkında çarpıcı bir örnektir. bu malzemeyi anlamadan, araştırmadan siyasi malzeme yapmak cehalettir, bilgisizliktir. anca dincilere yakışır. başbakanın her söylediğine gözü kapalı inanan ve bunu fütursuzca her ortamda dile getiren cahil partizanların okumadan, araştırmadan, bilmeden, anlamadan siyaset yapması zaten yıllardır adet haline gelmiştir.

    kılıçdaroğlu defalarca tek tek cevaplayarak açıkladı ssk genel müdürlüğü zamanı ile ilgili kendisine sorulan soruları. ama hala, "ssk'yı batırdın" diyerek siyaset yapan başbakana gerek seçim meydanlarında gerekse ekranlarda hep çağrı yaptı kılıçdaroğlu. canlı yayına çıkalım dedi. istediğin tv'de, istediğin gazetecilerle, istediğin bakanlarınla gel, sor, ben de cevaplayayım dedi. fakat başbakan kılıçdaroğlu'nu çırak olarak nitelendirdi. kılıçdaroğlu'nu hem itham etti, hem de cevap hakkı vermeden yaftalamaya devam etti. buna halk arasında çamur atmak ya da iftira atmak derler.

    kılıçdaroğlu her sorulduğunda açıkladı bu konuyu ama duymak istemeyen kulaklar duymadı açıklamalarını.

    1.ssk devlet kurumu olduğu için kar-zarar fonksiyonu üzerinden değerlendirilmez. kar amacı gütmez. açık-fazla üzerinden değerlendirilir. ssk bir şirket değil devlet kurumudur. şirket gibi yönetilmez. eğer ssk fazla veriyorsa, yani dincilerin tabiriyle kar ediyorsa, birikim halka dağıtılmamış, gelir dağılımı azaltılmamış demektir. ssk açık veriyorsa, yani dincilerin tabiriyle zarar ediyorsa, birikim halka dağıtılıyor, gelir adaletsizliği azalıyor demektir. yani ssk ne kadar açık veriyorsa, ülke zenginliği o ölçüde vatandaşlara dağıtılıyor, yayılıyor demektir. sosyal devlet olmanın temel koşulu budur. ama dinciler sik kafalı olduğu için kılıçdaroğlu'na, "ssk'yı zarara soktu", "ssk'yı batırdı" gibi cümleler sarfederler. cahil, cahil olduğunun farkında değildir ki utansın.

    2.ssk'nın genel müdürü ssk'nın doğru işleyişinden sorumludur. yani ssk genel müdürü, mevcut düzenlemelerin sağlıklı çalışmasında rol oynar. ama yasayı yapan hükümettir. örneğin emeklilik yaşının belirlenmesi ya da ödenecek primlerle ilgili çalışmalarla alakalı yasaları ssk genel müdürü değil, hükümet çıkarır. yasa çıkar ve uygulanır. dolayısıyla ssk'nın ne kadar açık vereceği veya ne kadar fazla vereceği yasalarla belirlenir. yasayı ssk genel müdürü yapmaz. dolayısıyla ssk genel müdürü kurumun açık-fazla hesabına doğrudan müdahale etme yetkisinde değildir. ama sik kafalı dinciler ssk ile ilgili bunu da bilmezler.

    3.hepsini geçtim. kılıçdaroğlu genel müdürken kurumun ettiği zararla bugün ettiği zarar arasında dağlar kadar fark var. madem kılıçdaroğlu kurumu batırdı. akp neden bugün kurumu zarardan çıkartamıyor? hani dünyanın sayılı büyük ekonomileri arasındaydık, paramız mı yok?

    böyle işte..

    edit:imla