şükela:  tümü | bugün
  • jimmy eat world'ün futures albümünün en güzel parçalarindan. sözleri ise söyledir:

    well, you're just across the street
    looks a mile to my feet
    i wanna go to you
    funny how i'm nervous still
    i've always been the easy kill
    i guess i always will

    could it be that everything goes 'round by chance?
    or only one way that it was always meant to be
    you kill me, you always know the perfect thing to say
    i know what i should do, but i just can't walk away

    i can picture your face well
    from the bar in my hotel
    i wish i'd go to you
    i pick up put down the phone
    like your favorite heatmeiser song goes
    it's just like being alone

    oh god, please don't tell me this has been in vain
    i need answers for what all the waiting after means
    you kill me, you've got some nerve, but can't face your mistakes
    i know what i should do, but i just can't turn away

    so go on love
    leave while there's still hope for escape
    gotta take what you can these days
    there's so much ahead
    so much regret
    i know what you want to say
    i know people can't help feeling differently
    i loved you, and i should have said it
    tell me just what has it ever meant?

    i can't help it baby, this is who i am
    sorry, but i can't just go turn off how i feel
    you kill me, you build me up, but just to watch me break
    i know what i should do, but i just can't walk away
  • (bkz: hail and kill)
  • yeni cannibal corpse albümü.

    dünyanın en çok satan ve en çok para kazanan brutal death metal grubu cannibal corpse, onuncu albümüyle huzurlarımızda. cannibal corpse’un bu duruma gelmesinin sebebi, aslında onların bu duruma gelmesini istemeyenlerdir. zamanında amerikan kongresinde bile tartışılan, albümleri havaya kaldırılıp “bu iğrençlik gençlerimize vır vır vır..” denilen, zamanında avustralya, yeni zelanda ve kore’de yasaklanan bir grup corpse. günümüzde bile, grubun adı geçen bu ülkelerde ilk üç albümünden herhangi bir şarkı çalması yasaktır (ilginç ama gerçek).

    bu nedenlerden dolayı grup meraklı zihinlerin ilgisini çekmiş ve yasak olan şeyler daha cazip gelir prensibi doğrultusunda grubu dinleyen kişi sayısı arttıkça artmıştır. ancak siz kim oluyorsunuz da adınızı çok duyuruyor ve çok albüm satıyorsunuz? tamam belli. siz piyasa oldunuz. şu müzik dünyasının en komik ve söyleyeni aptal yerine koyan laflarından biridir bu. “cannibal corpse piyasa oldu.” hani küçükken uyuz çocuklar olurdu, bir şey iddia edildiğinde hemen sırıtıp “accabaaaa!” der, insanı uyuz ederlerdi. işte bu şekilde yorumda bulunan arkadaşlarınıza bunu yapın. sırıtın ve “accabaaa!” deyin.

    müziğe dönelim. albümü çıktığı günden beri sürekli dinliyorum. hiç düşünmeden söyleyebilirim ki, “kill” grubun “bloodthirst”ten beri yaptığı en iyi iş.

    albümde cannibal corpse deyince akla gelen her şey var. corpsegrinder’ın boğaz kanatan vokalleri, çok sert bir gitar tonu, sürekli değişen riff’ler ve tabii ki paul mazurkiewicz’in sıradan davulculuğu. açıkçası cannibal corpse’un çok daha üstün ve güçlü görünmesinin önünü tıkayan bir şey varsa, bence bu mazurkiewicz’in türün normlarının çok altında varyasyon barındıran davulları ve tekdüze tarzıdır. ne güçlü bir atak, ne da heyecan verici bir partisyon var ne yazık ki.

    cannibal corpse’un gitar, özellikle de çift gitar kullanımını hep çok sevmişimdir. korkutucu bir hava veren bu çift gitarlar, corpsegrinder’ın sesinin de eklenmesiyle, simsiyah bir atmosfer sunuyor. bunun dışında, çok sık kullandıkları üç perde aralıklı hammer-pull riff’leri de bu gergin havayı pekiştiriyorlar. “kill”de de hepsi yerli yerinde duruyor.

    albüm, dünyanın en geyik isimli parçalarından biri olan “the time to kill is now” ile açılıyor. özellikle verse’deki riff kesinlikle mükemmel. daha corpsegrinder’ın hızlı hızlı saldıran brutal vokali birkaç dize söylemişken, bu kısacık şarkı bitiveriyor. nakarat kısmı itibariyle “bana klip çekilecek” diye bağıran “make them suffer”, özellikle 1.25’teki “groovy” bölüm ve corpsegrinder’ın her hecesi gitar riff’ine tam oturan vokalleriyle hemen akla kazınıyor. yine leziz bir açılışı ve tam corpse’luk bir verse’ü olan “murder worship”, geçenlerde gitar çalarken bulduğum bir riff’e şaşılacak kadar benzeyen açılışıyla “necrosadistic warning”, kaotik atmosferiyle “barbaric bludgeonings”, tedirgin edici ve rahatsız havasıyla “disipline of revenge” ve zihnimde etraftaki her şeyi kırıp döken bir hayvan imgesi uyandıran “submerged in boiling flesh”, dinler dinlemez beğendiğim, hemen çıkıp birkaç insan öldürüp eve döndüğüm şarkılar. zaten bir şarkı isminde “boiling flesh” ibaresi varsa, ve bu bir death metal parçasıysa, bilin ki o şarkı olmuştur, istediğini veriyordur (bi “rööö” ver bakiym).

    son sırada “infinite misery” adlı yavaş bir enstrumantal var, ama grubun en sevdiğim üç dört şarkısından biri olan “from skin to liquid”i düşününce, bu onun yanında pek çekici gelmedi açıkçası.

    ben albümü beklediğimin üstünde buldum. özellikle gitar kullanımı açısından pek çok benzer grubun örnek alması gereken bir performans var. çok da uzatmaya gerek yok aslında. cannibal corpse’un nasıl bir grup olduğunu, en azından death metal dinleyen herkes az çok bilir. o yüzden tek diyebileceğim, albümü son iki albümden daha iyi olarak gördüğüm.
  • unixde bir processe işletim sisteminden signal göndermek için kullanılan komut:

    örnek kullanım:

    kill -9 1

    şeklindedir. (bkz: bakalım kim atlıcak)
  • romain gary'nin yonetmenligini yaptigi esi jean seberg'in basrolde oynadigi 1971 yapımı polisiye.
  • (bkz: kiss)
  • cannibal corpse'tan bir death metal dersi..
  • dokuzuncu nesil çaylak.
  • ingilizcede bir kaza sonucu ölmek anlamina da gelir. örnek: "nine people killed in the crash of a turkish airlines flight."