şükela:  tümü | bugün
  • en son mad max fury road'da izlediğimiz nicholas hoult'un başrolünde oynadığı ve if istanbul 2016'da gösterime girecek olan owen harris'in ilk uzun metrajlı filmi.

    bir plak şirketinde headhunter olan adamımızın, kariyer için iş arkadaşlarını öldürmeye başlaması gibi bir konusu var. aldığı eleştirilere, rotten tomatoes ve imdb skorları da eklenince beklentiyi pek yüksek tutmamak gerekiyor sanırım.
  • soundtrack listesi ile şölen beklentisini kulaklara da taşımış, if istanbul 2016 da izlenmesi mümkün filmlerden.

    kill your friends - soundtrack list
  • hasbelkader kitabını okumuştum gidip bir de filmini izliyim dedim. tanıdık elemanlar var filmde has eleman mad max filmindeki beyaz tenli kel oğlan nux, yapımcılardan biri da vinci's demons'ın leonardo da vinci'si, menajerlerden biri de deadpool'un ajax'ı ortaya karışık bir potpuri olmuş.

    filmin soundtrack seçimleri yerinde olmuş özellikle smack my bitch up baya etkileyici bi yerde geliyor. izleyin güzel film.
  • oyuncu kadrosu, soundtrack'i, çekimleri, konusu ve atmosferi başarılı olmasına rağmen maalesef american psycho klonu olmasıyla büyük karizma çizilmesine uğrayan 2015 yapımı ingiliz filmi. sırf bu american psycho özentiğilinden kurtulmuş olsa. muhteşem bir yapım olabilirdi.
  • nedense kendisine zenginliği yakıştıramadığım nicholas hoult'un oynadığı film. fakir-serseri tiplemelerin adamı. tabii ki kendisinin ultra yakışıklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. çok yakışıklı olması da iyi bir oyuncu olmadığı gerçeğini değiştirmiyor gerçi.

    filmi beğenmedim. imdb'de 6.1, rotten tomatoes'da 4.5 almış. imdb bol keseden vermiş biraz. filmde tabii ki, hayata ve iş ilişkilerine dair çok güzel saptamalar var ama bunlar genelde herhangi bir sohbet içindeki bir cümlede geçiyor. kısa süreli bir aydınlatma yaşatsa da, sahneler çok hızlı ilerlediği için söylenen şeyle ilgili düşünme fırsatı bulunamıyor maalesef. filmi çok fazla durdurmak zorunda kaldım anlayacağınız. filmi tek başıma izlemediğim için de bu hareketlerim yüzünden baya bir küfür yedim.

    neyse işin özü olmamış.
  • bütünlük ve kurgudan yoksun bir popcorn movie.
  • --- spoiler ---

    -hayatın anlamı nedir genç stelfox?
    -düşmanının önünde sürüklendiğini görmek ve kadınların feryadını işitmek.
    --- spoiler ---

    ancak vakit geçirmek için izlenebilecek özenti film.
  • kitabını çok sevdiğim; filmi için ise ikilemlerde kaldığım yapım. kitabı insanı gülmekten yerlere yatırıp, alkış tutturuyordu ama filmin sorunu tonunu bulamamasında. filth ile aynı sorunlara sahip. yine de fıstık gibi film.

    --- spoiler ---

    - kitap "trainspotting'den sonra yazılmış en iyi ingiliz romanı olarak kabul gören john niven'ın kült eseri kill your friends..." olarak tanıtılıyor her yerde. kısmen doğru. ana karakterimiz %70 patrick bateman*; %20 mark renton*; %10 da liam gallagher diyebiliriz. *

    - kitabı inanılmaz derecede komikti. özellikle 90'lar britpop arenasına hakimseniz; yukarıda bahsettiğim iki kitabı da seviyorsanız -onlar kadar iyi olmasa da- bu kitabı da çok seversiniz zaten.

    - şurada uyarlama denen işin ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştim. (bkz: #70251046) yani tabii ki kitapla arasında uçurumlar olsun; daha farklı olsun demiyorum ama izlerken 1 sene önce okuduğum kitabı kelimesi kelimesine hatırlattı bana. yeni diyaloglar bile mi yazamadınız yahu? uyarlama denen şey olduğu gibi düz metin şeklinde ekrana aktarmak mıdır olayları?

    - soundtrack albümü en-fes. tabii ki 90'lar dedim, britpop dedim; ya ne olacağıdı? yani kalkıp bir filmde yağmurlu bir güne eşlik eden smack my bitch up ya da beetlebum duymak; her zaman rastladığınız bir şey değil. dolayısıyla da bunlar filmde zevkten dört köşe olduğunuz dakikalar. keyfini çıkarın.

    - bu film; görsel dili daha çok gelişmiş birinin elinde bir şahesere dönüşebilirdi. mesela; (bkz: danny boyle) (bkz: anton corbijn) yani filmde bir çılgın partilerdir, bir alemlerdir akıyor ama size zerre bunun hissi geçmiyor.

    -herkes rollerine çok yakışmış. özellikle james corden kimin aklına geldiyse harika seçim olmuş.

    - filmin sorunu ne olacağına karar verememesinde. sadece kara komedi mi? gerilim mi? dram mı? melankoli mi? yoksa tüm bunların harmanı mı? maalesef hepsini tek bir potada eritmek yerine patchwork gibi hepsinin ruhundan birer sahne izliyormuşuz hissi veriyor.

    - nicholas hoult da doğru seçimlerden biri. zaman zaman filmde sırıtıyor ama sorun kendisinde değil filmde işte. film ikinci yarıda çıtanın altında kalınca kendisi abartılı kalmaya başlıyor. yapabilecek bir şey yok. bu film çok daha iyi bir yönetmenin elinde, biraz daha cafcaflı uyarlanabilseydi; bu çocuk bu neslin ilahı olabilirdi.

    - kitaptan filme uyarlama yaparken değiştire değiştire rebecca'nın steven'a olan aşkını değiştirmişler. rebecca bu kez kariyer hırsıyla yanıp tutuşan bir kıza dönüşmüş. bence kitabın asıl olayı saloz rebecca'nın steven 'a karşı duyduğu aşktı; onun için her şeyi yapabilmesiydi. film boyu ortalarda öylesine dolanan kız son 10 dakikada hırsını ortaya koydu.

    - kitaptaki ödül töreni maceraları katılabilirdi. işin içine biraz brit awards eklenseydi daha iyi olabilirdi.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak bir uyarlama olarak bakınca ortalama; tek başına bakınca ise güzel bir yapım. taş gibi bir soundtrack; yıl 97, blur, the prodigy, hayat hakkında komik ama doğru tiradlar, güzel atmosfer...

    izleyiniz.