şükela:  tümü | bugün
  • daha bilgisayar öncesi zamanlarda icat edilmiş ve pozisyonu sebebiyle otoriteye sahip kişilerin işinize burunlarını sokmalarını önlemek için geliştirilmiş bir teknik bu.

    joe adında bir tasarımcı keşfetmiş bunu, müşteriler yapılan tasarımda kendilerinin de payının olduğunu hissetmek için grafikere illa ki şunu değiştirelim, bunu büyütelim gibi taleplerde bulunuyormuş.

    joe abimiz bakmış bu böyle olmayacak, reklam tasarımını müşteriye sunarken kendi kıllı kolunu da afişin bir tarafına koymaya başlamış. tabi müşteri kıllı kolu fark eder etmez bu kol burada ne arıyor, bu böyle olmaz diyormuş, joe da özür dileyip çok haklısınız efendim, sizin de gözünüzden hiç bir şey kaçmıyor, bir önceki hayatınızda sanatçıydınız herhalde ayağı çekip sözlerini "o kıllı kolu çıkarıp baskıya geçelim o zaman" ile bitiriyormuş. müşteri bu sayede kendisini işin başında hissediyormuş ve projeye katkısını sağladığı için başka bir şeye karışmıyormuş.

    işte bu yüzden bu tekniğin adı kıllı kol tekniği olarak biliniyor.

    siz tabi kendinizi kıllı kol ile kısıtlanmış hissetmeyin, kendi durumunuza göre uyarlayınız.
  • tabi biz sanatçı değil mühendis olduğumuz için işimizdeki böyle detayları güzel anlatamıyoruz ancak aynısını kullanıyoruz. ben bunu betonarme projeyi belediyeden geçirmek için yapıyordum. projede yapıyla ilgisi olmayan ufak tefek pafta görünüşünü etkileyen yanlışlar yapıp geçiriyordum yoksa adamlar yanlış bulamayınca çağırıp bize bu projeyi açıkla diyorlardı birde ayak üstü betonarme dersi vermek zorunda kalıyordun. ölçeği yanlış yaz adresi yanlış yaz le kurtuldum bundan.
    şimdi belediyede kontrol olarak çalışıyorum anladım ki insan hata bulmayınca yaptığı işten doyum almıyor hata olmazsa ben ne iş yapacağım ki!
  • doğrusu ördek olan hikayedir. kıllı kol ne ya sallamayın.
  • kıllı (bkz: yumruklu vim)
  • o zamanın müşterisi iyi yiyormuş valla, ama şu an yapsak kesinlikle yemeyecek bir yöntem.

    "o kıllı kolu çıkarıp baskıya geçelim o zaman ne dersiniz" desem gelecek muhtemel cevap:

    -"tamam kıllı kolu çıkaralım, sonra bok koymuşsunuz kenarına onu da farklı bir şekilde değerlendirelim(en sevmediğim cümledir, nasıl daha farklı değerlendirelim nasıl?). ayrıca püsürün de rengini değiştirelim, onun seçimini size bırakıyorum ama farklı bir renk olsun (mesela?)

    - çok sağol abi püsürün rengini bana bıraktığın için çok büyük adamsın. ben bokla püsürün rengini seçeyim diye okudum zaten.
  • müzik prodüksiyonunda sık uygulanan bir tekniktir.

    müzik kaydedildi mikslendi vs sanatçıya (ya da reklam ajansina) gönderildi ve revizyon bekleniyor

    sanatçı ya da grubun (kısaca müşteri) zart diye fark edeceği bariz bir hata bırakılır, müşteri de revizyon olarak onu söyler, kolayca duzeltilir ve iş 99% biter.

    çünkü bu bariz problem olmazsa müşteri mutlaka bir revizyon bulmak için kılı kırk yarar, sen adama bohemian rhapsody'i göndermiş olsan "ya piyano biraz çiğ geliyor" gibi realitede karşılığı olmayan tamamen sübjektif ve manasız bir yorumla gelir. çiğ piyano ne amk? belli değil. bana bir yönetmen reklam müziği için yolladığım müziğe "ya çok reklam müziği gibi geliyor" diye geri dönmüştü. haklısınız bay spielberg hemen john williams'ı arıyorum amk. neyse...

    bir de sanatçı ile birlikte dinleme ortamında her zaman bir "acaba bas gitarı biraz açsak mı" ya da"vokaller biraz daha mı önde olsa" gibi istekler gelir.
    o zaman da ben genelde "olur" deyip boş bir yere (bus, kanal neyse) route edilmiş bir volümü gözlerinin önünde açıyorum (ayar yaptığım tuş/fader hareket ediyor, ayar açılıyor ama etkisi yok, aslında hiç bir değişiklik yok herhangi bir ayarda) ve o ayarın açıldığını gözleriyle gören, ayların 6dan 8e çıktığına şahit olan müşteri sesin de açılmasını beklediği için sesi açılmış gibi hissediyor, mutlu oluyor.
  • yıllar önce abimin bir halı yıkama dükkanı vardı. bir gün, kıl bir müşteriye denk gelmişler **. kadının halılarını yıkayıp teslim ettiklerinde, kadın halıları açıp, "ben hiç beğenmedim, bu halılar iyi temizlenmemiş. bunları tekrar yıkayıp getirin." demiş. itiraz etmeden halıları toplayıp tekrar dükkana getirmişler. ruloyu açmadan, birkaç gün sonra teslim etmeye gitmişler. kadın halıları tekrar incelemiş ve demiş ki "hah işte şimdi tertemiz olmuş."