şükela:  tümü | bugün
  • kuzey koreye komünizmi getiren ve bu ülkeyi yıllar boyunca demir bir yumruk ile tamamen içe dönük olarak ve dünyaya kapalı yöneten enver hoca ile birlikte otarşik yönetim konseptinin kurucularından 23 milyon kuzey korelinin bugün açlıktan kırılmasının tek sebebi. 1995 yılında öldü yerine kendinden daha ağır psikopat olan oğlu kim jong il geçti.
  • kanuniden sonra dünyada en çok iktidarda kalan lider.
  • (bkz: silmido)
  • 1948'ten 1994'teki ölümüne kadar, 46 yıl kuzey kore'yi yönetmiştir.
  • dünyada oğluna devlet başkanlığı bırakan tek komünist liderdir.***

    doğduğu ev* bugün bir tapınak halindedir. iktidardayken yarattığı ve resmi ideolojiden resmi din'e dönüşmüş olan juche ideolojisi sayesinde neredeyse tanrılaşmıştır. mozolyumunun önünde akıllara durgunluk verecek büyüklükteki heykelini mozoleye giriş ve çıkışlarda yarıya kadar eğilerek selamlamak* zorunludur. ve kuzey korelilier meydanda arirang çalışmaktan ve bu mozolyumu ziyaret etmekten başka neredeyse hiç bir şey yapmazlar.

    müzeye girildiğinde yüce lider kim il sung'un mumyalanmış bedeninden başka, hayatteyken kulandığı makam aracı olan mercedes ve kullandığı tren vagonunu* görmek mümkündür.

    stalin'in yarattığı ama mürüvvetini görmeye ömrünün vefa etmediği bir kahraman olan kim il sung "büyük lider", oğlu olan godik ise "sevgili lider" diye anılır. pyongyang kütüphanesi dünyanın bilmem kaç diline çevrilmiş eserleriyle doludur.

    http://img181.imageshack.us/img181/671/korevu0.jpg
  • dikkat ettim de, heykeline ait zilyon tane fotoğraf arasında yukarıdan bakan açıyla çekilmiş bir tane bile yok. lider fetişizmi gördüm de bu kadarını hayal bile edemezdim bilader.
  • mustafa kemal'e benzetilerek kendisine hakaret edilen büyük önder. tabi ki kim il sung daha büyük bir lider, daha büyük bir dehadır. o yüce insanı başkalarıyla karşılaştırmak ancak şerefsizliktir. tarihsel kimliğine çamur atan, önderime en ufak laf eden (mesela "titan" falan diyen) kişi karaktersiz, şerefsiz, cahil, am, göt ve siktir. niye? çünkü ben öyle diyorum. aferin bana.
  • feyzbukta grubu bile var:

    the second greatest leader of all time: kim il sung!

    http://www.facebook.com/….php?gid=6781846105&ref=ts

    http://www.facebook.com/…d=782790499&oid=6781846105
  • "kim il sung ve nükleer silah arkadaşları" amerikan emperyalizmine ve dahi yedi düvele meydan okumaktadır.
  • alaya alınan, karşılaştırmalar yapılan, ancak bu tarz tespitlerin çok azının somut bilgiye dayandırıldığı bir liderdir. "bilmeden düşünmek tehlikelidir." denir. hemen yersiz, desteksiz yargılara kanmayalım diye, önce bahsedilen şey hakkında bilgi sahibi olmalıyız. peki kimdir bu kim il sung? :

    ülkesinde kendisi "yüce lider" olarak anılır. hatta mistik bir gücün vücut bulmuş hali olduğu düşünülürmüş. otokratik ve komunist bir anlayışla ülkesini yönetmiştir (1948-1994). hem tek parti olan kore işçi partisinin genel sekreteri, hem de ülkenin başındaki adamdır.

    gençlik yıllarından itibaren, komunist örgütlerde aktif rol üstlenmiştir. milliyetçi çin ve japonya (1930'lu yıllarda, bugünkü çin'in sahil kesimi, japon işgali altında idi) ordularına karşı gerilla savaşının önemli bir ismi olmuş, öyle ki daha 20'li yaşlarında ülkesinde bir efsane olarak anılmaya başlamıştır. askeri başarıları, savaşın kaderini değiştirecek başarılara imza atmamasına rağmen, bir bayrak adam haline gelmeyi başarmıştır.

    1948 yılında, politik kutuplaşmanın boyutları sebebiyle, ülke ikiye bölünmüş ve kore savaşı patlak vermiştir. bizim kuzey kore olarak bildiğimiz, demokratik kore halk cumhuriyeti'nin başı da işte kim il sung. iki tarafın da ülkeyi kendi bayrağı altında toplamak için giriştiği iç savaş kanlı çarpışmalara imza atmıştır, ki bu çarpışmalar siper savaşı şeklinde geçmiş, 3,5 milyon korelinin hayatına mal olmuştur. bugün iki ülke arasındaki sınır da cephe hattı boyunca uzanır. burada belirtilmesi gereken ilginç bir nokta da, savaş sırasında güney halkının pek çoğunun kuzey altında birleşmeye istekli olduğudur.

    savaşın ardından, kim il sung, görece samimi olduğu komunist ülkelerden, bilhassa da sovyetlerden, uzaklaşmış ve ülkesini dünyaya kapatarak, sadece kendi damak zevkince şekillendirmeye koyulmuştur. amacı, çok fakir ve savaştan perişan çıkmış ülkeyi kalkındırmak. (burada tabii ki, abd'nin kuzey kore'yi nasıl neredeyse ayakta tek bir bina kalmamacasına bombaladığından, nasıl terör saçtığından bahsetmeyeceğim. çünkü tarihi daima kazananlar yazar.) kim il sung, yola işçinin ve çiftçinin yararına bir sistem yaratmak parolasıyla çıkmıştır. sanayiyi devletleştirmiş, toprak ağalığına son verip, toprağı köylüye işlemesi için tahsis etmiştir. kollektivizasyon deniyormuş buna, tüm komunist ülkelerdeki yaygın bir uygulama, çok başarıyla uygulayanlar var, macaristan gibi, ama çok büyük başarısızlıklara imza atanlar da var, kuzey kore gibi. zaten kuzey kore'de bu sistem, 1990 kuraklığıyla beraber tamamen iflas etmiş. neyse, konuyu dağıtmadan devam edelim, bir de dünya'ya kapanmayla birlikte gelen, kendine güven, kendi ayakları üzerinde durabilme ilkelerini benimseyen juche ideolojisi de, kim il sung'un önemli parolalarından. bu ideoloji uyarınca, kendine yetecek güçlü bir askeri kevvete sahip olmaktan, dış ticaret yapmamaya kadar bir yelpazede eylemler sözkonusu olmuştur kuzey kore'de, hala da bu durum böyle olmaya devam etmektedir.

    ömrünün son yıllarında kim il song, ülkesinin enerji sorununu çözmek amacıyla, nükleer araştırmalara yönelmiştir. bu durum tabii ki, dünya politikasında nükleer bir krize yol açmıştır, bu çalışmaların önü kesilmeye çalışılmıştır. ve yine tabii ki bu noktada, hollywood'un yarattığı, abd'nin dünyada barışın koruyucusu olduğu imajını zedelememek için, abd'nin 53 yılından beri güney kore'de konuşlandırdığı nükleer silahlardan bahsetmeyi uygun bulmuyoruz.

    kim il sung, ani bir kalp kriziyle 1994 yılında ölmüş, geriye iflas etmiş, halkı askerlik harcamaları yüzünden fakir, yanlış tarım politikaları yüzünden aç bir ülke miras bırakmıştır. işte bugün de, kuzey kore, kim il song'un yolundan yürümektedir. dünya'ya kapalı yapısını, (muhtemelen biraz fazlaca olan) gururunu korumakta halkını zavallı şartlarda yaşatmaktadır. ancak en azından amerika'nın kendi için biçtiği, standart, sömürülen bir üçüncü dünya ülkesi rolünü oynamayı inatla reddetmektedir.