şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
  • yarıştığım ve 15 binlik soruda elendiğim program. program hakkında güzel şeyler yazmak isterdim ancak maalesef pek de öyle değil durum.

    program sırası ve sonrasında yaşanan elenme sendromundan bahsetmiyorum. elendikten sonra sosyal medyada şahsıma gelen yorumlar en üzücü olanıydı.

    taktığım küpeden dolayı mı küfür etmeyen kalmadı ya da hayalimden dolayı mı... adı üstünde, "kim milyoner olmak ister" diye soran bir yarışmada elbette 'milyoner' olma isteğim olacak. 5000 lira için kimse o zahmete, strese, eziyete girmez.

    ama ben 'şarap mahzeni' hayalimden dolayı delicesine eleştirildim, götümde tıpalar mı patlamadı ya da cami yaptırmadığım için mi eleştirilemedim, bilemiyorum...

    ancak şunu anladım, eğer bir hayaliniz varsa ve buna ulaşmak için cesur olursanız itin götüne sokulmaya çalışırsınız. mutsuzluğunuzla da başka insanlar mutlu olur. türkiye'nin haleti ruhiyesi ortaya çıktı. insanların terbiyesizliği, huzursuzluğu, kıskançlığı...

    bu entryle sınırlı kalmayacak program görüşlerim. sıcağı sıcağına yazayım dedim. belki editlerim, belki de devamını getiririm.

    misal birisi konya turu yapabileceğimi yazmış, diğeri de akbilimi doldurabileceğimi. bir arkadaşımızın annesi ise kendi terbiyesine yakışır şekilde: "götüne şarap tıpalarını kapak yapar" yazmış. aynı terbiyede olsam, annenle bir gün tanışmak isterim yazabilirdim. ama en fazla ahmet çakar'laşabiliyorum. herhalde o da atv'nin, sabah grubu'nun havasının suyundan... bu yorumları yazanlarla ayrı ayrı tanışmak, kendimi tanıtmak isterdim. bunu tehdit havasında söylemiyorum. cidden tanışıp konuşmak, bu arkadaşları tanımak, neden bu kadar mutsuz olduklarını öğrenmek ve dertlerine çare bulmak isterdim.

    hayal kurmanın bile suç olduğunu zanneden, başkalarının hayalleriyle dalga geçenlerin olduğunu görmek, ciddi bir sorun olduğunun göstergesi zira.
  • -yarışmaya nerden katılıyorsunuz ?
    +odtü'den.
    -kiminle geldiniz?
    +arkadaşlarımla, onlar da odtü'den.

    sonuç: ilk soruda elendi.
    ------------------------------------------------------
    edit: oha debe olmuş. rezil oldun oğlum.

    elendiği soruyu da yazayım tam olsun.

    soru: profilden fotoğraf hangi taraftan çekilir?

    odtü'lünün verdiği cevap: önden (facebook instagramdan etkilendi zaaar)

    cevap: yandan.
  • çıkarılan tipleri özellikle seçen ve torpil döndüren programdır. rejisi gerçekten berbat ötesidir. bundan 6 ay önce başvuru yapmıştım, aradılar gittim atv stüdyosuna. 50 kişi var. 2 kapılı bir odadayız. iki kapıda da ikcı tipli; biri şişko bir abla diğeri ise aşırı kıl, halka küpeli, hafif kırlaşmış saçlı, kısa boylu, kot ceketli bir adam var. adayların ismi iki ikcıya da eşit dağıtılmış. yarısını biri almış yarısını biri. içerden bağırarak isimleri söylüyorlar.

    dikkat ettim kimi çok uzun, kimi çok kısa kalıyor adayların. bu işte bir ibnelik olduğunu düşünerek, kıl abinin odasının yanındaki boş sandalyelerden birine yanaştım. içerdeki konuşmaları dinliyorum. iri yapılı, gayet ortalama zekaya sahip bir eleman girdi. bilmem ne bilmemneoğlu adı. hatırlamıyorum. "ben bilmemnerden bilmemkimin kuzeniyim abi" falan yaptı. kıl reis "aaaaaaaa öyle mi eee anlat" falan yaptı. 15 dakika konuştular. saat tuttum. "tamam senin yarışma kesin koçum" dedi. çıktı eleman sonra bir kızın adını okudu. belli üniversite öğrencisi, normal kız. ufak tefek bir şey. o kız içerde 30 saniye durdu.

    balık etli ablanın odasına girenlerin de bir kısmı 10-15 dakika kalıyor ama tesadüf ben kıl reise denk geldim. adımı okudu, girdim içeri. çok soğuk bir merhaba ile karşıladı. oturdum, okuluma baktı. ne iş yaptığımı falan sordu. çok böyle istemez istemez şekilde. hobileri falanı filanı sordu 40-50 saniye geçti ve kritik soruyu sordu. "ne kadar hedefliyorsun" 1 milyon dedim. "ehehehe" diye güldü. "herkesin paraya ihtiyacı var, benim de var. işsizim, ailemin eline bakmak istemiyorum. en kötü 250.000 almak isterim" dedim. sanki adamın anasına, avradına sövmüşüm gibi yüzü düştü. ve sadece "peki" dedi. "yarın öğlen 19:00'a kadar biz seni arayacağız. aramazsak da anlarsın :)))" gibisinden bir şey söyledi. pederle gitmiştim ben, tam arabaya bineceğimiz sırada 2 tane kızcağız geldi yenibosna metrobüse nasıl çıkarız diye sordular. peder de babacanlık yapacak ya "bırakalım isterseniz" dedi, kızlar da olur dediler. yol boyu gidene kadar sohbet ettik çocuklarla. onlar da balık etli ablanın tarafındalarmış. bir kızı içeri almış, kız da bir referans ismi vermiş. balık etli abla ajansı arayıp teyit ettirmiş "tamam 2 ay sonraki çekimlere yazıyorum seni" falan diye bir şeyler söylemiş. onların da ümidi yoktu, benim de kalmamıştı.

    eve geldim, arayan soran yok. ertesi gün de olmadı. 2 hafta sonra aramışlar, uyuyordum. oto cevap çıktı, kayıt bıraktım. ertesi gün aradılar, inanılmaz bir hışımla açtı telefonu arayan abla. "buyrun bizi aramışsınız" dedi "hayır dedim siz beni aramışsınız ben de ona döndüm" dedim "adınız soyadınız nedir" dedi, söyledim. "hayır yanlışlıkla olmuş" dedi ve çat diye yüzüme kapattı. tekrar arayıp feci şekilde rencide etmek istedim ama bir süredir öfke kontrolü üstüne çalıştığımdan kendimi frenledim ve siktir edip hayatıma devam ettim. taa ki bir arkadaşımın facebook'ta yüklediği videoları görene kadar. mevzu bahis arkadaş reklamcı, ajansta çalışıyor. videoyu çeken şahıs. yanındakiler de öyle zannedersem, kızdan eminim de çocuğu bilmiyorum. videolar da şunlar:

    part1 : https://www.facebook.com/…880674055/?type=3&theater

    part2: https://www.facebook.com/…880254055/?type=3&theater

    part3: https://www.facebook.com/…880274055/?type=3&theater

    sizce bu tesadüf olabilir mi? 4 arkadaş evde oturmuşlar, aynı bölümde yarıştıkları yarışmayı şarap içerek izliyorlar ahahahahaha. sonra öğrendim ki her şeyde torpil dönüyor. feci. ülkede akan nehirler bile yataklarında akabilmek için araya delta, plato falan sokuyorlar. ben artık buna kanaat getirdim. rüzgar esebilmek için, yağmur yağabilmek için, belki de güneş doğmak için. burada hep torpil vardı, hep adam kayırmacılık vardı da son 15 yıldır yükselerek artan ve artık bokunun da boku çıkan bu işten midem mecazen değil bayağı fiilen bulanıyor ve gerçekten kusasım geliyor. adamım yok, birinin memleketlisi değilim, nüfuzlu ve siyasetle uğraşan akrabalarım yok. bu sebeple ne iş bulabildim 1 yıldan fazladır, ne de sikko bir yarışmaya girebildim. buraya normal insanların, normal başvuruyla çıktığını düşünen illa vardır. ancak gerçekte öyle olup da çıkan 2200 yarışmadan varsa 10-20'dir sayısı. onlar da herhalde balık etli abla ile, kıl abinin vicdanlı bir anına denk gelmiştir.

    gerçekten zeki ve kültürlü olduğu belli ancak adamı olmayan insanları direkt eliyorlar. çünkü onların da sabit bir gideri olmak zorunda. misal ben kabul edildim ve 1 milyonu aldım diyelim, adamlar bu miktarı 20-30 programda veriyorlar totalde. 1 yarışmada verirlerse, bunun üstesinden gelemezler. nerdeyse 20 yıldır bu program devam ediyor ve hiç 1 milyonu alan gördünüz mü? sanıyorum bir kere geldi biri 1 milyonuncu soruya onda da kız bilemedi. fakat bu program bir uyarlama ve orijinali amerikan, who wants to millionaire yarışması. şuradan ilk yayınlanmaya başladığı günden bugüne kadar tüm dünya genelinde 1 milyonu cukkalamış yarışmacıların listesini görebilirsiniz ve elbette ki bu yarışmacılar içersinde bir tek türk yarışmacı yok: https://en.wikipedia.org/…onaire?_top_prize_winners

    bunu niye paylaşıyorum, çünkü yukarıdaki söylediklerimi "torpille ne alakası var yaaaa" diye düşünen olursa şunu görüp emin olsun diye. şayet bu ülkedeki bu yarışmada böyle bir torpilcilik sistemi olmasaydı, birinin oğlu birinin kızı, birinin tanıdığı şeklinde yürütmeselerdi çarkı, 15 yılda eminim ki en az 4-5 tane de türkiye'den yarışmacı olurdu o listede. bangladeş'ten, nijerya'dan, kazakistan'dan endonezya'dan, sri lanka'dan, vietnam'dan, letonya'dan hatta suudi arabistan'dan bile kazanan ya da kazananlar çıkmışken türkiye'den çıkmaması sizce de çok ama çok fazla tuhaf değil mi? neden acaba. boşa izleyip, konuşup da şu kötü programa reyting aldırmayın. semih varolların, mustafa mısırların çıkarıldığı program bu. anca tikiyi çıkarırlar, gereksiz fenoları çıkarırlar. he bir de aylık net kazancı en az 20.000 tl olan profesörleri çıkarırlar yurtdışındaki oğluna gitar alsın diye kazandığı ödülle. seni beni çıkarmazlar, kazanarız diye. ihtiyacımız var diye.
  • bir artiztin huzunlu sonunu izletti bize az once. a a adana diye diye gitti. twitter hesabindan kendinden once yarisan yarismaciya ozurlu kontenjanindan katilmis heralde yazmis. bahsettigi yarismaci 30.000 lira kazandi kendisi ilk soruda elendi. boyle tipler ilk soruda elenince acaip bir huzur kapliyor icimi.
  • an itibarıyla yarışan gencimizin 125 bini ve telefon jokeri olan ayça'yı garantilediği yarışma.
  • başkaları adına utandırmayan, tedirgin eden program.
    bir vedat milor'un yaşadığı apartmanda aşure dağıtmak bir de bu bölümünde yarışmacı olmak. yok böyle kabus, varsa söyle.
  • an itibarıyla yarışan kız, kndisine "nerede çalışıyorsunuz istanbul'da mı?" sorusu sorulduğunda, nefes dahi almadan:

    "dunyanın en büyük demir çelik firmasında muhasebe yapıyorum." dedi.
    beklediği soru buymuş demek ki.
    cevabına da çalışmış kızcağız, hazirlanmis.

    egona saglık bebeyim.
  • 2011 yılının aralık ayında başlamış yarışmadır. başlangıcından beri ödül miktarı 1,000,000 türk lirasıdır.

    2011 yılından bu yana yıllık resmi enflasyon oranlarına göre yarışmanın verdiği ödül reel olarak %58.2 oranında değer kaybetmiştir (aralık 2019 henüz açıklanmadığı için dahil değil). geldiğimiz noktada kazanılması çok zor olan sözüm ona büyük ödülle istanbul'un lüks konutlarında 1+1 daire bile alınamamaktadır.

    öte yandan verilen ödüller kuşa dönmesine rağmen program sunucularına ayrılan bütçe arttıkça artmış en son kenan imirzalıoğlu'na verilen bölüm başı 250,000 tl ile zirve yapmıştır. yani bir anlamda fakirden alınıp zengine verilmiştir.

    bu da böyle bir tespit olsun.
  • geçen gün ilber ortaylı'nın sunduğu bölümün tekrarını, kendisine olan özel sempatim yüzünden izledim.

    son olarak 1 milyon liralık soruyu açtıran ve saatleri ayarlama enstitüsü'yle ilgili sözleriyle gönlümü kazanan kız için izlemiştim, böyle durumlar da olmasa izlemeyi pek sevmiyorum bu programı. ilber ortaylı'nın sunduğu bölümü izlerken neden bu programı izlemekten hoşlanmadığımı da tekrar hatırladım. bir insanın algılarının açık ve zekâsının zirvede olması gereken gencecik dönemlerinde -gerizekalı değil de- en yumuşak tabirle "tutuk" oluşuna daima üzülmüşümdür. yurtdışında okuyup kendi kültürüne, müziğine, edebiyatına, diline hakim olamayan tipler; ortalama bir insanın bilmesini umacağımız soruları bilemeyen okul birincileri; kendi dilinde yazılmış klasik edebiyat ürünlerini okumadan yabancı yazarların fantastik eserlerini okumayı yeterli addedenler; kendini beğenmişlikle suni bir entellik arasında dolanıp duran hedonist görünümlü tatlısu züppeleri; marjinal olmaya çabalayan ancak ortalama sığlıktan öteye geçemeyen insanlar; çok zeki olduğunu ve dünyayı çözdüğünü zanneden antipatik ergenler; paraya ihtiyacı yokmuş da yarışmaya katılmaktan başka kendine bir hedef koymamış gibi davranan yalancılar; rezilliğini şirinliğiyle ya da ışıltı saçan gülümsemesiyle örtmeye çalışan cimcimeler ve daha içinde yaşadığı dünyadan bîhaberken milyoner olmaya heveslenen cüretkârlar feci şekilde sinirime dokunuyor.

    şimdi burada ilbervâri bir "cahil bunlar kardeşim" elitizmi yapma amacında değilim. ancak bu tip programlarda özellikle yeni neslin kırdığı potları, cevaplayamadığı soruları, saçmasapan akıl yürütüşleri gördükçe yumruk yaptığım elimi ısırıp çıldıracak gibi oluyorum. 80-90 arasında yetişmiş "kayıp nesil" olarak bizler aldığımız eğitimin kalitesizliğinden, öğretmenlerimizin yetersizliğinden şikayet eder dururduk ama görüyorum ki "genç nesil" ya aşırı güvenli ya da deli cesaretli. 90 sonrası neslin mizah duygusu aşırı gelişmiş olabilir ama her şey "caps" değil. artık tamamen ticarileşmiş eğitim yarışında, liseler kendi okullarını ön plana çıkarmak için mi şişiriyorlar bu çocukların notlarını yoksa bunların seviyesi gerçekten mi yerlerde emin değilim. birkaç garip tip için tüm çocukları harcama eğiliminde olmayı da hiç istemem ama programda bu güruhun çizdiği genel çerçeve bu yönde. bu size de çok üzücü gelmiyor mu? bunlar ingilizce derslerle, özel hocalarla, evlerinde bilgisayarlarla, ellerinde cep telefonlarıyla yetişmiş bir nesil. acaba bunları yalnızca bir kadın ismi olmayan bir münevver olmaktan alıkoyan ya da hadi aydınlanmayı geçtim kendini azıcık geliştirmekten aciz kılan şeyler tam da bunlar mı yoksa? 20 yaşında birinden aydın olmasını beklemiyorum fakat en azından sahip olduğu taptaze zekânın kıvılcımlarını sezebilmeliyim, karşısındaki sunucunun yaptığı cin fikirli kelime oyunlarını anladığından emin olabilmeliyim, bu umudu bana verebilmeli.

    ya verilen eğitim hayattan koparıyor bunları ya müfredat çok hatalı ya öğretmenler özensiz ya da aileler.
    çünkü bu çocukların sahip olduğu tek şey, her şeyi sünger gibi emmesi gereken taze bir beyin yerine sadece erkenden yıpranmış bir süngerin ta kendisi?

    bu açılardan beni fena şekilde karamsarlığa iten, izleyemediğim bir programdır bu.
  • formatı rating üzerine kurmuş yarışma programıdır.

    bildiğiniz üzere eski versiyonda, yarışmacılar 12 kişi dizilip*, en hızlı cevap verenin asıl yarışmacı olacağı bir testten geçiyorlardı. o günlerde tuhaf, acayip, kasıntı tiplerin yarışmacı olması da mümkün olmuyordu tabii. olağan biçimde orta zekaya sahip, basiretli adamlar seçiliyordu.

    sonra ne yaptılar? bunu kaldırdılar ve yarışmacıları online bir formu doldurduktan sonra yarışmaya davet etmeye başladılar. bu ne kazandırdı? artık istedikleri tuhaf, acayip tipleri yarışmacı olarak seçebileceklerdi. zaten formda "belirli bir şiveniz var mı" gibisinden abuk sorular olması reyting avının en açık kanıtlarındandır.

    tabii işgüzarlıklar bununla da bitmiyor. daha önceki yarışmaların ilk sorularını youtube vb. sitelerden bulup bir göz gezdirin lütfen. bütün sorular genel kültüre dayalıydı. şimdiki gibi fishing tekniğe dayalı sorular hiç yoktu. yarışmacıları tongaya düşürmek için yaptıkları mülakatların da amacı bu şimdi. az evvel bu başlıkta da verilen mülakat sorularına baktığımızda çeşitli noktalara yapılan atıf sorularla yarışmacı profili çıkarılmaya çalışıldığı gözleniyor. yani kim hangi konularda eksik gibi, hangi konularda bilgili gibisinden.

    mesela çok bilinen bir deyim vardır, ama tiki bir kız yaşam biçimi ve aldığı kültür nedeniyle buna oldukça uzaktır. hemen bu tip soruları ona sorup skandal yaratmak istenir. bu şuna benziyor aslında. insanları segmentlere ayırıp zayıf noktalarına atışlar yapıyorlar. türküyle arası olmayana türkü, yabancı film pek izlemeyen adama yönetmen adı soruyorlar.

    şimdi bu yarışmanın dürüst olduğunu kim söyleyebilir ki! sosyal medya'da infial yaratmak için acun taktiği uyguluyorlar. seyirciyi ele geçirmek için taktikler hazırlanmış durumda. acun ılıcalı seyircisine ve yarışmacısına filan bakın mesela; hep izleyici odaklı yöntemlerle seçilip, piyasaya sunulur.

    milyoner yarışmasında da eski sıralama hızı sorularıyla, açık ön eleme sistemi uygulansa, bu yarışma gündem olmaktan uzaklaşır. ama insanlar aptal nasılsa. kandırmaya devam. siz de yolunuzu bulmuşsunuz nasılsa. amaç genel kültür testi filan değil, amaç rating avı.