şükela:  tümü | bugün
  • ---alıntı---

    dindarların –iyi bilmeleri gerek ki-birilerini cehenneme birilerini cennete yerleştirme gibi bir yetkileri ve görevleri yok.

    dindarların duaları dindar olmayanlardan daha çok dinlenir değil.

    inanan bir insan, çok iyi bilmeli ve unutmamalı ki, cami cemaati cenneti garantilemiştir de, pub cemaati cehennemin dibinde değildir.

    kimin ne olacağını yalnızca allah bilir. hesap defterimizi açma yetkisi rabbimize aittir.

    camii müdavimi bir gün sapıtabilir; meyhane düşkünü gün gelir, tövbe eder, rabbine dönebilir.”

    (…)

    günahkârın günahının lafını etmek, günahkârın günahından daha ağır bir günahtır.

    çünkü hiç kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.

    sınanınca kaybedenleri, şimdilik sınanmadığı için kaybetmeyenler kınamaya kalkarsa, sadece komik olurlar, acınası hale düşerler.

    sınansaydılar kaybedeceklerdi.

    belki de sınanacaklar ve kaybedecekler.

    bu yüzden, kimse kimseyi günahından ötürü kınama hakkına sahip değildir.

    <senai demirci>

    ---alıntı---
  • son zamanlarda duyduğum en saçma laftır. diyelim ki, ilk insanlar olarak hz adem le havva, onların yaşadığı zaman dünya üzerinde içki diye bir şey yoktu. ya da sadece ikisi varken zina diye birşey. şimdi onlar içki ve zinadan dolayı nasıl sorumlu olabilirler..
    hatta bu hayatımda duyduğum en saçma laf.
  • yanlış anlaşılmış söz. kimse sınanmadığı günahın masumu değildir demek, herkes sınanmadığı günahın suçlusudur anlamına gelmiyor.

    kınadığınız şeyi yaşamadan o durumda olsaydınız, o şartlar içinde nasıl davranırsınız siz bile bilemezsiniz. bu yüzden de kendi başınıza hiç gelmemiş şeyler hakkında ahkam kesip, kişileri yaşadıkları şeyler yüzünden günah keçisi ilan etmek ahlaklı bir tavır değil. ayrıca bu bir insanı vicdanında boğmak anlamına gelir. ona yeni biri olmak, yeni bir yaşam kurmak hakkını vermeyip onu vicdanınızda öldürdüğünüz anlamına gelir. oysa onun başına gelen sizin başınıza gelmiş olsaydı muhtemelen size böyle yaklaşılmasını istemezdiniz.
  • (bkz: satanas sum et nihil humanum a me alienum puto)

    eğer bugüne dek katil olmadıysam, hayat beni o noktaya getirmediği içindir. şükürler olsun. ama bu asla katil olmayacağım anlamına gelmez.

    bir insan bir suçu işlemeye muktedirse tüm insanlar muktedirdir. bu hayatta herkesin başına her şey gelebilir. kınamadan önce iki kez düşünmeli...
  • önyargının ve peşin hüküm vermenin kötülüğü hakkında söylenebilecek en güzel söz. o kadar sarih ki açıklamaya gerek bile yok.

    bu sözü kimin nerede söylediğini bilmiyorum, açıkçası işin bu tarafıyla ilgilenmiyorum zaten. parmağın işaret ettigi tarafla benim işim.
  • çok doğrudur. örneğin yıllarca köyde yaşamış bir kadın 'ben içki içmiyorum' diyemez, çünkü zaten hiç içki içme imkanına sahip olmamıştır, bu kadın eğer imkanı olupta yani içki içebileceği yerlerde bulunmuş ona rağmen içki içmemişse işte o zaman rahatlıkla diyebilir ki ' ben içki içmiyorum'.

    diğer olaylarda da böyle eğer olanağınız varken bir şeyleri nefsinize hakim olarak yapmıyorsanız işte o zaman o şey hakkındaki imtihanı geçmişsinizdir.
  • sağa sola giydirmeden, büyük konuşmadan evvel hep bu sözü hatırlamak lazım.
  • serdar tuncerden duydum bu sözü ve apıştım kaldım yani. açıkçası ben bazı görüşlerinden ötürü serdar tuncerden soğumuştum lakin bu konuda bana bir ders verdi, ona teşekkür ederim.

    bu sözü duyduktan sonra kendi kendime dedim ki, ulan şu sözlüğe gireyim, sözlükte de bir iki şeyler yazmışlardır, bakalım ne yazmışlar.

    tabii başkaları yazar da ben durur muyum! hemen ben de yazmalıyım bir şeyler.

    efendim, evvela bu söz müslümanlar için geçerli değildir demek istiyorum. niçin? çünkü müslüman, bırakın tanıdığı müslümanı; tanımadığı, hukukunun olmadığı bir müslümanın dahi hataları, günahları olsa bile onu görmez, meziyyetini görür. günahlarını görmez derken, onları hakikatte görür ama kendi nefsine izafe ederek ders çıkarır, ibret alır. hatasını gördüğü müslüman kardeşini rencide etmez yani.

    mesela ben kadir mısıroğlunu bir çok sakat fikrini sevmiyorum fakat onun katıldığım görüşleri de vardır. yani bu adamı külliyen reddetmiyorum. "tamamen reddediyorum" veyahut "tamamen kabulumdur" demek yok. kabul ettiğin tarafları da söyleyeceksin, katılmadığın tarafları da...

    peki ya gavurlara nasıl bakacağız? gavurlara, iman etmedikleri için nefsimizle olmasa da kalbimizle buğz edeceğiz. niçin nefsimizle buğz etmiyoruz da kalbimizle etmiyoruz? çünkü nefs, kâfirdir. nefs, hiçbir şeyi beğenmez. o yüzden tasavvufta kendini aşağı görmek vardır. ama vakarını yitirmeden. nefsini firavundan daha aşağılık görmeden terakki edip vâsıl olamazsın. bağdatlı ruhi'nin dediği gibi: "hâk ol gib hüda mertebeni eyleye âlî"... yani toprak gibi olmaktan bahsediyoruz. yoksa kâfire karşı suskun kal demek midir bu? asla!

    kalb ile buğz etmek, allah için buğz etmektir. nefs için buğz etmenin ise ne kadar kötü bir şey olduğunu hazret-i ali kerremallahu vecheh, yüzüne tüküren kâfiri kılıçla kesmeyerek göstermiştir. hazret-i mevlana da bunu mesnevi-i manevisinden çok güzel hikaye eylemiştir, o müthiş belagatiyle ve coşkun üslubuyla...

    ayrıca; kimse kimseyi zorla sevemez. bu garazkar kardeşiniz, bir zamanlar çok sevdiği insanlardan tiksindi mesela. belki şimdi sevmediğim insanları sonra seveceğim, kimbilir. yani hiç belli olmaz gidişat. insanoğlu bir muammadır. hayat ve memat çizgisindeki ahvalimiz baştan sona meçhuldur.

    evvela kendi nefsine bakmalıdır... kalb seviyemize bakmalıyız. diyor ya hani yunus emre hazretleri:

    "kerâmetim var diyen, halka sâlûsluk satan,
    nefsin müslüman etsin var ise kerâmeti."

    bu yüzden arifler, yani hak erbabı "ben kimim ki?" diyerek ömür boyu, son nefeslerine kadar havf u reca içinde, son nefesi imanla vermek, yani hüsn-i hatime ile gidebilmek için dua etmişler ve müridlerinden de dua istemişlerdir. çünkü hiçbir kimsenin imanla göçeceğine dair bir garantisi yok.

    kadir mısıroğlunun şu sözü de bu konuyla alakalıdır: "müslüman hissiyatından olan, müslümanın kusuru olsa bile görmez, meziyyetini görür. bir şeye ondan razı olarak bakan kusur görmez; kusur görmek kastıyla bakan da meziyyet görmez."

    kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=gpbz5ezbvse

    tenkit ederken bile kalbi okşar müslüman. fakat tenkit ettiği de müslüman olacak. gavura olan bakış açımız belli. allah için öfke, gavura müstehak bir tutumdur. allah için sevgi de müslümanlar için geçerlidir.

    yani "birilerini tenkit etmek külliyen kötüdür, tenkitten kaçmak lazımdır" manasında değildir bu. tenkit edersin ama tenkit ederken kantarı elden kaçırmazsın. mesela bir müslüman, başka bir müslüman için şöyle diyebilir: "bu adamın üslubu, tarzı beni çekmiyor. kanım bir türlü ısınmadı, ısınamadım. ama sırf müslüman olduğu, dindaşım olduğu için seviyorum. bana hitap etmiyor lakin..." niçin böyle? çünkü kanınızın ısınmadığı bir insana sonradan ısınabilirsiniz; hatta nefret ettiğiniz bir insan bile zamanla çok sevdiğiniz birisi olabilir. sevdiğiniz bir insan, tiksindiğiniz birisine döner.

    yani herkesin bizi sevmesi de iyi bir şey değildir, herkesin bizi sevmemesi de iyi bir şey değildir. sevginin ölçüsü de kalbidir. kalb, kendi kalbine yakın hissettiği kalblere meyleder ve onlara müştak olur, iştiyak duyar.

    serdar tuncer çok güzel söylemiş: "bir adamı herkes seviyorsa o adamda problem vardır, omurgasızdır, gevşek bir taraf vardır, duruş sahibi değildir. birileri sevmeyecek... ama o adam da sevene bakıp oo, ben oldum demeyecek; sövene bakıp kendisine şekil vermeğe çalışmayacak"

    kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=psjfkgdvvqy

    işte mürüvvet budur. sevene de sevmeyene de aynı mesafede durabilmek. günümüz müslümanları maalesef bu ahlakta değildir, başta nefsim olmak üzere...
  • saçma bir söz. kişi bir günahla sınanmadıysa o günahı henüz işlememiştir. yani o günahın masumudur. kişinin ileride o günahı işleme ihtimali masumiyeti zedelemez. aksini iddia eden defolsun.