şükela:  tümü | bugün
  • böyle garip bir şey.

    sağda solda görüyorsun birbiri için ölen aşıklar, sevgililer falan var. kız çok seviyor oğlan çok seviyor. beni sevebilme ihtimali olan biri olunca "yok" ama. sanki kimse beni çok fazla sevemez. ben sevebilirim ama biri bana çok aşık olamaz. çirkin değilsindir, iyi bir insansındır belki ama yine de "bende ne bulmuş olabilir ki?" ya da "beni neden çok sevebilir ki?" soruları dolanıyor.

    şimdi biri tarafından sevilme ihtimalim var gibi sanki.. biraz da olsa... ama yok aklıma yatmıyor arkadaş. biri tarafından çok sevilemem, biri bana aşık olamaz... sanki!

    edit: anne babadan sevgi eksikliği görenlerde olur vs. diyen çok var. belirtmek isterim ki ailemden asla sevgi eksikliği görmedim, sevgilerini bana her zaman hissettirdiler. benim burada sevilmekten kastettiğim "aşk". bu şekilde çok sevilemezmişim gibi hissediyorum.

    edit: artık inanıyorum.

    edit: yukarıdaki editi son 1 aydır kaldırıp kaldırıp ekliyordum. bugün başka bir edit daha yazmak istedim. yukarıdaki ihtimal gerçekleşti. beni sevdiğini zannettiğim kişiyle kısa da sürse bir ilişkim oldu. ancak şöyle bir şey oldu ki beni çok sevdiğini, bana aşık olduğunu söyleyen kişi daha 1 ay olmadan başkalarına yazmaya başladı :)

    o yüzden söylese de inanmayın. hissedebilirseniz ne ala.
  • % 98 baba ve/veya anne tarafından yeterince sevilmemiş olmanın sonucu.
  • daha önce hiç sevilmemenizden kaynaklanır. daha doğrusu sevdiğiniz insandan karşılık görememenizden kaynaklanır. çünkü herkes, sevdiği insan tarafından sevilmek ister. "o" sizi sevmediyse tüm dünya size aşık olsa da görmezsiniz. *

    dünyada insanlar böyle korkular yaşıyor. inanın çok acı.
  • evde kalınan bir cuma akşamının bünyede yarattığı hissiyat adeta.
  • tarafımdan gerçekleştirilen eylem ve vice versa. tahammül eşiğim gerçekten çok düşük. çevremdeki insanlara bakıp sürekli kusurlarını araştırıyorum adeta. hayatımda bir kere tam manasıyla "endorse" ettiğim biri olmadı. haliyle çok çok sevemiyorum kimseyi. gerçek bir ekşici piçim.
  • nasıl yazarım biliyomusun. sanki tükenmeyecekmiş gibi gelir kelimeler sana. tüm söylediklerim birbirine karışır, öyle manalar çıkar ki ortaya, boş konuşuyorum sanırsın. insanoğlu işte, boş verir ve boş kalır.
    anlatan mı? siz dinlemeyin onu, kalem ne yazıyor ona bakın. nasıl olsa okuma alışkanlığımız yok ya hani, gören yok gözüken yok;-) uzatmayalım patlamasın şişmiş kafalarımız, sağlıcakla kalın.
  • doğrudan ana baba ya da bir başkası tarafından sevilmemekle değil öznefretle alakalı durum. kişi kendini ideal kendinden azıcık ötede konumlandırır ve kendini didiklemekten vazgeçerse, her insan evladı gibi kendisinin de birileri tarafından sevilebileceğine eninde sonunda vakıf olacaktır.

    kendinizi sevmek zorunda değilsiniz, ancak kendinizi kabullenmezseniz, başkalarına sevilebilir bir yanınızın olmadığı sinyalini göndereceğiniz için hakikaten sevgi/şefkat görmeniz güçleşecektir.
  • çocuk yapınca geçer
  • sizi en çok allah sever gençler, başkalarına öyle deli ümitler bağlamayın. o'nun sevgisini kazanmak için de çalışmak, o'nun istediği gibi hayırlı bir kul olabilmek gerekiyor. istediğiniz her şeyi size sadece allah verir. ancak allah dilerse sizi seven başkaları da çıkabilecek.
  • tiffany'de kahvalti filmini izledikten sonra bende yarattigi hissiyati dusunurken sol frame'de gordugum ve iste bu dedigim baslik.

    her seye ragmen yuregim halen carpiyor, ama bir gun onu da kaybedecegim.

    sevilmeye cok ihtiyacim var sozluk. gec olmadan.

    tespit yapanlar olmus, yapacaginiz tespiti de alin bir hayvanat bahcesine gidin!

    tespit degil, anlaşılmak istiyoruz.