şükela:  tümü | bugün
  • bugün’ün dünden farksız olduğu bir coğrafyada, varoluşunun tehdit olarak algılandığı bir kadının tek kişilik gösterisine hoşgeldiniz…hep büyük bir hayatın figüranı olan umut, bu kez anılarını paylaşmak için sahnededir. aile bağları, “madilik”, hayal kırıklıkları, çocukluk düşleri, muhatabını bulamadığından insanın dilini ekşiten her şey…

    yazan: ebru nihan celkan
    yöneten ve oynayan: sumru yavrucuk
    dramaturji: sumru yavrucuk-onur coşkun
    yönetmen yardımcısı: onur coşkun
    mekan tasarımı: başak özdoğan
    müzik-ses tasarım: berrak artemiz
    fotoğraf: james hughes

    http://kumbaraci50.com/…medigi-bir-gunun-ertesiydi/
  • sumru yavrucuk güzel oyun çıkarmış. transseksüellerin yaşadığı zorlukları insana hissettiriyor. arada esprilerle süslemesi de dram tadından çıkarıp izleyeni oyuna çekmesi açısından güzel olmuş ama neden bilmiyorum böyle sumru' yu izlerken yapmacık mııı doğal mııı diye düşünceli bir his gidip geldi bende sürekli. gülsem gülemedim, üzülsem üzülemedim falan.
  • metin anlamında çok zayıf ve klişelerle dolu olsa da, sırf sumru yavrucuk un oyunculuğu hatrına izlenmesi gereken oyun.
  • "ibne"yim ama benim de hayallerim olabilir, benim de ne çok sevdiğim bir annem var hanginiz bilebilir, bana sapık gözüyle bakanlar peki beni sikene ne diyorsunuz, onlar da sizlerin içinden, komşunuz, bakkalınız hatta siz, hatta kendisini bana siktirmek isteyen de var bunların arasında' diyor oyun.
    çok sevdim diyemem belki ama marjinalliği anlatacağım derken kutsayıp, sıradanlığı yerme niyeti de olmadığı için sevimsiz gelmedi. daha önce farklı, değişik hatta garip bulduklarınıı insan olarak görmeyi başaramamış izleyicilere yeni bir bakış açısı vermiş olabilir.
    sumru yavrucuk ile tiyatro 0.2'de karşılaşmıştık, bizim kızlar sohbet ettiydi, bir oyuna hazırlanıyorum demişti. bu oyundu herhalde. iyi iş çıkarmış, tebrikler.

    edit: yavrucak - yavrucuk, teşekkürler entre
  • sahnedekini sumru yavrucuk olarak değil de transseksüel umut olarak görmeniz gereken oyun. işte o zaman ağlıyorsunuz, işte o zaman basit esprilere bile kahkahalarla gülüyorsunuz, işte o zaman oyun bittiğinde boğazınıza bir yumru oturuyor. hele hele şu sıralar gündemi meşgul eden nil erkoçlar / rüzgar erkoçlar meselesi bilerek izlendiği takdirde bazı önyargıları kırabilir. gerçi önyargısı olan insanın bu oyunda işi ne? ayrı mevzuu.

    klişe var mı? belki ama bu anlatılmak istenene engel mi? kesinlikle hayır. telefon sahnesi, manken sahnesi, ağaç sahnesi insana dokunmuyorsa sorgulanması gereken o insanın kendisidir.

    oyunculuk konusunda sumru yavrucuk'un muhteşem bir iş çıkardığını söylememek olmaz. adeta derslik.

    ve elbette;

    http://www.youtube.com/watch?v=p3sakbg9kpm

    velhasıl kelam: gidiniz, görünüz.
  • uzun zamandır oyun izlemiyor ve tiyatrodan uzaklaşmakta olduğunuzu hissediyorsanız bu oyuna mutlaka gitmelisiniz. içinizde başka ışıklar yanacak. sumru yavrucuk yok sahnede, annesinin umudu var. çok güzel, ne yazılsa az.
  • sumru yavrucuk'un oynadığı zevkle izlenen tek kişilik oyun. travesti umut'u seviyor, onunla üzülüyor, anlattıklarına gülüyor, ağlıyorsunuz.

    oyunu beyoğlu kumbaracı yokuşu'ndaki 60 kişilik kumbaracı50 sahnesinde, kadıköy'de oyun atölyesinde ve caddebostan kültür merkezi'nde izleyebilirsiniz.

    http://kumbaraci50.com/…medigi-bir-gunun-ertesiydi/
  • çok söze gerek yok, sumru yavrucuk zaten harika. oyun çok çok çok etkileyici. muhakkak izlemeli. çok gerçek.
  • "klişe var mı? belki ama bu anlatılmak istenene engel mi? kesinlikle hayır. telefon sahnesi, manken sahnesi, ağaç sahnesi insana dokunmuyorsa sorgulanması gereken o insanın kendisidir" şeklinde bir yorum yapılmış. evet tabii ki klişeler dibine kadar kullanılabilir, zaten günümüz türkiye tiyatrosunda da seyircilerin çoğu bu klişeleri ayıla bayıla yutuyor. ama ben, bir seyirci olarak bunu yutmak mecburiyetinde değilim. bunun için de kendimi değil, türkiye'deki sanat ve tiyatro anlayışını sorgularım. çünkü bu tamamen sanata yaklaşım problemidir. tiyatroyu, sadece hikaye anlatmaya ve bazı duyguları uyandırmaya hizmet eden bir araca indirgemek, her şeyden önce bu sanatı olduğundan çok çok düşük bir yere konumlandırmaktır. bu kadar derinlikli bir konuyu, ilk akla gelen şeylerle yazmak her şeyden evvel bu konuya haksızlıktır benim gözümde. zira seyirciyi duygulandırmaktan daha kolay bir şey zaten yok. bunun için herhangi bir dizi izlenebilir. yani küçük emrah filmlerindeki hayat kadınlarından da seyirci etkilenebilir, fakat bu, küçük emrah filmlerinin hayat kadınları konusunda duyarlılık oluşturduğu anlamına gelmez. burada da benzer bir durum söz konusu. tiyatroya sadece etkilenmek için gidenler için yeterli bir metin olabilir. fakat tiyatroyu çok daha farklı bir şekilde algıladığımdan, kimse bu metnin sağlam bir metin olduğu konusunda beni ikna edemez. son olarak, bu tabii ki kişisel bir görüştür. klişelerden gayet hoşnut seyirciler de olabilir. saygı duyarım. ama bu, benim sanat anlayışım içinde yer alan bir şey değil ve bu yüzden de taarruza geçmeye gerek olmadığını düşünüyorum böyle bir konuda.