şükela:  tümü | bugün
  • 2009 yapımı romantik komedi türünde bir kore filmi. yönetmen hae jun lee.
    kim adlı bir adam seul'de köprüden han nehrine atlayarak intihar etmek ister. uyandığında kendini nehrin içindeki bam adası'nda bulur. adada münzevi bir yaşam sürmeye başlayan kim'le onu odasının penceresinden takibe alan hikikomori bir kadın arasında ilginç bir iletişim başlar.
  • kapitalist düzende tükete tükete en sonunda kendini tüketen adamın, bu sürece nokta koymak adına intiharı seçmesi ve ölmeyi becerememesi sonrası, inşa edilmiş dünyası ile inşa edilmeye başlanan yeni dünyası arasındaki "sınır"ın anlamca kendindenliğini en keskin şekilde anlatabilen harika bir film. zizek'in acilen seyretmesi lazım.

    kurtulmak istediğiniz boktan dünyanın dışındasınız ama o hep sizin içinizde... dışında bıraktığınızı sandığınız an da, aslında onun tarafından yutulmaya başladığınız an...

    --- spoiler ---

    kahramanımızın kazara düştüğü ada kaçmak istediği kadar uzakta değil belki ama, olmak istediği kadar gözden ırak. ancak, hayatı anlamlı kılan "intihar edip borçtan kurtulmak" gerçekliği ters-düz olduğu an, hissettiği hayatta kalma dürtüsü ile adadan kurtulmaya çabalaması pek manidar, ki devamında elemanın insanlarca/kapital bağımlısı mahluklarca daha bir görünmez oluşunu, film bize harika bir dille, çok iyi hissettiriyor. akla gelenler aşikar: robinson'laşmak için okyanus ortasında ıssız bir adaya ihtiyacımız yok artık bu çağda; parasızlığımız çevremizi/dış dünyayı yeterince ıssız bırakıyor. şehrin tam göbeğindeyken bile paranın döndüğü hayatın dışında kalışınızla paralel olarak bir anda yoklaşabiliyorsunuz... dünyaya karşı şeyinizi bayrak gibi dalgalandırmanız da, sıça sıça mısır yetiştirip erişte üretmeniz de ne kadar anlamdışı olsa da; bir agorafobiğin sizi uzaylı sanması, bütün yabancıların ingilizce konuştuğu sanrısı ve hatta erişteci çocuğun sefilliğinizi görmeyip/durumunuz için bir şey hissetmeyip tamamen "işi"ne odaklanmış olması anlamlı/normal/kapitalist düzene uygun geliyor insana. umut künyeli bütün çabalarınızın, cem yılmazvari "hazır yapılmışı da var; işte burda" diyen, gereğinden fazla üreten günümüz dünyası karşında ne kadar boş olduğunu görebiliyoruz, bu işlevli film sayesinde.
    o sebeple, muamma olarak bırakılan sona rağmen, çevrelerine kurdukları soyut duvarları aşabilen her insan gibi, film kahramanlarımız da, o duvarın ardındaki hiçliğe yelken açıp ancak ve ancak 63. bina'dan atlayarak kendilerinin tayin ettiği "son anlam"ı kalıcı kılacaklardır bence.

    --- spoiler ---

    sugar'dan "tegami ni kaete" gelsin hepimize.
  • özlemi duyulan sıkılma hissi sahnesiyle beni benden alan film. hafiften gözlerimin yaşarmışlığı da vardır, ilk izlediğimde...
  • --- spoiler ---

    tom hanks'in cast away'inin biraz farklı yorumlanmışı diyebiliriz.
    ayrıca bir sahne varki tam ekşi sözlük başlığı olmaya aday: "intihar ederken büyük tuvaletin gelmesi".
    velhasılı kelam eğlenceli ve güzel bir film.

    --- spoiler ---
  • hak ettiği ilgiyi bulamamış nadide filmlerdendir
  • hayatı, kredi kartları,iş-güç ve borçlar arasında ya da evinden çıkmadan, bütün gün bilgisayar başında durarak geçenlerin; ansızın bunlardan kurtulmayı, çekip gitmeyi düşünenlerin kesinlikle izlemesi gereken filmdir.
  • ingilizceye castaway on the moon şeklinde çevrilmiştir
  • amansız sularla çevrili adamızın küçüklüğünü anlatan büyük film.
  • kore usulü erişte yi merak ettirmiş, izlemesi keyifli film.özlemi duyulan sıkılma hissi sözüyle ekşisözlüğe göz kırpan bir film ayrıca.
  • içinde geçen bir replik bana günümüz insanının sıkışmışlığını hatırlattı. çoğu insan kendi olmaktan dünyevi başarılar için nasıl uzaklaşıyor. işte cevabı :

    --- spoiler ---

    biliyorum, kötü bir insanım. ama ya böyle olacaktım ya da hiç. hangisi daha kötü?

    --- spoiler ---