şükela:  tümü | bugün
  • bir nevi melankoli de denebilir.
    (bkz: blue)
  • coltrane ve davis bir araya gelirse ne olur diyenler icin yapilmis album
  • miles davisin tapılacak albümü. nasıl bir uyum, nasıl bir atmosfer, nasıl bir duygu yakalanmıştır bilinmez. belki hiç bir zaman aşılamayacak bir çıta olmuştur bu albüm.

    (bkz: miles davis)
    (bkz: john coltrane)
  • miles davis'in 1959 senesi kayıtlarından oluşan değerli bir albümü. new york'ta columbia 30th street studio'da kaydedilmiş ve aynı sene yayınlanmıştır. track list'i aşağıdadır:

    1. so what 9:22 (2 mart 1959 kaydı)
    2. freddie freeloader 9:46 (2 mart 1959 kaydı)
    3. blue in green 5:37 (2 mart 1959 kaydı)
    4. all blues 11:33 (22 nisan 1959 kaydı)
    5. flamenco sketches 9:26 (22 nisan 1959 kaydı)
    bonus track:
    6. flamenco sketches (alternate take) 9:32 (22 nisan 1959 kaydı olmasının yanısıra lp'de bulunmaz. 1997'de basılan cd'de dinlenebilir)

    bu muazzam albümün kadrosu ise şu şekildedir:

    miles davis trompet
    julian "cannonball" adderley alto saksofon (track 3 dışındaki tüm parçalarda)
    john coltrane tenor saksofon
    wynton kelly piyano (track 2'de)
    bill evans piyano (track 2 dışındaki tüm parçalarda)
    paul chambers bas
    jimmy cobb davul
  • tum zamanlarin en iyi albumu
  • kibardır
  • miles davis tamamlanmamış eskiz haldeki yedi şarkıyla stüdyoya gelir piyanist bill evans, tenor saksafoncu john coltraine ve alto saksafoncu canonball adderley'in sololarına karışmayacağını vurgular, parçaların doğaçlama olarak tamamlanacağını söyler. bir günde albüm tamamlanır. sonrası güzellik, akıcılık,derinlik, coollluk,uyum,akıp giden sakin bir nehir vesaire vesaire...
  • ellilere girildiğinde jazz camia olarak armstrong'un geleneksel , goodman'ın swing ve parker/ gillespie'nin bebop tarzlarının basit bir sacayağı ile açıklanabilen bir müzikti. ancak türün kendine has sorunları dinleyiciyi yeni beklentilere sokarken reform taleplerine karşılık vermek amacıyla hızlı bir bölünme ortaya çıkmakta gecikmedi.

    kısa süre sonra sadık bir jazz dinleyicisi kolleksiyonuna louis armstrong, jonah jones gibi geleneksel jazz ve swing stili solocular , stan kenton, duke ellington, woody herman gibi big bandciler, dizzy gillespie, sonny stitt gibi bebop kaleleri yanısıra, thelonious monk, george russell gibi bebop simyacılarını , gerry mulligan, chet baker gibi cool tedarikçilerini, john lewis, dave brubeck, miles davis gibi klasik esinli kuramcıları , art blakey, horace silver gibi gospel yakıtlı hard bopcuları ve ornette coleman, cecil taylor gibi avant-garde hayalcileri de katmak zorunda kalacaktı.

    charlie parker ölmüştü , dizzy gillespie ise bir “entertainer”a dönüşmüştü. yine de sonny rollins, thelonious monk, john coltrane, art blakey, bill evans, horace silver ve yıldızı çok geçmeden parlayacak ornette coleman gibi efsaneler vardı. ama bütün bunların içinde meşaleyi açık ara taşıyacak olanın `miles davis olacağı başından belli gibiydi. bir trompet ustası olmasının ötesinde özellikleri vardı. 1949'da cool’un doğuşu*’nu müjdeleyen davis, bebop’un yüksek dozdan uçmuş temposunu aşağıya çekenlerin başında yer almış ve sonraki 10 yıla damgasını vuracak akımın mimarı olmuştu. şimdi ise bugün kendi ekibinden sadece bill evans’ın haberdar olduğunu düşündüğümüz fikirlerle jazz tarihine damgasını vurmaya hazırlanıyordu.

    o, herşeyden önce columbia records ile 1955 yılında imzaladığı anlaşma sayesinde deneysel çalışmalara girebilecek ve istediği müzisyenlerle çalışabilecek olma hakkını elde etmiş bir dehaydı:
    1955 newport jazz festival’inde davis sahne aldığı bir jam sessionda "'round midnight"’i, bestecisi thelonious monk ve connie kay and percy heath (modern jazz quartet) , zoot sims, ve gerry mulligan ile birlikte yorumlamıştı. eroin bağımlılığından kurtulmasının üzerinden bir yıla yakın süre geçmişti. miles’ın bu yorumu festival tarihine geçmekle kalmadı usta’nın dönüşü olarak da yorumlandı. oysa kendisi: “neden herkes aydan dönmüşüm gibi davranıyor anlamadım, ben herzaman nasıl çaldığysam şimdi de öyle çaldım" diyecekti. aynı gün dinleyiciler arasında columbia records’dan george avakian’da vardı ve kardeşi, aram onu davis’i kendi markasına bağlaması konusunda ikna etti.

    davis/columbia birlikteliğinin ilk meyvesi round about midnight, davis’in hard bop tanımı olarak kabul görmüştü. john coltrane – (ts), philly joe jones – (d) , red garland – (p) , paul chambers – (b) ile kurduğu quintetiyle kaydettiiği bu albüm john coltrane’in tenor saksafonda dikkatleri üzerine çekmeye başlamasını da sağlayan çıkış olmuştı. ardından milestones geldi. bu davis'in modal müzik denemelerini içeren ilk kaydıydı ve cannonball adderly’nin (as) katılımyla güçlenmiş grup artık bir sextet oluşturmaktaydı. “the '58 sessions” bill evans’ın miles’ın dünyasına girişini simgeliyordu. evans’ın etkisi bu ilk birlikte kayıttan başlayarak kendini gösteriyordu. 1959 yılına gelindiğinde davis artık bir müzik dehası olarak kendini kanıtlamış ve ekibi içerisinde de saygıyla itaat edilen bir band leader konumuna gelmişti.

    1959 mart’ının ikisinde ve nisan’ın yirmiikisinde miles davis, grubunu, columbia'nın akustik resonansı sebebiyle bir yunan ortodoks kilise binasından restore ettiği 30ncu cadde’deki ünlü studyosunda iki kez topladı:
    julian “cannonball” adderley (as), john coltrane (ts), wynton kelly (p, sadece freddie freeloader’da), bill evans (p), paul chambers (b) ve james cobb(d).

    columbia’nın o günlere ait kayıt notları sadece bir tek kayda ait ödemeleri kaydetmişti. müzisyen başına 65 dolar. gerçi iki kayıt olduğuna göre adam başı 130’ar dolar almış olmalılar. ancak miles grubun kidemli üyelerinin 100’er dolar fazla almasında ısrar etmiş olmalı ki nihai ödeme çekleri şu şekilde kesildi: coltrane, cannonball and chambers: 250 $, evans and cobb: 150 $, wynton kelly 75 $

    söylediğimiz üzere ekip üyelerinden bill evans dışında hiçbiri neler olup biteceğinden haberdar değildi. hatta wynton kelly piyanoda yerini evans’ın aldığını gördüğünde oldukça şaşırmış olmalıydı. miles elinde parçaların eskizleriyle çıkageldi. ortada bir kompozisyon dahi yoktu. fikir modal* jazz yapmaktı. davis makamsal kalıplar standard jazz’ın akor kalıplarından bunalmış solistlere istedikleri gibi improvizasyon şansı verdiğinde ortaya ne çıkacağını duymak istiyordu. bu fikri bill evans’la birlikte piyano etrafında geliştirmişti. ilk gün 3 parça ve ikinci tarihte ise diğer iki parçayı kaydettiler.
    1. so what
    2. freddie freeloader
    3. blue in green
    4. all blues
    5. flamenco sketches (sadece bu parçayı bir kez daha en baştan kaydetmeleri gerekmişti)

    parçaların giriş temaları üzerinde dikkatle çalışan davis gerisini virtuözlerin yeteneklerine bıraktı. bu ekip için yeni birşey değildi. bir grup lideri olarak miles ekibin yeteneklerine her zaman gerekli alanı bırakmayı bilen bir şefti. müziğin yaratılmasında bill evans çekirdeği oluşturdu. kayıt esnasında miles ekibin arasında sessizce dolaşıp herkesin kulağına cesaretlendirici katkı ve önerilerde bulunuyordu. paul chambers flamenco sketches’da kalıbı takip etmekte zorlandığında yüksek sesle konuştuğu not edilir: “sadece bill’in parmaklarını izle.”

    açılış parçası so what, "basitçe ilk ölçüde 16 bar bulunduran ikincide 8 ve son 8 için başa dönülen" bir modal kurgudan ibarettir . açılışı evans yapar ve kurguyu belirler. sololar davis’in kalın konturlerle çizilen sakin ve derin performansıyla başlar, ardından dev adımlar* atmaya hazırlanan bir coltrane buluruz. ruh durumunun sesini duyuran davis’in derin sukunetli sounduna karşılık ezgilerin karmaşıklığı, senteze karşılık kaos. ritmik değişken ataklı ezgilerle ortamı ısıtır, dinleyicinin hayata dair sorular sormaya başladığı noktada adderley bluesy ve funky, bilindik ve sevecen ama değişikliklerin getirdiği abstract ortama uyum sağlamış net ve parlak cümlelerle depresyonumuza el koyar, alır çıkarır. evans finali yapmak için nefeslilerin vurguladığı bir block-chord soloyla tam oradadır.

    freddie freeloader düz bir bluesdur ve müzisyenler kendi becerilerinin sınırlarını göstererek gevşeme imkanı verir. baladlar dünyasında bir yolculuğa çıkan blue in green miles davis’in şahane ezgiyi seslendiren trompet solosuyla süslenir.

    modal müziğe en fazla sadık dolayısıyla en çizgi dışı preformans flemenko sketches müzisyenleri özellikle paul chambers'ı birhayli zorlasa da (bugün davis'in mükemmeliyetciliği yüzünden yapılmış her iki kayıt da aynı beğeniyle dinlenmektedir) sonuç mukemmeldir.

    bu gün müzik otoriteleri kind of blue’yu ardından gelecek bütün sanatçıları etkileyecek bir başyapıt olarak kabul etmekte. bir çağın başlangıcı olarak görmektedirler.

    http://www.sonymusic.com/…avis/kindofblue/flat.html
    http://www.miles-davis.com/kindofblue.html
    http://en.wikipedia.org/wiki/newport_jazz_festival
    http://www.amazon.com/…2705-9473418?v=glance&n=5174
    http://en.wikipedia.org/wiki/round_about_midnight
    http://www.jerryjazzmusician.com/…fm?page=kahn.html
    http://blogcritics.org/…hives/2002/09/17/005804.php
  • zarif bir albümdür. zarafet kelimesinin hakkını verir.
  • mutlaka dinlenilmesi gereken bir albümdür.. her notası, her tonu nefistir. neredeyse 50 yıldır sevilerek dinlenilmekte dile kolay..eminim önümüzdeki on yıllara da bu başarısını ve ruhunu taşıyacaktır.