şükela:  tümü | bugün
  • elbette yunanistan krali olmasiyla birlikte ortodokslugu secen othon elinden geldigince helenize olmaya calistiysa da, yunan halkinin kani kendisine bir turlu isinmamistir. bunda kendisinin son derece totaliter bir yonetici olma cabalari, yunanlilarin ise totaliter yonetimden bayginlik gecirmis halleri ve genel gecer ona buna baskaldirma huylari rol oynamistir diye dusunuyorum. kralicesi amalia'nin kendisinden daha fazla sevilmesine icerleyen othon yerini danimarka'li bir prense birakarak yunan tahtindan cekilmistir. atiyorum tabii, esasen kral ve kralice, peloponnese'de bir ziyaretteyken atina'da cikan ayaklanma neticesinde bavyera'ya geri donmusler, hayatlarinin geri kalan kismini dogduklari memlekette gecirmek zorunda kalmislardir. ben othon'u en net panepistimio (atina universitesi) binalarindan birindeki kendisinden baska herseyin hellen tarzinda yapildigi ama bavyera delikanlisi otto'nun kaytan biyiklariyla photoshoplanmis etkisi verdigi mozaikten hatirliyorum. binanin girisini susleyen mozaikte kral othon, sanatlarin ve bilimin patronu olarak aralarinda oturuyor, saginda astronomi, solunda baris ve adalet.. ya da emin degilim simdi kim nerede duruyor. neticede boyle tuhaf bir ani da birakmistir ardinda. totaliter yonetim pesinde bir saskin olmasina karsin atina'daki neo-klasik yeniden dogusun babasi sayilir, o yuzden "benevolent dictator" damgasini yapistirabiliriz diye dusunuyorum. bugun atina'da yururken aslinda cok da gercekci olmayan tapinak mimarisinde apartmanlar, banka binalari falan goruyorsak sebebi bavyerali yunan krali othon'dur.
  • zamaninda, kendisini cok tanimadan atip tutmusum, yanilgiya dusmusum. othon esasen hic bir zaman ortodokslugu secmemis de, meger bu da bir baska kilcik olmus yunan halkinda, kendisinin totaliterliginin yanisira (karisi kralice amalia da protestanliktan vazgecmemis, ama guzel ve sevimli bir bagyan oldugu icin genellikle sevilen bir figur olmus.) kendisinden hemen sonra ithal edilen kral birinci george imis ortodokslugu secen, ki bunda esi kralice olga'nin rus grandduseslerinden biri olmasinin kolaylastirici bir payi oldugunu dusunuyorum. tahminim o ki, george ortodoksluk neredeyse milli kimliklerini belirleyen bir halkin kralligini devam ettirmek istiyorsa bu konuya egilmesi gerektigini de farketmis olmali.
  • 1832-1862 yillari arasinda yunanistan krali olarak hukum surmus bavyerali. babasi birinci ludwig'in antik yunan uygarligi hayranligi (philhellenism), oglunun bu mevkiye atanmasinda kuskusuz rol oynamistir.
  • 1832 - 1862 arası bağımsızlığını henüz kazanmış yunanistan'a krallık yapmış şahsiyet.
    her ne kadar görevde 30 yıl gibi uzunca bir süre kalmış olsa da görevi boyunca halk tarafından pek sevilen bir figür olmaz ve ikincisinin krallıktan alınmasıyla sonuçlandığı iki tane askeri darbe görür. (1843 & 1862) . halk tarafından pek sevilmemesinin nedenleri şunlardır :

    1-) sıkı bir katolik olması ve ortodoks inancını reddetmesi.
    2-) kısır olduğu için bir veliaht dünyaya getiremeyecek olması.
    3-) kral yetkilerine sahip olmasına rağmen çok kuvvetli bir karakteri olmaması.
    4-) sonuncusu ve en önemlisi; helenizm ideasının isteklerine cevap verememesi, kendisi döneminde herhangi bir toprak genişlemesi olmamıştır ve bu da istanbul'u dahi ele geçirmek isteyen yunanların takdir edersiniz ki pek hoşuna gitmemiştir.

    ingiliz ve rusların desteğiyle 1843'te gerçekleşen askeri darbe sonucu ülkede mecburi olarak anayasa değişikliğine gitmiştir. bu darbe sonucu senato ve temsilciler meclisi gibi düşünebileceğimiz ; krala ek olarak iki farklı yönetimsel yapı oluşturulmuştur. senato'da kimlerin olacağı tamamen othon'a bağlı iken; mecliste kimlerin olacağı ise halk oyuyla belirlenmiştir.

    kral othon, bundan 19 yıl sonra 1862'te genç jenerasyon yunanların ( jön türklerin yunan versiyonu) organize ettiği bir askeri darbe ile koltuğundan tamamen indirilir. bu sırada karısı ile tekne tatilinde olduğu için 1843'te olduğu gibi ele geçirilemez; ancak haberi aldıktan sonra yunanistan'a da bir daha dönemez. ömrünün kalanını doğduğu yer olan bavyera'da geçirir. durumu düşünürsek iki tane askeri darbe görmüş devrik bir krala göre epey iyimser bir senaryo demek yanlış olmaz. yerine de batılı müttefiklerin de işin içine karışmasıyla 17 yaşında william george adında bir danimarka dükü kral olarak atanır. yönetimsel olarak da 1843'te oluşan ikili yapı kaldırılır, kralın yetkilerini yüksek derecede sınırlayan ve seçimlerle belirlenen klasik bir meclis yapısı oturtulur.