şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 2005 te gösterime girecek ve ridley scott tarafından çekilen, orlando bloom ,liam neeson , jeremy irons gibi her kesimden ilgi çekebilecek isimlerin oynadığı the passion of christ rüzgarını arkasına alarak kendi yandaşlarını oluşturması beklenen film .
    12. yüzyıl haçlı seferlerine karşı kudüs'ü savunmaya çalışan bir grup insanın hikayesi
  • hz isa tarafindan, zengin insanlarin icine kabul edilmesinin devenin igne deliginden gecmesinden daha zor oldugunun beyan edildigi yer. cennet.
  • ilk fragmani cikmis olan film. guzel sahneler goze carpiyor. trailerin icinde lisa gerrard herzaman ki gibi yerini almis.

    http://www.apple.com/…ailers/fox/kingdom_of_heaven/
  • filmin bazı sahnelerindeki müzikler kardeş türküler tarafından yapılmıştır. grup aynı zamanda, filmin bazı yerlerinde kürtçe şarkılar ve arapça ve ermenice ilahiler de okumuştur.
  • gladyatör filminin yönetmeni ridley scott, tüm dünyada ses getirecek bir projeye daha imza attı. ridley 130 milyon dolarlık bütçe ile islam dünyasının önemli liderlerinden selahaddin eyyubi'yi anlatan bir film çevirdi. film, 11 eylül sonrası islam dünyasına yönelik oluşan olumsuz imajı silmeyi amaçlıyor. ridley scott, filmin konusunun 12. yüzyılda 3. haçlı seferleri sırasında müslüman ve hiristiyanların 'kudüs' için yaptıkları savaşı anlattığını söyledi.

    selahaddin, asil bir savaşçı
    'cennet krallığı' isimli filmde selahaddin eyyubi'yi canlandıran suriyeli aktör hasan mesud, filmin aynı zamanda abd'nin ortadoğu'da diplomatik çıkarları uğruna savaştığını göstereceğini de kaydetti. mesud yaptığı açıklamada, "selahaddin savaşta hem çarpışıyor hem de diyalog içerisini girebiliyordu. diyaloğun savaştan daha iyi olduğunu göstermek istiyoruz . bugün süper güce sahip olan abd, fakat kendisi bir diyalog kurmak istemiyor" diye konuştu. mesud, 1187'de haçlılardan kudüs'ü tekrar alan selahaddin eyyubi'nin bir kürt olduğunu, savaşçı olarak tanıtıldığını fakat aynı zamanda barış ve diyolağu savunduğunu söyledi.

    ridley scott'un karakter olarak selahaddin'e çok büyük bir saygı duyduğunu ve onu asil bir savaşçı olarak göstermek istediğini belirten mesud, "bu filmle 11 eylül saldırıları sonrasında adil olmayan bir şekilde batı medyasında oluşan müslüman imajının tekrar tamir edileceğine inanıyorum" diye konuştu. mesud, yalnız bir filmin yeterli olmadığını ama yine de bunun bazı görüşleri etkileyebileceğine inandığını da belirtti. arap aktörler de filmin batı'da, islam dünyasının eski basmakalıp anlayışını yok edeceğini belirtiyor.

    bu yaz gösterime girecek
    bu yaz gösterime girmesi beklenen filmin bütçesinin yaklaşık 130 milyon dolara mal olduğu ifade ediliyor. fas ve ispanya'da çekimleri yapılan filmin, mayıs ayında tam olarak biteceği kaydedildi. bu filmde müslüman bir lideri canlandıran mısırlı aktör halid en-nebi ise , film aracılığıyla arap ve islam dünyasının batı'da daha iyi anlaşılabileceğini söyledi. mısırlı aktör, "bazı hiristiyanlar bu filmin müslümanları desteklediğini, bazı müslümanlar da filmin hiristiyanları desteklediğini düşünebilirler fakat her iki tarafın da filmi görmelerini tavsiye ediyoruz çünkü bunun olumlu etkileri artıracağını biliyoruz"şeklinde konuştu.

    'senaryo gayet objektif'
    mısırlı aktör halid en-nebi film ile ilgili açıklamasında, "batı'nın artık bizi tanıma zamanı geldi. islam toplumları gayet medeni ve modern. tarihimiz bunu çok açık bir şekilde kanıtlıyor" dedi. filmin müslüman karşıtlığına sebep olabileceğine dair iddiaları inkar eden nebi, filmin zaten amerikan film şirketi "twentieth century fox" tarafından yapıldığını söyledi. senarist william monohan'ın ve yönetmen ridley'in büyük çaba harcayarak objektif davrandığını ve senaryoda dengeli olduğunu ifade eden mısırlı aktör nebi, son güne kadar herşeyin beraberce tartışıldığını vurguladı.
    yenisafak
  • eski zaman kahramanligi rolüne iyi alismis olan orlando bloom'un bir kez daha günün kurtaricisi esas ve yakisikli oglan olarak karsimiza çikacagi filmdir..
    (bkz: legolas) (bkz: lord of the rings)
    (bkz: paris) (bkz: troy)
    (bkz: will turner) (bkz: pirates of caribbean)
  • trailerlarindan görüldügü kadariyla tarihsel filmlere alexander'la vurulan gidilmez yargisini kaldiracak gibi görünen görsel anlamda çok basarili oldugunu düsündüren film.6 mayista gösterime girecekmis.
    hikaye 1186dan basliyor ve kudüste geçiyor.

    "be without fear in the face of your enemies.speak the truth,always, even if it leads to your death.safeguard the helpless and do no wrong.that is your oath"
  • trailerinden gördügüm kadariyla gayet umut vadeden bir film gibi görünmekte kanimca. hafif hafif gladiator etkileride görülmekte, umarim hayalkirikligi yaratmaz bünyelerde.
  • 26 nisan itibarıyla özel gösterimde seyretme imkanı bulduğum film..

    ---spoiler---

    âhir zamanda, hele de 11 eylül sonrası dünyanın geldiği - getirildiği- konjonktürde 'nereden icab etti ise?' sorularının sorulmasını da göze alarak haçlı seferleri’ni (crusade) mevzu eden bir film çekmeye niyetlenseniz önünüzde çok fazla şık yok: ya hâkim güçten yana tavır alıp (o iklimin çocuğu olmanın tabi netcesidir bu) sinematografik tüm imkanları seferber ederek haçlı seferleri’nin o zaman diliminde haklılığını ve meşrûluğunu ince ince vurgularsınız, ya da "nedir ki bu da bir insan hikayesi iyiler de var kötüler de-iyilik de var kötülük de herkesin payına farklı tonlarda düşebilir" deyip ortada durmaya çalışarak hikayenizi anlatmaya gayret edersiniz... yönetmenimiz ridley scott bu şıklardan ilkini bir önceki filmi kara şahin düştü (black hawk down)’de seçerek (yönetmen namusuna leke sürdürme pahasına) hakkını kullandığı için geriye kalıyor ikinci seçenek... buradan hareketle kabaca diyebiliriz ki film ne yardan geçiyor ne de serden... mevhum ve muhayyel bir barışa işaret edip "cennet krallığında kardeşçe yaşamak varken neden bu kavga canlar?” mesajını hollywood’a has klişelerle aktarıyor.. aktarmasına aktarıyor ama manzarayı biraz daha netleştirmeye çalıştığınızda, ucundan kötü niyetliyseniz başka manalar üzerinden de okunabilir film... bir kere hikayenin çıkış noktası (koç yiğit bir fransız köylüsü) ve de haliyle haçlılar’ın gözünden anlatılması bile (mağdur olan taraf ortadayken) bu ‘kötü niyet’e bir zemin oluşturabilir.. eh herhalde haçlı barbarlığının nesnesi olan müslümanların gözünden anlatılmasını beklemek safdillik olurdu... filmin başından sonuna kadar, dehşetengiz haçlı katliamlarından sadece tek cümleyle bahsedilmesi de bu duruma yakışır bir noksanlık tabii... diyaloglarda alttan alta yürüyen dinî fanatizme giydirme, bunu yaparken de biraz da anakronizme düşerek seküler göndermeler serdetmek de herhalde 11 eylül sonrası dünyamız vasatında yadırganmazdı... filmin konu edildiği haçlı seferinden bir sonraki seferin başındaki isim olan aslan yürekli richard’a 'ben selahaddin eyyûbi’den insanlığı öğrendim’ dedirtecek kadar müstesnâ komutan olan ve ortadoğu coğrafyasında da belki de islâmın bütün güzelliklerinin şahsında temessül ettiği müslüman gözüyle bakılan selahaddin eyyûbi, enâniyeti göğü tutan bir komutan olarak resmedilirken, esas oğlan balian'ın, arzda gelmiş geçmiş bütün erdemleri şahsında toplayan som insan olarak çizilmesi, 'böylesi ancak hollywood yapımı filmde olur' dedirten sığlıklardan...(selahaddin eyyûbi’yi canlandıran oyuncunun fizîken, günümüz negatif ortadoğu’lu stereotipiyle örtüşmesine değinmiyorum bile)... öte yandan şunu da söylemek gerek, ezoterik tarîkatların, gizli örgütlerin, okültizmin tarihteki ağababalarından olan ve günümüzde bir yığın komplocu yaklaşımın çokça atıf yaptığı tapınak şövalyeleri’nin, haçlılarla müslümanlar arasındaki barışı bozan fitne fücur gürûhu olarak gösterilmesi filmin kendince güttüğü teze de destek vermiyor değil... biraz teknik teferruata girersek: kanbersiz düğün eksik kalır, ‘e aşksız olmaz ki bu' denilerek hikayeye sokuşturulduğu her halinden belli olan bir o kadar da gereksiz sybilla (eşsiz güzelliğine bir mim koyalım) karakteri de filmin sakilliklerinden... kurgudaki, seyrederken boşluğa düşme hissi veren bazı sahnelerin de (kahramanımız balian’ın kudüs’e gitmek için bindiği geminin hop diye kudüs’e çok yakın bir sahile vurması, yine balian’ın çorak bir yer olan ibelin’i kaşla göz arasında âbâd edivermesi gibi) böylesi büyük bir yapımda hayli rahatsız edici olduğunu söylemek gerek... bütün bunlara rağmen filmin belki de en büyük handikapı ‘gladyatör'den sonra çekilmiş olması fakat onun kadar tatmin edici olamaması... daha da enteresanı aynı yönetmenin elinden çıktığı halde gladyatör’e o kadar benzeyip de sonucunda hiç de o kumaşta bir film ortaya çıkmaması... halbuki benzerlikler haddinden fazla: ailesini kaybetmiş, tam bir erdem âbidesi olan kara yağız kahraman (balian/maximus), iktidar hırsına yenilmiş bir takım siyâsî askerî eşhas (guy de lusignan/commodus), halkın ve etrafındaki insanların güvenini kazanmış bilge kral (kudüs kralı iv baldwin/sezar marcus aurelius), esas oğlanın sevdiceği asilzâde takımından esas kız (sybilla/lucilla)... daha da çoğaltılabilecek bu ortak noktaların üzerine, şiddetin estetize edilip cilâlı karelerle sunulduğu scott görselliğini koyun.. yönetmenin kendi çektiği gladyatör gibi bir film ortadayken, “başka türlü olamaz mıydı?” diye sormadan edemiyor insan.. nihâyetinde film bitip de perdeden yazılar akmaya başladığında, ‘tarihin garip bir cilvesi demek ki’ derken aklıma geleni de şuracığa derc etmeden geçemeyeceğim: yüzyıllarca hıristiyanlarla müslümanlar arasında kanlı boğuşmalara sebep olan kudüs’ün iki tarafa da yar olmayıp sonunda yahudilere kalmış olduğu gerçeği... hâsılı kelâm durduğunuz yere göre çeşitli yorumlara açık olan cennet krallığı, sinema eleştirmeni jargonundan faydalanacak olursak seyirciye 'salık verilecek' bir film değil; ikinci bir gladyatör’ü niye seyredelim ki?.. tabi bizim gibi batı’nın her alanda meydan okuşu karşısında ezim ezim ezilen doğu-müslüman-türk insanının, mevzûunda ‘bizimkiler’ den bahseden her hollywood mahsülünde refleksi olan ‘müslümanlar nasıl gösterilmiş aceba?’ psikolojisiyle merak etmiyorsak...

    ---spoiler---