şükela:  tümü | bugün
  • wow title'ı. sanırım lich king'i kestiğin raidden sonra alıyordun.
  • (bkz: the kinslayer)
  • bunun dizisiyle kitabı arasında ilk bakışta fark edilmeyen en önemli farklardan biri, kingslayer unvanının kitapta en başından beri aşağılayıcı bir kavram olarak anlaşılmasına rağmen, dizide ancak jaime'nin bir noktada dayanamayıp "bana hep kingslayer dediler, oathbreaker dediler ama ben de insanım" minvalinde bir şeyler saçmaladığı noktada aşağılayıcı bir kavram olduğunun fark edilmesidir. o ana kadar izleyen herkes kingslayer'ı yüceltici bir kavram olarak biliyor; "adam kralına kafa tutmuş, helal ossun" falan diye düşünüyor. bunun bir nedeni de, dizide sınırlı runtime olmasından dolayı geçmişe çok fazla referans verilememesi olabilir. yani robert baratheon trident'te rheagar targaryen'la (bu da nasıl gümbür gümbür gelen bir isim amınakoyim. emin çölaşan gibi) kapıştıktan sonra, baratheon red keep'e doğru ilerlerken, "bu manyak kral şimdi benim oğlanı kesmesin" diye düşünen tywin lannister da ordusuyla red keep'e geldikten sonra kalenin daha fazla savunulamayacağını anlayan jaime, patronu aerys'i öldürmüştür. tabii george r. r. martin bu sahneyi de sıradan bir şekilde iğrençli, aşağılamalı bir şekilde resmetmiştir. bence bu herif georges bataille okuyor gizli gizli ya, hayırlısı.

    "bu şehri düşmana vereceğime benzin döküp yakarım ulan" diyen deli kral aerys, bu iş için rossart adında bir bombacı mülayimi görevlendirmiş, ancak jaime'nin 5 dakika önce rossart'ı öldürdüğünü, şimdi de elinde kılıçla kendisinin üstüne yürüdüğünü görünce korkudan altına sıçmıştır. sonra jaime bokuyla püsürüyle öldürmüştür kralı. sonra da tam bir orospu çocuğu gibi gidip yavuşak yavuşak tahta oturmuştur. yalnız böyle diyorum da, ben olsam tahta oturmakla kalmam, bir de kendimi kral ilan ederdim.

    daha sonra robert'la birlikte saraya ulaşan ned stark, bu herifi böyle tahtta otururken görüp "sen ne ayaksın la sarı çiyan? kral mı oldun yavuşak?" diye sormuş, abla pompacısı sarkastik oğlan jaime ise "korkma starkoğlan, ben sadece dostumuz robert için tahtı sıcak tutuyodum. hem zaten kılıçtan taht mı olur, götüme battı hep. buyur, az da sen otur da bi soluklan. sülo bi ayran çek abime!" diyerek, stark'ın saf duygularıyla da alay etmiştir. bu da dizide pek fark edilmez ama stark'lar hakkaten saftır biraz. king's landing'e yiğit yiğit gidip varys, baelish gibi çakal çukal pezevenklere yem olması o yüzdendir ned stark'ın. orda hayatta kalmak için fazla yiğidoluk yapmamak lazım. bizdeki istanbul gibi aslında. her ülkenin böyle bir grand narrative'i var belli ki. kırsaldan gelen saf oğlan böyük şehre gidip, klasik doğal seçilim teorisine göre sahip olduğu olanca fitness'ına rağmen, kurnazlıkla alt edilip telef olur. aynısı ned stark'ın da başına gelmiştir, robb stark'ın da başına gelmiştir, sansa'nın da başına gelmiştir. hatta başkalarını da kendilerine benzetiyorlar. başlangıçta bir tully olmasına rağmen catelyn de saflaşıyor. theon greyjoy bunlarla takıla takıla amsalak oluyor. sonradan iyice salaklaşıyor ve götünü kesiyorlar. dizisinde o kadar belli olmuyor da, kitapta robb stark kendini "king in the north" ilan ettikten sonra gümbür gümbür gelen gerçeği görebiliyorsunuz. "aha şimdi bu starklar yine saflıklarının kurbanı olacak. yine birileri ütecek bu yağız hırboları" diye düşünüyorsunuz. sonra düşündüğünüz gibi oluyor. o tayfadan bi tek arya ve jon snow'un iş yapacağını tahmin edebiliyorsunuz. mesela ned stark'ın yerinde bir oberyn martell veya daario naharis gibi bir herif veya hiç olmazsa renly baratheon gibi eşit yavşaklıkta bir insan bile olsa, varys'le littlefinger'ı birbirine kırdırır, jaime'yi de kevgir eylerdi ama çakallar ned stark'ı 1 haftada harcadı.

    varmak istediğim nokta şudur efendiler: ned stark zamanında robert baratheon'a "bu jaime'ye tikkat edesin ha. bunu ben senin tahtta yakaladım. zaten kendi kralını kesmiş. yarın bi gün pıçaa sana takar aman diyim. biz bunu en iyisi duvara yollayak. watch çeksin ibne" demiş, robert zafer sarhoşluğuyla vaziyeti sallamayıp jaime'yi affetmiştir. sonra lannister'larla kız alıp vermişlerdir ve mevzu derinleşmiştir falan. jaime ise kingslayer değil, queenbanger olmuş, kraliçeye, yani kız kardeşine tıklatmaya başlamıştır. sonra bu ilişkiden 2 temiz aile çocuğu, bi tane orospu çocuğu dünyaya gelmiş, bu sonuncusu dönüp dolaşıp stark'ların göte kaçmıştır. yani robert baratheon, eddard'ı dinleyip jaime'yi duvara yollasa, ne robert ölecek, ne ned stark ölecek, ne sansa ölecek, ne catelyn ölecek, ne de sevimli yavrucak bran sakatlanacaktı ve dolayısıyla dizi çekilmeyecekti. onca insan ekmeğinden olacaktı kısacası. sigortaları yatmayacaktı, evlerine aş girmeyecekti, ocakları tütmeyecekti belki de. bu yönden jaime aslında akp gibidir. dar gelirlinin sevgisini kazanmıştır bir şekilde... diyerek de dünyanın en saçma bitiş cümlesini kuruyorum. kusura bakmayın, sarhoşken bu kadar oluyore.

    edit: bu arada yine dizide geçmez ama "watch çekmek" diye bir şey vardır. nöbet tutmak manasında kullanılır. night's watch'taki tipler watch çeker mesela. böyle bir sözcük kullanılmıştır bu eylem için. "jon is drawing this night's watch" gibi mesela.
  • kralkatili çevirisi uygun bir çeviri sayılabilir. ama slayer, yani slay biçmek/kesmek/yarmak gibi anlamlar içeriyor.

    öldürmenin de ötesinde yani. kraldeşici veya kralyarıcı garip olurdu ama..

    [edit: ucando kraldeşen önerisini getirdi, ben ''deş-ici'' gibi düşünmüştüm ama aslında ''deş-en'' şeklinde daha doğru gibi geldi kulağıma*]
  • (bkz: sisterfucker)