şükela:  tümü | bugün
  • 2005 yapımı bir ingiliz filmi... çok ingiliz çok erkek olan bir ayakkabı fabrikasında çalışan işçilerin üretimde ne kadar kinky bir o kadar kazançlı travesti ayakkabıları çıkarabileceği üzerine bir film... whatever lola wants ya da yes sir i can boogie gibi güzel klişeli kabare şarkıcısı figürüyle heteronormatif bir mizah anlayışı var..dünyayı değiştiren dünyayı renklendiren her zaman azınlıklar diyen bir ton var. alt olan üst olanı berlirler diyorum..
  • butun ayakkabi manyaklarinin mutlaka izlemesi gereken film. izlerken yanibasinizda en yuksek topuklu stilettonuzu ya da en fetis ayakkabinizi bulundurmaniz gerekmektedir, film biter bitmez ayaginiza gecirip dans etmek istersiniz cunku. evet "price"lar hakli, ayakkabi dunyadaki en iyi seydir...
  • kiz arkadasinizla, esinizle filan izlerseni yaninizda kelepce goturmeniz gereken filmdir. hayir ondan degil, cikista platform topuklu ayakkabi, diz ustu cizme filan almaya kalkismasini engellemek acisindan...
  • ingiltere taşrasında kurulu price ayakkabı fabrikasının veliahtı charlie'nin pazar kaybeden iflasın eşiğindeki fabrikayı kapatmak yerine farklı pazar arayışlarını anlatan hikayesi, gerçek bir hikayeye dayandığı söylenen film bol müzikli sahneleriyle vakit geçirmek için izlenebilir.

    http://www.thefilmfactory.co.uk/kinkyboots/
    http://kinkyboots-movie.com/
  • chiwetel ejiofor'un çok iyi oynadığı ve altın küre adaylığı kazandıran film.
  • komik ve pek eğlenceli bir irish rebel song.

    sözleri de şöyle ki;

    i drove my saracen through your garden last night
    (sing up the 'ra)
    i kicked your front door down around at midnight
    (sing up the 'ra)
    oh somthing's telling me boy you're avoiding me
    and when i find you, you will go for your tea

    chorus:
    oh i've got a brand new shiny helmet and a pair of kinky boots
    i've got a lovely new flak jacket and a lovely khaki suit
    and when we go on night patrol we hold each others hands
    we are the british army and we're here to take your land

    my good friend bertie he's in the udr
    (who-ar, who-ar)
    searching for weapons he will go near and far
    (who-ar, who-ar)
    up around by cappagh you'd never find him there
    oh the only gun he'd get there is an armalite in his ear

    chorus

    my good friend trevor he's in the ruc
    (i see, i see)
    but now they've handed him his redundancy
    (i see, i see)
    the folks along the border won't be seeing him any more
    that provo sniper will be missing him for sure

    chorus

    my good friend nigel he's in the sas
    (oh yes, oh yes)
    he said a change is just as good as arrest
    (oh yes, oh yes)
    but now they've gone and posted him way down to crossmaglen
    he wishes to blazes he was back in jail again

    chorus

    my good friend sammy he's in the dup
    (i see, i see)
    an outstanding member as all the world can see
    (i see, i see)
    i can go up to to donegal if you want to have some fun
    he said i'll take a run there if i have nothing on

    chorus

    (d.c. al fine ile başını tekrar dönülü ilk kıtadan sonra nakarat da eklenerek bitirilir)
  • bir drag queen'in ve baba yadigarı fabrikasını iflasın eşiğinden döndürmeye çalışan charlie'nin başından geçenleri anlatan film.

    filmdeki genel oyunculuk ortalama olsa da chiwetel ejiofor performansıyla ağzı açık bırakıyor. dev gibi bir zenci o topukların üzerinde nasıl dans ediyor, o ses tonunu nasıl koruyor, bir de üstüne nasıl şarkı söylüyor derken kısa yoldan hayran olunuyor zat-ı muhtereme.

    filmin konusu, çok klişe değil, ki bu filmi güzel kılan şeylerden biri. marjinal hayatların londradan biraz uzaklaşınca bile nasıl karşılandığı aslında bize çok yabancı olmayan bir konu. lola'nın uyum süreci, fabrika çalışanlarıyla ilişkileri ve o esnada gelişen olaylar çok akıcı ilerliyor. sonunda suratınızda kocaman aptal bir gülümsemeyle kalıyorsunuz ve en yakın ayakkabı dükkanından 10 santim topuğu olan bir ayakkabıyı almak gibi fikirler içinde bulabiliyorsunuz kendinizi.

    filmin diğer ve en güzel yanı çok güzel bir sountrack'i olması, whatever lola wants, yes sir i can boogie, cha cha heels, going back to my roots, in these shoes, these boots are made for walking aklıma ilk gelenler ki bir kaç tane daha güzel şarkı var.

    bir de podyum sahnesinde lola'nın "i said in these shoes? i don't think so" derkenki surat ifadesine bir dikkat etmek lazım gelir. zira görülmeye değer.