şükela:  tümü | bugün
  • oyumu kültür ve eğitim yuvası olan kıraathane, çay ve kekten yana kullandığım versus.
    ayrıca buzdolabına konulacak soğuk içeceklerle yeni bir çağ başlangıcı olabilir.
    bkz
    bonus
  • reyiz kıraathane dediyse öyle uyduruktan kıraathane yapmaz.

    (bkz: kıraathane 4.0)
  • endüstri 4-0 izotop bitmesine imkan yok garanticiler karşılıklı gol vara bassın. kahveye, çaya, keke gerenk yok ama bi biranız varsa alırım.
  • onlarca milyon seçmenin ikincisi hakkında en ufak bir bilgisi olmadığından beleş çay ve kekten yana oy kullanacağı versus.
  • bence bir sene daha bekleyip kıraathane 2.0'a geçmek daha mantıklı.
  • günde 5 tur hadron çarpışmaları yapanlara elbetteki saygı duyuyorum fakat oyumu kıraathaneden yana kullanacağım vs.
    çünkü teknoloji ilgimi çekmiyor. kıraathanede kitap okuyup beleşe çay ve kek ikram edilmesi, kesinlikle hadron çarpışmasından daha keyifli bir eylemdir. hadron çarpıştırmak zor iş.

    (bkz: büyük hadron çarpıştırıcısı)
  • o değil de kütüphane işlevi görecek bir yerin adı (rte'nin yalancısıyım) neden kıraathane olur ve çay, kek vs. yenir?
  • nüfusunun çoğunluğu yoksulluk ve açlık sınırının altında olan bir toplum tabi ki kek ve çayı seçecektir. endüstri 4.0 seviyesine gelebilmek için açlık, eğitim, refah, güvenlik, özgürlük gibi şeylerin aşılmış olması gerekir. *
  • fukuşima nükleer santralindeki çatlağı tartışıp da çözüm üreten kahve insanları nedeniyle bu ülkeye endüstri 4.0 değil 5.0 bile yıllar önce girmiştir. depremde deprem uzmanı, maçtan sonra teknik direktör, nükleer olayda atom mühendisi olabilen bu kahve milleti insanları için teknolojiyi kullanmak, icatlar, argeler, fikirler üretmek adeta kedinin fareyle oynaması kadar kolay bir şey. yalnız şu facebuk'ta meşaz yazmasını öğrenemedi bu dayılar. özel diye direkt duvara falan yazıyorlar ama olsundu. bu çekişmeyi de hiç kuşkusuz kıraathane-çay-kek lobisi kazanacak gibi duruyor. zira, malzeme ortada.
  • çay ve kekin bedava olduğunu ögrendikten sonra, benim de oyumu kıraathaneye çeviren versus.

    şaka maka fare gibi yaşıyor insanlar ve buna gayet alışmışlar amk. ailem “manavdan meyve mi alınır? akşamüstü pazara gitsene” diyor.
    ingiltere’den döndüm, daha ucuzdu meyve sebze.
    aklımda kalan, domatesin kasası 2 pound, 5li muz 80 pence.
    biz tarım ülkesi değil miydik bir ara? ne ülkesiyiz o zaman şimdi biz?

    önce bedava keke muhtaç olalım, sonra bedava keke ruhumuzu satalım.
    güzel kafalar.