şükela:  tümü | bugün
  • başkasına ait bir hayalin içine girip yerleşip, kendi hayatını sana ait olmayan bir yerde kurmaktır.

    içinde yaşarken, otururken, eşyalar alırken, yatarken, kalkarken, hayatını bir şekilde devam ettirirken bunu düşünmüyor insan tabii ama ev sahibi olan kişi onu bir şekilde kendi zevkine, kendi isteğine, bütçesine göre almış, yaptırmış oluyor. sen de her ay ona bilmemkaç lira vererek evinde evcilik oynuyormuşsun gibi hissediyorsun bir yerden sonra. bu yüzdendir ki benim de içinde bulunduğum pek çok insanın ilk hayali, ilk hedefi "kendine ait" bir ev sahibi olup kendi beğendiği hayatı yaşayabilmek oluyor. zira, kiracı olunca emanet hayatlar yaşıyoruz, o da hoş olmuyor, gün geliyor içine sinmiyor insanın.
  • eğer birikmiş paranızı kullanabileceğiniz başka bir yer varsa gayet mantıklıdır.

    ev almak yerine o parayla yatırım yapmak çok daha mantıklıdır. eğer düzgün bir yatırım/iş yapabilirseniz birkaç yıl beklemeden sonra rahat bir şekilde daha iyi bir ev alabilirsiniz hem yine de paranız kalır büyük ihtimalle.

    yalnız şöyle bir sıkıntı var. eğer yatırım/iş yaparak para kazanmaya başlarsanız, o parayı kullanarak para kazanırsanız, sürekli daha çok kazanmak adına bir daha ev alamayabilirsiniz.*
  • babam için 44 benim için 18 yıl sürdü kiracılık. ben pek anlamadığımdan bunalmadım ama adam nasıl bunaldıysa "evim olur da kiraya verirsem bayramlarda kira almıcam" diye and içmiş. şimdi vasat bir semtte ortakarar bir evimiz kirada. babam kredi çekip doğalgaz tesisatını yaptırdı gelen kiracı doğalgaz pahalı diye kullanmamayı tercih etti. babamın faturaya ortak olmasından korkmuyor değilim.
  • dünyanın en berbat olayı.

    çocukluğumdan beri çektiğim acı verici olaydır. 4 yıldır da evli olduğum için ayrıca çektiğim kavram kargaşası.
  • kiracılık bir çeşit göçebelik hayatı. sık sık taşınmaya ve "tebdil-i mekanda ferahlık vardır" lafını bir milyon kere duymaya alışması gerekir kiracı insanın.

    ev sahibi kişiler ise genellikle ev sahibi olmamanın nasıl bir şey olduğunu pek de anlamayan insanlar oluyorlar.

    hayatta en sevmediğim insan tipi dini bütün ve konservatif insan tipidir ve hep burnumun dibinde biterler.

    müstakbel eski ev sahibim ile karşılıklı dairelerde oturuyoruz. dün merdivende karşılaştık.

    - çoktandır göremiyoruz sizi, hep seyahattesiniz
    + bu aralar fazlaca seyahatim oldu evet ehehe (merdiven tırmanmaya devam ederek kaçmaya çalışmaktayım)
    - biz de sizinle bir şey konuşmak istiyorduk, daire yazın bize lazım
    + hönk?
    - bizim oğlan evleniyor da, sizin dairede oturacak, ağustos gibi boşaltmış olun. hadi eyvallah :)

    bir yıl iki aydır yaptıkları türlü türlü psikolojik baskılarını atlattıktan sonra, tam da eve alışıp uyum sağlamaya başladığımda beni kapının önüne koymaya karar verdi hacızade efendi.

    ki daha geçenlerde memleketten getirdikleri asma yaprağı dolu bidonlarını benim buz dolabımda saklamaya karar verip, buz dolabımın bir rafını çıkararak hayvan gibi bidonlarını yerleştirmekte bir beis görmemişlerdi. ne de olsa ben tek kişi dolabı dolduramazmışım.

    daha bunun gibi bir milyon müdehalelerine yüzümdeki yarım gülümseme ile göğüs germiştim. ortak mutfak tesisatımızı lavaboya çaydanlığı boşaltıp tıkadıkları için evimi su bastığında, ben çayları temizlemeye çalışırken başımda dikilip bana karşı aparmanda çıkan bir kavgayı anlatışını ise herhalde hiç unutmayacağım. kavganın ana konusu olan site giriş kapısının kilitlenmesine karşı çakan kiracıyı anlatırken, "o ne hakla konuşuyorsa zaten, sen bir kiracısın, edebinle otur vakti gelince de çık, zaten bugün varsın yarın yoksun" dedi kadın. ben "değil mi canım, kiracının ne hakkı olur şu hayatta" deyip gülünce, "yani fikrini söylesin tabi ama ev sahiplerinin fikri önemli olan" dedi. içimden "zihniyetine sıçtığım" dedim ama dışımdan sadece "ehuhehuhe" dedim galiba.

    piyangodan ikramiye kazanamadığım sürece bir ev sahibi olma ihtimalim olmadığından, zannediyorum yılda bir taşınmaya alışmam gerekiyor. ne de olsa kiracı dediğin edebiyle oturur vakti gelince de çıkar gider. kiracı insan bir eve taşınınca yeri yurdu olduğunu zanneder ama bu büyük bir ilüzyondan ibarettir. çünkü bir gün ev sahibi "almanya'dan oğlum geliyor, ağustosa kadar evi boşaltırsın artık" deyiverir ve sen sahibinden.com'da evin olacağını düşündüğün ama aslında kısa süreli konaklama mekanın olacak yere bakarken bulursun kendini. sonra hayatta herkesin kiracı olduğuna ikna edersin kendini, dido'dan life for rent'i açar, eşlik edersin,

    "if my life is for rent and ı don't learn to buy
    well ı deserve nothing more than ı get
    cos nothing ı have is truly mine"
  • bulundugunuz muhit, odediginiz para, ulasim, evin konumu, en onemlisi (bkz: #42275667) orospu cocugu komsunuzdur. eziyet, iskencedir. gecenin bu saatinde sokak arasinda gümbür gümbür davullu zurnali dugun gurultusudur, polisi arayip bir yaptirimi var mi diye sormaktir. kisa zaman once ev sahibi olup, hala kirada cilelere gark olmaktir.
  • sürgünlüğün başka bir biçimidir. kendi ülkenizde kiracıysanız, bu sürgünlük katmerli bir hal almış demektir. dünyada barınma gereksinimini karşılamanın bedelini bir diğer dünyalıya ödemek kadar abes az şey bulunur.
  • istanbul'da hem öğrenci hem kiracı olmak tam bi "jackpot" durumu. bu kadar büyük ve bir sürü üniversitenin olduğu şehirde insanlar neden öğrenciye ev vermekte imtina ediyorlar anlamak güç. evini kiralamaya razı olanlar da en az 200 tl fazladan kakalamaya çalışıyor. emlakçılar bambaşka boyut zaten.

    kirası 800 tl olan bir eve giriş masrafı basit bir matematikle;

    iki kira depozit 1600
    bir kira peşin 800
    komisyon 800
    nakliye 600

    ufak tefek masraflar hariç 3800 tl tutuyor. öğrenci olmak zor zanaat azizim.
  • (bkz: kira ilişkisi)

    buraya kadar her şey normal. asıl bokluk kiracının kirayı ödememesiyle başlıyor. asıl yoksulluk ondan sonra geliyor, bütün kara parçalarında afrika dahil.. dahil ama özel mülkiyet diye de bi şey var lan. bizim kiracı için yok ama. adam beş aydır oturuyor bi allah lirası vermedi be sözlük. #45429257 entry'de kardeşimiz mükemmel, dahiyane bi yöntem bulmuş. onlarınki tutmamış ama ya bizimki tutarsa? kiracısı kira ödemeyen insanlar bilir. bu işin raconu bu gençler. herif bi ay kira vermedi mi? biraz mırın kırın edicen ya artık öde bak ayıp oluyor falan diyeceksin ama bi ay daha bekleyeceksin. neden? çünkü çıkarsa hiç ödemez. ulan bence var ya bu çıkınca ödemez lafını kesin bi kiracı keşfetti. olayda şöyle cereyan etti sanırım.

    e: ev sahibi k:kiracı

    e: lan k, öde artık şu kirayı bizim de borcumuz var bak yoksa atarım seni sokağa.
    k: nah atarsın. atarsan hiç ödemem lan. hadi at bakalım. atsana lan göt??

    bu diyalog sonunda artık ev sahibi kiracının kölesi olmaya başlıyor. adam isterse bir yıldır vermiyor olsun. sıkıntı yok. bi ay daha otursun o zaman kesin verir. böyle böyle herifler evi zimmetine geçirmeyi keşfetti aq. bütün kiracılar tamam siz kazandınız ibneler. ama bari bi ayınkini ödeyin lan:(