şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: şimdi sevişme vakti)'nin mevsimi..
  • mayıs ortası.
  • sevdiğinizi her görüşünüzde gelen vakit...
  • birbirileriyle pek alakalı olmamakla birlikte kiraz mevsimi hem kışlık odun alma mevsimidir hem de sevişme vaktidir...
  • (bkz: le temps des cerises)
    fransizca öğrenen herkesin dinlemis olmasi kuvvetle muhtemel
  • beklemelerin anlam bulduğu mevsim.

    ümidin mevsimi, ummak zamanı.
    ve
    yeşilin mevsimi, yaşamak zamanı
    sarının mevsimi, sarılmak zamanı
    kırmızının mevsimi, dudak... yanak...
    öpmek zamanı.
  • bir başka başlıktan usulca süzülen şiirde anlatılan mevsim*:

    çıplak heykeller yapmalıyım,
    çırılçıplak heykeller
    nefis rüyalarınız için
    ey önünden geçen ak sakallı kasketli,
    yırtık mintanından adaleleri gözüken
    dilenci
    sana önce
    şiirlerin tadını
    aşkların tadını
    kitaplardan tattırmalıyım
    resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

    şu oğlan çocuğuna bak
    fırça sallıyor
    kokmuş manifaturacının ayağına
    dörtyüzbin tekliğinden
    on kuruş verecek

    seni satmam çocuğum
    dörtyüzbin tekliğe,
    ne güzel kaslarin var
    ne güzel bileklerin
    hele ne ellerin var, ne ellerin.

    söylemeliyim,
    yok
    yok... meydanlarda bağırmalıyım.
    bu küçük
    güllerin buram buram tüttüğü
    anadolu şehri kahvesinde
    kiraz mevsiminin
    sevişme vakti olduğunu.

    resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
    baygınlık getiren şiirler
    kiraz mevsimi, kiraz
    küfelerle dolu pazar.
    zambaklar geçiriyor bir kadın.
    bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
    sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
    belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
    o biçimsiz bizans şarkısı.

    sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
    nasıl etsem nasıl yapsam da
    meydanlarda bağırsam
    sokak başlarında sazımı çalsam
    anlatsam şu kiraz mevsiminin
    para kazanmak mevsimi değil
    sevişme vakti olduğunu...

    bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
    sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
    boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
    mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
    oğlu bir şiir okusa
    karacaoğlan'dan
    orhan veli'den
    yunus'tan, yunus'tan...

    sait faik abasıyanık, "umut şiirleri".
  • sonrasinda hüznün kuslarini cagirandir. ama öncesi biraz kizil. korkuyla yastiga düsen baslar, sabah iz birakmadan uyanir. eller yikanirken belki yüzüncü kez, ayni gün bircok keder biriktirir. silinmez yontusu gecmis kiraz mevsimlerinin. yikim bir yeniden dogus icermez her dem.

    aynalarin yaniltici bugusunda bir adam tras olur yapayalniz. mutfaktan bir ses gelir zanneder. tam kafasini cevirdiginde yalnizlik bir cizik atar boynuna...kanar.

    sonra pijamalarinda bir gül belirir. yatagi gül olur, elleri sonra. adam bastan asagi gül olur yalnizliktan.

    pencerede son kirazlar koparilmayi bekliyor komsunun cocuklari tarafindan.
  • bir dogum gunu bildirimi de olabiliyor bazen.
    -babaanne halam ne zaman dogdu.
    -kiraz zamaniydi galiba..
    -e peki babam
    -o da orak ayindaydi herhalde, ne bileyim ben...
    -???