şükela:  tümü | bugün
  • serazer pekerman'ın ikinci kitabının adı.
  • başkalarının ne kadar acı duyduğunu veya hangi durumda ne kadar acı çekeceğini ve bunu nasıl belli edeceğini bildiğini sanan insan beyanı.

    efendim ortaokul sonları bir şekilde kötü düştüm ve omzumda bir ağrı hissettim. her neyse, sonra oturuyorum, konuşuyorum ya arkadaşlar "kırık olsa yerinde duramazdın" diye yorum yaptılar omzum hakkında. ehh dedim, bu kadar adam diyorsa doğrudur geçer herhalde. neyse efendim, ertesi günün akşamına kadar o şekilde durdum; dayanılacak bir şey olduğuna göre kırık değildir diyerek. ertesi gün ise kıllanıp aziz peder ve muhterem valideyle hastaneye gittik. sonuç ise tamamen kırılmış bir köprücük kemiği...

    efendim siz siz olun, milletin çektiği acının boyutunu belirlemeye kalkmayın. hem acı eşiği denen bir şey var değil mi? nereden biliyorsun yerinde duramayacağını?!
  • duyduğum en dandik iç rahatlatma cümlesi.
    bende işe yaramadı.42 gün alçı!
  • geniş aile'nin son bölümünde de kullanılmış fason cümle.

    --- spoiler ---

    cevahir : hiç sorma yetersiz. kalbimi fena kırdılar yine.

    ulvi : kırık değildir o hacı. kırık olsa yerinde duramazdın. ezilmiştir o. kalp eziği vardır sende..

    --- spoiler ---
  • ayak bileğiniz kırıldıysa yerinizde duramazsınız, sakın salak gibi üzerine basmaya çalışmayın. gerizekalı gibi 3 yerden kırdıysanız* cerrahi müdahale sonrası daha da bi 6 hafta kadar değneksiz yerinizde duramazsınız, hayırlı olsun.
  • bu ülkede herkes biraz avukat, herkes biraz doktor, herkes biraz psikologtur. bileğiniz çıkar, yumurtaya şeker sürüp kolunuza sararlar, kolunuz kırılır ama acı eşiği yüksek birisinizdir yaygarayı basmadığınız için "yok yok kırık değil o" derler. kırıksa şişmez, çıkıksa şişer muhabbeti yaparlar.

    onlar hemen her yerde bolca bulunurlar. yazın genelde yaşamları balkonda geçer. hayır, açık havayı çok sevdikleri için değil, mahallelinin ne yaptığını, nereye gidip nereden geldiğini, kiminle geldiğini vs. daha iyi takip edebilmek için. birer mezarlığa dönmüş olan hanelerini ışıldatan şey dedikodudur.

    kendi evlerindeki çocuğa bakmaktan acizdirler ama dışarda çocuğunu eğitmek için "hayır çocuğum kendini yerden yere de atsan alamam sana o oyuncağı" diyen anneyi beğenmeyip çemkirirler. anne ile çocuğu karşı karşıya getirdiklerini sıklıkla gözlemleyebilirsiniz. yakınlarına allahtan sabır, kendilerine ufuk genişliği diliyoruz.
  • kol kırılması için kesinlikle yanlış önerme. baş dönüyor, kulak çınlıyor, kırılan yerde aşırı bir uyuşma hissi oluyor ama yerinizde duruyorsunuz gayet. acımıyor demek yanlış olur ama başka bir acıya da benzemiyor.kastettiğim şey çok yoğun bir acı olduğu da değil, sadece başka, daha tanıdık acılara benzemiyor.
  • külliyen yalandır.
    kırık kolla, 14 yaşındaki halimle, 1,5 gün ses etmeden durmuşluğum vardır. sabahına hafiften morarmış ve şişmiş bir kolla uyandım da öyle gittik doktora.
  • pazar gecesi acilde hiçbir şey yapmazlar diyip uyuyan sevgili ailemin akşamdan beri periyodik aralıklarla kurduğu cümle.

    küçücük parmağım kırıldı sözlük, zaten ne kadar çok acıyabilir ki parmak. inandıramadım kimseyi.

    yarın sabah ayağımın röntgenini çerçevelettirip salona asıcam. altına da "tek suçum pazar akşamı kırmaktı" yazıcam. belki ileride kamyonum olursa onun arkasına da yazdırabilirim, şu an bilmiyorum.

    edit:benim parmağımın kırılmamış olduğu gerçeği bu sözün yalan olduğu gerçeğini değiştirmez.