şükela:  tümü | bugün
  • fransa-belcika ortak yapimi, afrikanin kucuk bir koyunde gecen sahane bir cizgi film. afrika insanin masumiyetini basit bir sekilde yansitan, sirf muzik ve danslari icin bile seyretmeye deger, izledigim butun cizgi filmlerden cok farkli bir yapim...
  • konusu bir batı afrika öyküsünden alınmış inanılmaz sevimli bir çizgi film.

    http://www.kirikou.net/
  • kirikou et la sorciére 'in çok beğenilmesinden sonra filmin afrika kökenli olamayan,beyaz yapımcısının kirikou et les bêtes sauvagesadında filmin ikincisini yapmaya karar verdiği ve yaptığı kara afrikayı anlatan çizgi film.
  • 1998 fransa - belçika ortak yapımı bir (bkz: michel ocelot) animasyonu. müzikleri (bkz: youssou n'dour) a aittir.
  • büyümüş de küçülmüş cinsinden kirikou'nun maceraları. sevimli veletin o tutturduğu koşular insanın aklına speedy gonzales'i getiriyor.
  • aslen film değil, masalmış. fakat öyle güzel bir animasyon film olmuş ki, afrika için kirikou, bizde keloğlan ne ise hemen hemen onu karşılarken küçük büyük zevkle (hem de deli gibi zevkle) izlenebilir bir filme dönüşüvermiş.

    masal ise şöyle:

    --- spoiler ---

    henüz annesinin karnından doğmamışken dile gelen kirikou, doğar doğmaz kendi kendine ayaklanıp bulduğu bir kase suyun içinde yıkanmaya başlar. annesi suyu fazla harcamaması gerektiğini, çünkü köylerindeki su kaynağını karaba adındaki kötü kalpli cadının büyü yaparak kuruttuğunu söyler. kirikou babasının nerede olduğunu merak ettiğinde, köydeki tüm erkeklerin teker teker su kaynağının büyüsünü bozmak için karaba'yla savaşmaya gittiğini ve kimsenin geri dönmediğini, babasının da karaba tarafından öldürüldüğünü, hatta o an kirikou'nun amcasının da karaba'yla savaşmak için yolda olduğunu anlatır.

    henüz bit kadar olan kirikou, bunu duyduktan sonra yola düşer ve amcasını yolda yakalar. amcasına "doğduğunu" haber verdikten sonra karaba'yla savaşırken yanında olmak istediğini anlatır. amcası her ne kadar kabul etmese de amcasının şapkasının içine saklanan kirikou, karaba'nın huzuruna çıktıkları zaman hasır şapkanın içinden her şeyi izlemektedir. köyün epey dışında, bir dağın önündeki kulubesinde yaşayan karaba, huzuruna gelen bu erkeği de öldürmeleri için büyüyle kontrol ettiği tahtadan oyuncakları kirikou'nun amcasına saldırtır. fakat şapkanın içindeki kirikou'nun da talimatları sayesinde amca tüm bu oyuncakların nerelerden saldırdığını görür ve çoğunun saldırısını savuşturur. karaba, şapkanın konuştuğunu duyduğunda bu büyülü şapkaya sahip olmak istediğini söyler. amca, şapkayı karaba'ya vermez ve köye dönerlerken karaba tüm köyü lanetler.

    köyün suyu yoktur, erkeklerinin çoğu karaba tarafından öldürülmüştür ve karaba büyülü sandığı şapkayı zorla ele geçirdiği zaman kandırıldığını, şapkanın alelade hasır bir şapka olduğunu öğrendiğinde köydeki tüm çocukları da lanetler. çocuklar, kirikou'yu çok küçük olduğu için (çünkü yeni doğmuş amk) aralarına almadan oyunlar oynarken önce karaba'nın büyülediği bir kano, daha sonra da yine büyülü bir ağaç tarafından kaçırılma tehlikesi yaşarlar fakat her seferinde küçük olduğu için dışlanan kahraman kirikou tarafından kurtarılırlar. her planı başarısızlıkla sonuçlanan karaba, artık köye değil, özel olarak kirikou'ya nefret beslemektedir.

    tüm bu olanlar esnasında kirikou, annesine defalarca "karaba neden bu kadar kötü?" sorusunu sormaktadır. bir gün kirikou, ufacık tefecikliğinden yararlanarak kurumuş su kaynağının içine girerek karaba'nın nasıl bir lanetle kaynağı kuruttuğunu inceler. su kaynağının en dibinde çok iri bir yaratığın ağzını kaynağa dayayıp akan suyun hepsini içtiğini görür. çok küçük olduğu için bu yaratığı yenemeyeceğini, eğer yaratıkla savaşırsa muhtemelen öleceğini düşünür fakat kendinden başka hiç kimsenin cüssesi yüzünden kaynağın bu kadar dibine kadar gelemeyeceğinin de farkındadır. her şeyi kafasında tartan kirikou, köyün susuz kalmasının, kendi muhtemel ölümünden daha kötü olduğuna karar verir. bulduğu bir çubukla yaratığı dürte dürte yaratığı patlatır ve o kocaman yaratığın içinde birikmiş suya akan su da karışıp büyük bir akıntı yaratır ve kirikou boğulur. su kaynağının başında tüm köylü kadınlar ve çocuklar sevinçten dans ederlerken sudan kirikou'nun cansız bedeni de çıkar. annesi, kirikou'nun cansız bedeninin başında, çocukların, kirikou kendilerini her kurtardığında uydurdukları "kirikou bir kahraman, kirikou küçük ama cesur..." diye söyledikleri şarkıyı, ağıt olarak söylemeye başlar. tüm köy halkı bu ağıta teker teker katılırlarken kirikou boğazındaki suyu dışarı boşaltır ve yeniden hayata döner.

    artık tüm köyün tartışmasız kahramanı olan kirikou, karaba'nın neden kötü kalpli olduğunu öğrenmeye çalışadursun, karaba da büyülediği gözlemci bir tahta oyuncak sayesinde köyün yeniden suyuna nasıl kavuştuğunu öğrenir. karaba'nın bu kadar kötü kalpli olmasına neden olan şeyi öğrenmeden uyumayı reddeden kirikou'ya, annesi en sonunda "karaba hakkında her şeyi bilen bir kişi var, o da karaba'nın kulübesinin ardındaki dağın da ardında yaşar," der. kirikou'nun dedesi, karaba'nın neden bu kadar kötü kalpli olduğunu kirikou'ya anlatabilecek tek kişidir fakat onun yanına karaba'ya görünmeden gitmesi gerekmektedir.

    böylece karaba'nın kulübesinin altından ufak bir hançer yardımıyla uzun bir tünel kazan kirikou, dağın ardındaki dedesiyle konuşacaktır. tüneli kazarken bir sincap ailesini, bir köstebekten korur, daha sonra bu sincap ailesi, tünelden çıktığında ona vahşi bir kuştan korunması için yardım ederler, hiçbir hayvana zarar vermeden ve doğanın dengesini bozmadan, bir yaban domuzunu da atlatan ve gözlemci tahta oyuncağa yakalanmadan dağın ardına geçebilen kirikou, dedesinin huzuruna çıkar.

    dedesi, kendini dünyadan soyutlamış, beyazlar içinde, dağın sadece iyi kalpli insanlara açılan bir mağarasında, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan ve her şeyi bilerek oturmaktadır. kirikou, dedesine teker teker birtakım sorular sormaya başlar. dedesi, "bana merak ettiğin her şeyi sormaya çalışacaksın ve zamanın nereden başladığını, dünyanın nasıl yaratıldığını, evrenin tüm sırlarını, gece ve gündüzü, doğanın dengesini öğrenmeye çalışırken buraya geliş amacını unutacaksın, en iyisi mi bana sadece buraya gelmene sebep olan soruyu sor evladım," diyerek kirikou'ya karaba'yı hatırlatır. kirikou malum soruyu sorduğunda, öğrenir ki karaba'nın karanlık güçleri ve büyüleri, sadece ondan çok fazla korkulduğu sürece karanlık büyüler haline gelmektedir. su kaynağına inen hayvan, susamış ve küçük bir hayvan iken kaynağı kapatacak kadar çok su içtiği için büyümüş ve o kaynağı tıkamış, köydeki cahil halk da karaba'nın kendisini lanetlediğini düşünmüştür. karaba'nın, kendisiyle savaşmaya gelen tüm erkekleri öldürdüğünü kimse görmemesine rağmen, hiçbir erkek geri dönmeyince köyde kalanlar buna inanmışlardır fakat karaba tüm erkekleri lanetleyip tahtadan birer oyuncak haline getirmiştir. karaba, çocukları kaçırmak için bir kanoyu ve bir ağacı lanetlemiştir ama çocuklar kendi aptallıklarından kanonun ve ağacın peşine/tuzağına düşmüşlerdir. üstelik karaba'yı alelade bir cadıdan farklı kılacak hiçbir özelliği yokken kötü kalpli bir kara büyücü haline gelmesine neden olan, onu bu kadar kötü kalpli kılan şey de yıllar önce sırtına batan ve çıkaramadığı bir dikendir.

    kirikou tüm bunları hayretle dinledikten sonra "peki neden o dikeni hiç çıkarmamış?" diye sorduğunda dedesi, karaba'nın elinin, sırtının tam ortasındaki o noktaya yetişmediğini söyler. kirikou "peki hiç arkadaşı da yok muymuş?" diye sorduktan sonra yorgunluktan ve uykusuzluktan dedesinin kucağında uyuyakalır.

    ertesi gün, dedesinden, yola çıkmadan önce karaba'yla yüzleşmek ve acısını dindirmek için karşısına çıkabilmek için kendisini büyütmesini ister. dedesi tüm insanların zaten büyüyüp yaşlanacağını ama hiçbir insanın daha sonradan küçülemeyeceğini anlatır. bu sefer kirikou, dedesinden kendisine güçlendirici bir büyü yapmasını ister. dedesi bunu da yapamayacağını, karaba'nın karşısına kendisi olarak, sadece iyi kalbiyle çıkabileceğini söyler. kirikou en sonunda, kadim bir destekten yoksun olarak karaba'nın karşısına çıkmaya karar verir.

    karaba'yla karşılaştıklarında, karaba, kirikou'nun üzerine önce yılanını gönderir. kirikou, yılanı tünelde küçük bir labirent yaratarak yener. karaba, daha sonra tahta oyuncakları kirikou'nun üzerine salar fakat kirikou onları da zekasıyla alt eder ve etkisiz hale getirir. en sonunda karaba, kirikou'nun işini kendi elleriyle bitirmek için ormanın derinliklerinde kirikou'yu ararken, hiç beklemediği bir sırada kirikou, karaba'nın sırtındaki dikeni çıkarıverir. bu andan sonra karaba, kırmızı gözlü, çatık kaşlı, diken saçlı, sivri dişli bir zenci kadından, güzeller güzeli, tatlı bakışlı, iyi huylu bir zenci kadına dönüşüverir. sesi bile yumuşayan karaba, kendisini acılardan kurtardığı için kirikou'ya teşekkür eder. "dile benden ne dilersen," aşamasına gelindiğinde, kirikou, karaba'dan kendisiyle evlenmesini ister. karaba, "sen daha küçücük bir bebeksin, bir gün karşına çok güzel bir kadın çıkar, o şanslı kadınla evlenirsin cesur kirikou," diyerek kirikou'yu geri çevirir. bunun üzerine, kirikou, kendisini büyütecek bir yol bulur, karaba'nın da kendisiyle evlenmek istediğini fakat sadece küçük olduğu için bunu yapmadığını düşündüğü için, karaba'ya pabucunu ters giydirecek bir plan yapar, karaba'ya büyü yaptığını bile fark ettirmeden büyüyebilmek için bu sefer cadıdan "sadece bir öpücük" ister. kirikou'yu öpen karaba, o an içten içe "keşke kirikou büyük bir adam olsaydı, o zaman onunla evlenirdim..." diye düşündüğü ve bunu çok güçlü bir şekilde düşündüğü için kirikou büyür, karaba'nın yaşında bir adam haline gelir.

    kirikou, köyüne geri dönüp annesine ölmediğini ve karaba'nın iyi kalpli bir cadı haline geldiğini göstermek ister. köye girdikleri sırada karaba'nın köye geldiğini gören halk, karaba'yı ve tanımadıkları genç adamı linç etmeye kalkarlar. kalabalığın gerisinden gelen annesi, kirikou'yu tanıyan tek kişi olur ve "ne kadar yakışıklı bir oğlan olmuşsun..." diye oğlunu öper koklar. sakinleşen halk yine de kirikou'yu kabul edebileceklerini fakat onun da kara büyüye karıştığını, zaten daha doğmadan konuşan ve bu kadar hızlı büyüyen bir çocuktan hayır gelmeyeceğini, karaba'yı ise aralarında asla istemediklerini kesin bir şekilde belirtir. ne yapacaklarını bilemezlerken karaba'nın kalbi yumuşadığında, kötü kalbiyle yaptığı büyü de bozulduğu için eski hallerine dönen tüm tahta oyuncaklar da köye, karılarına dönmektedirler. böylece mutlu sona ulaşılır ve karaba ile kirikou evlenir, köyde bir daha asla susuzluk olmaz, kadınlar da erkeklerine kavuşur.
    --- spoiler ---