şükela:  tümü | bugün
  • ben kanser oldum. bir mememi, koltuk altımı komple aldılar. yaklaşık 3 haftadır bir gece bile rahat yatamadım. içeride kanamam oldu, tuvalette yerde allah allah diye kıvranıyordum, o sırada doğrulamıyordum bile. eşim baştan başa yarılmış ve yamuk yumuk dikişli yerime pansuman yaptı. ağrıdan elimi kolumu koyacak yer bulamıyorum, çocuğuma acıdan gebermeden sarılamıyorum ve onunla ilgilenemiyorum. ağrıdan can acısından ölecekmişim gibi geliyor ama ölmüyorum, oturmadan duş almam 2 haftayı buldu.

    burayı bir sürü genç okuyor. sanmayın ki hastalıklar sadece genetik ya da fiziki yaşam koşullarına bağlı. bir kere esaslı yıkılmanız ya da her şeyi manyak gibi kafanızda döndürmeniz, bir kapı açar. o kapıdan her şey girebilir. insan hayatı, sağlığı öyle basit iş değil. insan onu gerçekten düşünce fena anlıyor.

    hissettiğiniz her şeyi insanlara söyleyin. bu "kırın, dökün, yeter ki size bir şey olmasın" demek değil. insan güzelce söylemeyi bildiği zaman her şeyi karşı tarafa aktarabilir. istemediğiniz yerde durmayın, sevmediğiniz insanlarla görüşmeyin, bırakın ne olursa olsun. kırılmak hafife alınacak bir şey değil. insana olmayacak şeyler düşündürür, rüyalara girer, güven zedeler, kırgın insanda dışlanmışlık/anlaşılmama hissi, kendini aşağı görme/insanlardan kaçma/dünyanın güzelliklerini görememe gibi saçmalıklar görülür. inanın gerek yok.

    çok kez duyduğum bir muhabbet var "önemsemiyorum ki ben onu. hem kendini bir şey sanmasın." şeklinde dönen. kalp kırılmışsa bunu inkar etmeye, karşıdakinin tepkilerini hesaplamaya gerek yok ki. çıksın gitsin ağzınızdan. karşıdakinin de insan olduğunu unutmadan, onun da kalp taşıdığını düşünerek gayet güzel açıklayabilirsiniz.

    bir yumruk atar 30 yıl hapiste yatarsınız. bir şeyi içinize atar, başarısız saçma sapan insan olursunuz. biriyle alay eder ve dünyanın kaç bucak olduğunu görürsünüz. sinirle ya da kırgınlıkla bir yola girer ve hayatınızı değiştirirsiniz. halbuki acı çekmeden, özgürce, huzurla simit yiyip demli çay içmek bile dünyalara bedel bir mutluluk. valla bugün simit yiyordum gözlerim yaşardı. koparamıyorum. bazı şeylerin dönüşü yok. ne olur kıymetinizi bilin.
  • kendi ölüm fermanını imzalamak oluyor, bu.

    "sekoya ağacının kabuğu ateş geçirmezmiş. sekoya ormanında yangınlar, ağaçların içinde olup bitermiş."
  • 25 yıllık hobim.
  • gercekten sevene mahsustur.
  • eskiden yaptığım hede.
    şimdi mi ? bu kadar erdemli davranmanın bedellerinin ağır olduğunu fark ettim.
    kimse kusura bakmasın, yaprağınızı dökenin dalını kırmaktan çekinmeyin.
    insanlar kendilerine o çuvaldız batmadan akıllanmaz.
  • "bir huyunuzu değiştirmek isterseniz hangisini değiştirirsiniz" diye tabir edilen klişe iş görüşmesi sorusunun bendeki cevabı. temel olarak birkaç noktaya kadar yolu vardır:

    kırılmak kırılmak ve artık duyarsızlaşıp sallamamaya başlamak, akabinde kıran kişinin önemsizleşip sıfıra yaklaşması,
    kırılmak kırılmak ve biriktirip kine dönüştürmek, akabinde vakti geldiğinde intikamın alınması,
    kırılmak kırılmak ve sonunda patlamak, akabinde kıran kişinin yüzündeki "noldu lan şindi" ifadesi.
  • tamam dersin sadece. o da şaşırır kızmadığına, kendini savunmadığına, tartışmadığına. o kadar kırılırsın ki, sadece tamam dersin.
  • belki 1,5 yıl boyunca tahammül ettiğim durum. çok seviyorsun, ama o seni üzüyor. seni kıracak sözler edebiliyor. yaptıkları sana dokunabiliyor. güzel bir şey söylese affedecek olursun, ama o söz ağızdan bir türlü çıkmıyor. herkese dağıtılan gülücükler senden esirgeniyor. kırılıyorsun, çok üzülüyorsun ama yine de belli etmiyorsun. seni arasa, bir şey sorsa hemen o kırgınlığın gidiyor, ümit besliyorsun ama o daha çok kırıyor.

    belli edin kardeşim, kırılınca belli edin, gardınızı alın. tepkinizi gösterin. yüz bulup daha çok tepenize çıkıyorlar. ezildiğinizle kalıyorsunuz.
  • gözüme bi şey kaçtı orrospu çocuğu
  • her zoru gönülde eritmeyi öğrenenler için kolaydır. her zoru gönülde eritmeyi öğrenmek ise.. o zordur bak.. çok zordur.