şükela:  tümü | bugün
  • tarihte iki tane bilinen buyuk kirim savasi bulunmaktadir. ikisi de birbirinden onemli oldugu icin, bunlari iki ayri sekilde ayirmak istedim;

    1) victoria donemi

    bunlardan birincisi 1854-56 yillari arasinda, ingiltere ve osmanli imparatorlugu'nun, rusya'ya karsi kirim'da verdikleri savastir. bazi kaynaklar, birtakim diplomatik gelismeler nedeniyle savasin asil baslama tarihini 1853 olarak vermekten cekinmezler. zira zaten savasin diplomatik yuzu, savasin kendisinden cok daha heyecan vericidir kanaatimce.

    yikim bakimindan en buyuk savas bu olmasa bile, victoria doneminin savas mentalitesini, "ustunde gunesin batmadigi imparatorlugun" emellerini tamamiylen yansitan savasidir.

    rus carligi, 1853 yilinda ingiltere ile, osmanli imparatorlugu'nun konumu ve gucu hakkinda bir anlasma saglamaya calismakta, ancak ingiltere ile fransa arasindaki yakinlasmayi da buyuk bir kaygiyla izlemektedir. ingiltere'nin hicbir sekilde istanbul'a yerlesmelerini ve bogazlari ele gecirmelerine izin vermek istemeyen rusya, istanbul'a saldirip sehri ele gecirmek de istememektedir. tek istedigi, ingiltere'nin karadeniz'deki varliginin ortadan kalkmasidir.

    bunun uzerine yapilan diplomatik girisimlerde moldavya'nin ozgurlugu, sirbistan'in rus himayesinde ozgurlugu, bulgaristan'in ozgurlugu, misir ve girit'in ingiltere egemenligine girmesi ve avusturya-macaristan imparatorlugu'nun adriyatik kiyilarini ele gecirmesi gibi konular masaya yatirilir.

    russell'in basbakanligi altinda yonetilen ingiltere ise, bu onerilerden once fransa'ya danisilmasi gerektiginin ustunu cizer. pek tabii fransa butun bu onerileri geri cevirecektir. artik rusya, bati avrupa'nin gozunde buyuk bir tehtid halini almistir.

    ancak savasin kivilcimi, fransiz ve rus diplomatlarinin kutsal filistin topraklarini bir turlu paylasamamalari sayesinde cikar. paylasilmak istenilen topraklar -ki bunlar misir, filistin ve ortadogu'nun buyuk bir bolumudur- o siralarda buyuk olcude osmanli imparatorlugu'nun egemenligindedir. osmanli, israil topraklarindaki butun dinlere ve kiliselere ozgurluk tanimis oldugundan, daha o zamanlardan buyuk problemler cikmaya baslamistir bile.

    fransa'nin israil uzerindeki emelleri (fransiz katolikleri'ni tekrardan kurma istegi), fransa'nin osmanli'dan gecis izni istemesine neden olur. rusya da, moldavya'nin ozgurlugu icin bastirinca, osmanli da kabul etmek zorunda kalir. trablusgarp'a buyuk bir donanma gonderen fransa, istanbul'a da charlemagne isimli gemisini gonderip osmanli'ya gozdagi verir.

    kucuk kaynarca antlasmasi'na kadar gidecek olan bir dizi diplomatik girisimin arasinda, herhalde en onemlisi, rusya'nin osmanli'dan, yunan azinligina daha buyuk ozgurlukler getirmesi icin bastirmasidir. aralarinda avusturya ve prusya'nin da oldugu donemin buyuk avrupa devletleri de olaya karisirlar.

    son bir sans olarak, avrupa'nin buyuk dort devleti (ingiltere, fransa, avusturya ve prusya), rusya'ya bir ultimatom gonderirler. oncelikle, rusya'nin moldavya ve sirbistan uzerindeki istekleri kabul edilecegi, bunun karsiliginda osmanli'daki hristiyanlarin yalnizca rusya tarafindan degil, butun avrupa devletlerinin himayesinde olmasi gerektigi ve tuna nehrinin gemi trafigine acilmasi gibi kosullar belirtilir.

    rusya kabul etmez. sabirlari tasan ingiltere, osmanli ile yaptigi anlasma ile, fransiz ordularinin da yardimiyla rusya'ya kirim'da savasa girerler. her ne kadar avrupa devletlerinin ordulari cok daha (teknolojik acidan) guclu olsa bile, rusya'nin bitmek bilmez asker sayisi nedeniyle savasin kaybedilecegi aciktir.

    ingiliz aristokratlarinin yaptiklari "savas oyunlari" ve bununla birlikte gelen buyuk hatalar nedeniyle ingiltere buyuk kayiplar verirken (ki en unlusu, adina bir film bile cekilmis olan, siirler yazilmis olan the charge of the light brigade'dir), rusya'nin tek kazandigi savas, osmanli'ya karsi kars'da kazandigi zaferdir. ancak sivastopol'u kaybeder.

    1856 yilinda imzalanan paris antlasmasi ile, rusya'nin bagimsizligini istedigi her belde, osmanli egemenliginde kalir. karadeniz silahsizlandirilir ve avrupa devletleri, osmanli'ya saldirmayacaklarina karsi bir diplomatik yeminde bulunurlar (1. dunya savasi'nin baslamasi ile tabii ki butun bunlar cope atilacaktir). rus egemenligine giren kars osmanli'ya geri verilirken, ingiliz egemenligine giren kirim, ruslara geri verilir.

    2) ii. dunya savasi

    ikinci savas ise, 1941 yilinda baslamis ve almanya'nin dogu cephesi'ndeki gucu kirilana kadar surmustur.

    1941'in ekim ayinda, nazi almanyasi'nin 11. ordusu, maresal manstein'in komutasinda kirim'a saldirir. kasim ayina gelindiginde, sivastopol ve kerc tamamiylen alman egemenligine girmistir bile.

    1942 temmuzunda sivastopol, buyuk sivastopol deniz muharebesinin ardindan dusmus ve butun kirim egemenligi almanlar'in eline gecmistir.

    1943 kasimina gelindiginde, azak korfezi kiyilarindan kuzeye dogru cikan general tolbukhin'in onderligindeki sovyet ordusu, alman ve romanya ordularinin arasina girmeyi basarmistir. mihver devletleri, savas alanini terkeden askerler ve geri cekilen birlikler nedeniyle her ne kadar hizli bir sekilde zayiflasa da, rus askerleri bir turlu bu cetin muharebelerden galip ayrilamamislardir. bunun en buyuk nedeni ise, "kirim'in en dogu noktasi" adi verilen kerc bolgesinin dunya ile olan baglantisinin yalnizca iki tane dar gecit ile saglanmasidir.

    ancak general tolbukhin'in askerleri, 1944'de buyuk bir saldiri baslatmis ve romanya ordularinin defansif kanadini yarmayi basarir. yalnizca uc gunluk bir catismanin ardindan alman 17. ordusunu da malup eden rus birlikleri, sivastopol'a geri cekilmis, takviye olarak gelen general yeremenko onderligindeki birlikler ile, kerc'in dogusundan ikinci bir saldiri gerceklestirilmistir.

    17 nisan sabahi, tolbukin ve yeremenko onderligindeki ordular alman askerlerini yenmeyi basarmis, yaklasik 37.000 alman askerini de esir almislardir.

    sovyetler birligi'nin agir toplarini da bu bolgeye getirmesinin ardindan hitler, kirim'daki ordularini geri cekme karari almis, ancak sivastopol'daki alman siginagi, ayni yilin 9 mayis gunune kadar direnmistir. siginaklarin dusmesinin ardindan bir 30.000 civarinda daha alman askeri, rus ordulari tarafindan esir alinirlar.

    geriye ise tamamiylen hirpalanmis, uretkenligini tamamiylen kaybetmis bir kirim kalmistir.

    (son olarak derim ki, copy paste degil alinteri)
  • ingiltere ve fransanın osmanlının yanında rusyaya karşı yapılan savaş. sonucunda paris anlaşması imzalanmıştır. bu anlaşmaya göre osmanlı bi avrupa devleti sayılmakta ve toprakları avrupa devletlerinin kefaleti altında olacaktı.
    ayrıca iron maiden ın the trooper adlı şarkısına konu olan savaştır.
  • kuşatma sırasında bizim yiğitlerin kendileri sigaranın hasını tüttürürken, elde büsküvi götü donan ingilize "al la bebe" diyerek 2 dal samsun uzatmasıyla avrupa'yı sigaraya başlattığımız savaş.
  • savaş esnasında osmanlı devleti'nin borç aldığı kurumlar arasında rothschild ailesinin sahip olduğu bankalar da vardır.
    bu bankalardan alınan bu borçların karşılığında yahudiler vaat edilmiş topraklara yerleşmeye başlamıştır.
  • kırım savaşanın ayrı bir hikayesi de sigara sektörünün gelişimi ile ilgili olmasıymış.

    -alıntı-
    ilk sigara paketlerinin kapaklarını cami, minare, sultan ve harem resimleri ile süsleyen ingilizler,daha sonra "tiryaki" lakabıyla bilinen osmanlı padişahı ıı. selim'in portresinin yer aldığı sigarayı piyasaya çıkardılar.sigara paketini kırım savası'na borçluyuz.

    kırım savaşı'na katılan ingiliz askerleri, ülkelerine dönerken yeni bir tütün alışkanlığını da beraberlerinde götürüyorlardı. amerika'nın keşfinin batı uygarlığına armağanı olan tütün, o güne kadar batı avrupa'da pipo ile veya puro olarak içiliyor ya da enfiye olarak kullanılıyordu. oysa, çarlık rusya'sına karşı, fransızlarla birlikte osmanlı imparatorluğu'nun yanında yer alan ingiliz askerleri, türklerin, kıyılmış tütünü, kuru yapraklara ya da ince kâğıtlara sararak içtiklerini görmüşlerdi.19. yüzyılın ortasında bu moda ingiltere'ye gelir gelmez, çoğu londra'daki bond street çevresinde bulunan şık tütün mağazaları, derhal kendi kıyılmış ya da elle özel olarak sarılmış tütünleri piyasaya sürmeye başladılar. kentlerde seçkin aileler arasında yayılan sigara zevki,oldukça kozmopolit bir hava taşıyor ve bu hava, kıyılmış tütünlerin ya da sarılmış sigaraların satıldığı kutulara da yansıyordu. http://ush.re/q8g7
    -alıntı-
  • ingiliz tarihçi orlando figes 'e göre bu savaş tarihteki basının ve kamuoyunun baskısıyla gerçekleşen ilk savaştı. gelişen demiryolları ve 1845 1850 yıllarında ulusal basının ortaya çıkışmasıyla birlikte kamuoyları parlamentoların ve kabinelerin nüfuzlarını gölgede bırakabilecek bir güç haline gelmiştir.

    bu savaşta kraliçe aslında osmanlı'yı sevmediğini ifade ederek türklere iyi bir dayak atılmasının barışın yararına olacağı ve rusların karada alacağı zaferin türklerin aklını başına getireceğine inanıyordu.

    ama osmanlı devleti'nin yapmış olduğu hamleler ibreyi değiştirdi.

    bunlardan en önemlisi macar mülteciler. 1849'da rus ordusu macar sınırına girerek macaristan coğrafyasını işgal etmişti, macar ordusundaki polonyalı yedi bin küsür asker osmanlı'ya sığınmıştı. rusların taleplerine rağmen osmanlı esirleri geri vermemiş hatta onlara sığınma hakkı tanımıştı.

    orlando figes'e göre osmanlı'nın bu tutumu ingilizler'in " zorbalara karşı çaresizleri ve zayıfları savuma" yı öngören ingiliz erdemiyle çakışmış ve kamuoyu bu davranışa romantik bakmıştır.

    ardından sinop katliamı olarak bilinen, batum'daki türk birliklerine yiyecek götürmeye çalışan gemi, fırtına nedeniyle sinop limanı'na sığınırken rus kuvvetlerince saldırıya uğraması, yağlı paçavralarla yakarak öldürmesi ingiliz basınında büyük bir yankı uyandırdı.

    bunlar sayesinde ingiltere rusya'ya savaş açmış ve fransa ile birlikte osmanlı'nın yanında yer almışlardır.
  • bu harpteki müstakil bir safhayı oluşturan sivastopol kuşatmasında karadeniz'de yatmakta olan müttefik (türk, fransız ve ingiliz) donanmasında mevcut 800 top tarafından kırım limanına 1.800.000'den fazla top mermisi atılmış, ruslar müstahkem mevzilerinde 1.100 adet toplarıyla aynı civarda sayıda gülleyle mukabele etmişler; kırım nüfusundan fazla askerin toplaştığı sivastopol'da (55.000'i türk, 202.000 müttefik asker; 250.000 rus) 200.000 asker can vermiştir. 19. yüzyılın en büyük savaşlarından biridir. bu savaşla birlikte ikinci mahmud'un modern ordusunun ne kadar kuvvetli olduğu müşahede edilmiş, tanzimat prestiği doruğa ulaşmış, mağlubiyeti yediremeyen çar nikolay barış antlaşmasını imzalamamak için intihar etmiştir.

    harbden evvel ruslar, ingilizlere osmanlıları paylaşma teklifi yapmış, ingiltere rusların ılık denizlere inme ve boğazları tekeline alma ihtimalinden ürkerek reddetmişlerdir. ardından rusya, dinî bir meseleyi bahane ederek osmanlı'ya ıslahat, reform dikte etmeye çalışmış, kendisinin ortodoksların hâmisi olduğunu ileri sürmüştür. ingiliz dostluğu ve dış politikadaki mahirliği ile meşhur reşid paşa, o devirde sadrazamdır. rusların emellerini bilmekte, osmanlıların rusları yenemeyeceğinin farkında olmakla birlikte, ruslara sert bir darbe vurarak onları bir müddet susturmak azmindedir. bu sebeple zaten liberal fikirleri ve alafrangalığı ile etkilemiş olduğu britanya'yı zaten yanına almıştır. o devirde, britanya en kudretli kara ve deniz gücüne sahip ülkedir. lakin, ikiz kardeşi fransa suskun kaldıkça, ingiltere'nin diplomatik destek vermekten başka bir şey yapmayacağının da paşamız bilincindedir. bu sebeple, fransa'yı kışkırtmak için, ortodoks rusya ile katolik fransa'yı bu meselede karşı karşıya getirerek aralarını bozmuştur. böylece fransa'dan teminat alan ingiltere'nin tereddütleri ortadan kalkmıştır.

    rusya 35.000 asker ve 72 topla romanya'yı işgal ederek savaşı fiilen başlattı. fakat osmanlılara, bu işgalin geçici olduğunu, osmanlı ortodokslar lehine ıslahat yaptığında burayı boşaltacağını bildirdi. elbette ki bu yalandı, zira daha önce rus çarı, ingiltere'ye türkiye'yi bölüşmeyi teklif etmişti. bab-ı âli resti gördü ve harb kararı aldı; prusya ve avusturya'nın hakemlik tekliflerini rusya'nın kabul etmesine rağmen cesurca reddetti.

    bir müddet sonra, reşid paşa'nın sinop'a eski gemilerden müteşekkil donanmadan kurulu yemini yerleştirmesinin ardından, rusların bu limanı basmasıyla avrupa'da osmanlı yanlısı bir hava esti. zira o dönemde osmanlı bahriyesinde muvazzaf bir ingiliz danışman vardı ki; rusların türk askerini katledişi o sinop'ta bir vapurdayken cereyan etmiştir. adolphus slade'in gözleri önünde batırılan osmanlı donanması sayesinde avrupa kamuoyu türk saflarına çekilmiştir.

    ardından türk ordusu tuna'yı atladı. ömer paşa rusları oltenice, çatalca, kalafat mevkiilerinde yendi. ruslar ordularının başkomutanlık makamını prens gorçakof'dan mareşal paskieviç'e verseler de osmanlılara mâni olamadılar; paşa, rus ordusunu 80 kilometre kovaladı ve karayova'da durdu.

    iii. napoleon'un savaşı bitirme teklifine rusların ''dinsizler gibi müslümanları kayırmakla hıristiyan dünyasının hâmisi mi olacaksınız?'' şeklinde bir tebliğ yayınlama hatasına düşerek yanıt vermeleri, fransa'yı çok kızdırdı; imparator ingiltere'ye osmanlılara yardım teklifi götürdü, kabul yanıtı aldı. taraflar arasında siyasî münasebetler kesildi, reşid paşa yıllardan beri planladığı emeline nihayet ulaştı; müttefik donanması ve askerleri, osmanlıları rus pençesinden kurtarmak için istanbul'a geldiler, ardından da kırım'a çıktılar.

    bu sırada osmanlı ordusu yalnız vuruşmaya devam etmekteydi. ruslar dobruca'ya inerek silistre kalesini kuşattılar. ferik (korgenreal) musa paşa'nın 10.000 kişilik güçlü garnizonuna karşı 80.000 askerle hücuma geçen ruslar, 40 günlük muhasarada 9'u general 15.000 ölü, 2'si general ve biri mareşal, toplam 15.000 yaralıdan müteşekkil 30.000 zayiat verdiler. bu yaralılardan biri de rus başkomutanı mareşal paskieviç'ti. prens gorçakof göreve geri çağrıldı.

    silistre kahramanı musa paşa feriklikten müşîrliğe (mareşal) terfi ettirildiği günün ertesinde, rusların attığı bir top güllesi neticesi şehid oldu. yerine kendisinin kurmay başkanı mirlivâ (tümgeneral) rıfat paşa kuşatmanın son günlerinde müdafaayı devraldı. bu arada ömer paşa komutasındaki türk ordusu dobruca'ya yaklaşıyordu; ruslar düzensiz şekilde geri çekilerek romanya'yı boşalttılar, fakat yerköyü meydan muharebesinde ömer paşa rusları tekrar mıhladı. silistre gazilerinin hepsi silistre madalyası ile taltif edilirken, namık kemal yüzlerce kez oynana ünlü vatan yâhud silistre piyesini yazdı.

    müttefik orduları bu safhadan sonra savaşa katılırlarken yanlarında alman ve italyan lejyonlarını da getirdiler ve kırım'da ruslarla, osmanlılarla ittifak halinde vuruştular. ruslar savaşı bitirmek için osmanlılara doğu yönünden, kafkaslardan saldırdılar. 40.000 rus 15.000 türk askerine karşı kars'ı düşüremedi fakat garnizon kumandanı açlıktan teslim olmaya karar verdi. rusya 34.000 zayiat verdi (14.000 ölü, 20.000 yaralı). bir başka osmanlı ordusu gürcistan'a girdi, şeyh şamil ruslara tazyik ederek on binlerce rusu dağıstan'da kalmaya icbâr etti, böylece türk askerinin cephelerde yükü hafifledi.

    sivastopol 9 eylül 1855'te düştü, rusya ile 1 şubat 1856'da viyana'da mütareke imza edildi; osmanlılar bir avrupa devleti olarak muamele gördü, türk askerinin disiplini, azmi ve kuvveti hayranlık uyandırdı. türkler de frenklerden pek çok yeni alet, kavram ve âdet öğrendiler. avrupa'da eski şövalyelik ruhu hortladı, türk dostu bir hava esti. rus imparatorluğu, ordusunun zayıflığını gördü ve modernleşmeye başladı; böylece 25 sene sonra yeşilköy'e kadar gelmeye muvaffak olacaktı.

    lakin savaş, osmanlı maliyesini perişan etti; ingiltere'den alınan borçlar senelerce ödenemedi, savaş pahalıya mâl oldu, zira yunanistan'ı işgal edeceğimizden korkan fransızlar buna mâni olmak için yunanistan'a çıkıp bir müddet işgal ederek ordusunu modernleştirdiler.
  • 1774 küçük kaynarca antlaşmasında sonra osmanlı imparatorluğunun ayakta duracak hali kalmamış ve bütün rekabet gücünün tükendiği görülmüştü. bu antlaşmayla osmanlı içindeki ortadoksların koruyucusu olan rusya her fırsatta imparatorluğun iç işlerine karışıyor ve etnik farklılıkları kendi çıkarlarına göre panslavist politikasında kullanıyordu. zira 1640 yılında moskova'dan vladivostok'a kadar kocaman bir alana hükmeden rusya imparatorluğu büyük petro'dan beri sıcak denizlere inmek ve böylece denizcilikte de rekabet ederek daha büyük bir koloni devleti kurmayı hedefliyordu. şüphesiz büyük petro saygıyı hak eden ender liderlerden biriydi ve rusya'nın teknolojik geri kalmışlığını yaptığı kökten reformlarla elimine etmiş ve modern anlamda güçlü rusya'yı dizayn etmişti. rusya'daki bu gelişmelere tezat olarak osmanlı'da kanuni döneminden beri sürekli geriye gidiş vardı. arada küçük yenileşme ve reform hareketleri olsa da imparatorluk ve monarşi yenildikçe daha da bağnazlaşmaya daha da gericiliğe sarılıyordu. bu yenileşememe, modern anlamda pozitif düşünce yoksunluğu ve çağın gereklerini yakalayamama osmanlıyı bitiriyor ve yüzlerce yıllık osmanlı mirası yabancı devletlerin emperyalist kavgalarına konu oluyordu..

    napolyon savaşlarından sonra ortaya çıkan güçler dengesinde rusya; ingiliz ve fransız emperyalizmi için büyük bir tehdit haline gelmişti.. güneş batmayan imparatorluk için artık rusya fransa'dan daha tehlikeliydi. zira rusya'nın balkanlardaki panslavist politikasına ve şoven yayılmacılığına izin verilirse ingiltere'nin akdeniz, mısır ve hindistan üzerindeki çıkarları tehlikeye giriyordu. fazla güçlenen bir rusya hindistan iran ve akdeniz'de hak talep edebilirdi.. elbette rusya'nın yaramazlığı bununla sınırlı değildi, 1848'te avusturya'daki devrim hareketlerini bastıran, orta avrupa ve balkanlarda etki gücü günden güne artan rusya diğer devletleri tedirgin ediyordu. fransa'da 1848 devrimlerinde bonapartizm tekrar yükselerek burbonları devriren 3. napolyon imparator olsa da, bu yeni dünya düzeni eski düşmanlar fransa ve ingiltere'yi güvensiz bir müttefikliğe zorladı. ingiltere ve fransa rusya'ya karşı ortak hareket etme kararı aldılar.

    yunan ayaklanması ve kavalalı mehmet ali paşa olayı osmanlı devleti'nin güçsüzlüğünü açıkça ortaya koymuştu. artık iyice zayıflayan imparatorluk her olayda açıkça emperyal devletlerin paylaşım müdalesine konu oluyordu. kavalalı olayında istediğini alamayan rusya 1854 yılında kendine güvenli bir şekilde balkanları panslavist politikasına göre dizayn etmeye kalkacaktı. öte yandan tam da bu noktada osmanlı'nın toprak bütünlüğü ingiltere ve fransa'nın çıkarına geliyordu. rusya'nın bu müdahalesi ingiltere ve fransa tarafından kabul görmedi, ve aşılamayacak noktaya gelen bu diplomatik kriz taraflar arasında bir paylaşım savaşına dönüştü. kırımda cereyan eden savaşta taraflar oldukça kayıp verdi, rusya'nın gücü sınırlandırıldı, savaşın faturası ise osmanlı devletine kesildi. osmanlı kazanmış göründüğü savaşın aslında kaybedeni oldu. zaten zayıf ekonomisi olan ve savaşın finansörlüğünü kaldıramayan osmanlı bütçesi borç alımına başladı ve bu durum 1881'deki düyunu umumiye ile imparatorluğun resmen yarı sömürge olmasıyla sonlandı. ordusunun batılı devletlerden teknik anlamda geri kaldığı ortaya çıkan rusya ise bu yenilgiden dersler çıkararak refomlara girişti. savaş esnasında ölen 1. nikolay'ın yerine geçen 2. alexander köklü refomlara girişti ve rusya'yı yeniden güçlü bir devlet olarak tarih sahnesine çıkardı.

    kırım savaşı aslında sedan savaşı gibi dönüm noklarına zemin hazırlayan bir savaştır. savaştan sonra almanya'nın kuruluşuna kadar avrupa'da güçler dengesi ve politik durum değişmiştir. ingiltere ve fransa tarafından dışlanan ve avusturya tarafından ihanete uğrayan rusya kuzeydeki germenlere yani prusya'ya yöneldi. bu durum 1848 ihtilalleriyle güçlenen italyan ve alman birlik hareketlerine fırsat sağladı. öte yandan avusturya ihanetinin bedelini italyada uğradığı aşağılamalara ve 1866 prusya savaşında yalnız kalmasıyla ödedi. rusya'nın politik anlamda izole edilmesi fırsat bilen prens bismarck rusya ile dostane ilişkiler geliştirip doğu sınırlarını güvene aldıktan sonra avusturya ve fransa'yı mağlup ederek almanya'yı kurdu. almanya'nın emperyal tehdit olduğu anlaşıldıktan sonra paris barış antlaşmasının ve onun getirdiği düzenin hükmü de bitmiş oldu.

    osmanlı açısından bakarsak her ne kadar osmanlı için ağır sonuçları olsa da ingiltere ile oluşan çıkar birliği 93 harbi gibi bir felaketi 20 yıl geciktirdi. osmanlı 20 yıl daha balkanlardaki toprak bütünlüğünü korudu. öte yandan osmnalı devletini gerçek anlamda modernleştirmeye çalışan abdulmecid'in reform hareketleri kırım savaşı yüzünden devletin zayıflamasıyla sekteye uğradı. kanımca savaşın osmanlı'ya en kötü etkisi de bu oldu.

    osmanlı devleti'nin toprak bütünlüğünü korumanın gereksiz pahalı olduğunu, fransa- rusya yakınlaşmasında yalnız kaldığını ve almanya'nın daha büyük bir tehdit haline geldiğini gören ingiltere rusya'yı engellemeye çalışmaktansa rusya ile anlaşarak osmanlı'yı paylaşma politikasına yöneldi ve bu durum osmanlı devletini diplomatik anlamda zorunlu olarak almanya'ya yakınlaştırırken ilerleyen dönemde 93 harbi ve sevr antlaşması gibi felaketlerle sonuçlandı.
  • anneannemin dedesinin osmanlı ordusunda subay olarak katılıp savaşta hayatını kaybettiği savaştır. daha acısı o dönemlerde savaşta ölenler için mezarlık yapma gibi bir alışkanlık olmadığı(genel uygulama derin bir çukur kazıp üstüne kireç döküp topluca gömme) için oğlunun bu şekilde defnedilecek olmasına yüreği dayanmayan babası oğlunun memleketinde bir mezarı olsun diyerek araya hatırı sayılır tanıdıkları da sokarak trabzondan kırıma oğlunun cenazesini almaya gitmiştir. orada ölülerin yüzlerini teker teker çevirip bakarken ölülerden hastalık kapıp o da oğluyla beraber hayatını kaybetmiştir. çocukken dedeleri gibi asker olmak istemiş ve askeri tarihe merak salmış bir insan olarak savaş meydanında ölülerin yüzlerini çevirip oğlunu bulmaya çalışan yaşlı bir adamın imgesi beni hep düşündürmüştür ve savaş çığlıkları ve kahramanlık hikayeleriyle gaza gelen insanlara karşı mesafeli yaklaşmamı sağlamıştır. en nihayetinde bir baba,sevgili ya da koca karadenizin öteki ucunda yatmaktadır.

    kırım savaşı pek çok tarihçi tarafından ilk modern savaş olarak nitelendirilmekle birlikte küçük çaplı bir dünya savaşı provasıdır. savaş muhabirliği, modern hemşirelik, savaş fotoğrafçılığı gibi kavramlar ilk defa bu savaşta yer etmiştir. ayrıca ingilizler denizin dibine kablolar döşeyerek londra-kırım iletişim ağır kurmuşlardır ki buradan yollanan mesaj 2 saatte londraya iletilmektedir.

    savaşın siklet merkezi her ne kadar kırım olsa da savaş kafkaslardan, balkanlara ve hatta pek bilinmediği üzere kuzey pasifiğe kadar sıçramıştır. müttefikler burada kamçatka yarımadasında yer alan petropavlovsk'a başarısız bir çıkarma girişiminde bulunmuşlardır. ruslar her ne kadar burada müttefikleri püskürtseler de sibirya topraklarını korumadaki yetersizlikleriyle yüzleşmiş durumun sürdürülemez olduğunu görmüşlerdir. savaşın bindirdiği ağır borç yükünü de hesaba katarak alaskayı 7.2 milyon dolara abd'ye satmışlardır.

    ingiliz ve fransızlar savaşa giden süreçte halklarını mobilize etmek için türklere yardım etmeliyiz propagandası yapsa da savaş boyunca türklere karşı tutumları tepeden bakan ve hakir gören bir frekanstadır. zaten müttefikler arasında dostane bir bağ olduğunu da söylemek güçtür, herkes kendince küçük hesaplarla katılmıştır bu savaşa. söz konusu ingiliz başkomutanı lord raglan (bkz: waterloo savaşı)nda kolunu kaybetmiş bir gazi olduğu için fransızlardan nefret etmektedir, fransızlarda ebedi düşmanları ingilizlerle müttefik olmayı pek içselleştirememişlerdir.
  • osmanlı'nın, sonucunda en okkalı kazığı yediği savaştır.
    ingilizler'den %4 faizle 5 milyon ingiliz lirası borç alınmıştır ve bu borç 100 yıl sonra 1953'te ödenebilmiştir. tabii bu borç kapandığı anda yeni ve daha büyük borçlar açılmıştır o ayrı...