şükela:  tümü | bugün
200 entry daha
  • hem döküntü hem kırıntı yenecek şeyler, harcanacak artık değer, birikim, zenginlik anlamlarında olumlu kullanım alanına sahiptir. bu titremde kullanıma fethiye kırsalında çok rastlarız. bir yerde mal ve zenginliğin arta kalanı, devamı, tükenmek bilmeyen türevleri gibi düşünülmeli. döküntü/kırıntının kendisi olumlu, yiyen/kullanan çoluk çocuk, bizden, aileden ise hala olumlu; başka birisi artık toplayıcı gibiyse bilindik olumsuz titremine bağlanabiliyor. çiftlik, arpalık kavramına yaklaşabiliyor.

    cümle içi kullanım örneği: "gelişin yanında kırıntı getir de bir iki çocuk sevindir."

    nohutun taze halinde kökünden sökülerek suya sokulup bir duş aldırdıktan sonra (böylece nohut bitkisi aşırı tuzundan arındırılmış olur) dalından çakıldak kopararak taze kırıntı olarak söğüş yenmesi gayet zevklidir. o yiyiş -bilmeyenlerin gözünde canlandırması zor olur- çekirdek çitlemeye benzer. ondan daha da iyisi çalı çırpıyla bir kamp ateşi yakılıp közlerinin ve kısmen ateşin üstünde yapraklarıyla birlikte ütmesi (yani ütülmesi) yöntemi vardır ki, buğday ütmesi bile yanına yaklaşamaz, zevki onu sollayacak sadece mısır/darı kebabı vardır. ki ütme terimi genel ve ortak olmasa, asıl mısırın hakkı olurdu, ütme darı o kadar harika bir şeydir. nohut kebabı/ütmesi de bir hayli iyidir. süt nohutun da ütmesi yapılabilir, biraz verimsiz olur, daha iyisi yaprakları sararmaya, nohutun taneleri de katılaşmaya yakın erginlikte olduğunda yapılandır. çoban eğlencesi olarak seçimlik ve tipiktir. (bkz: nohut/@ibisile)

    bir aidiyet-mensubiyet (benzerlik, özdeşlik) aynı anda hem onun ufak kırıntılarını algılayabilmemize, hem kör kör parmağım gözüne kanıt ve görünümlerine kör olmamıza yol açıyor, açabiliyor.

    (ilk giri tarihi: 30.5.2018)

    (bkz: kırmak)
    (bkz: kırgı)
    (bkz: sıkmaç)
    (bkz: kırıntı küreği)
    (bkz: çekirdek çitlemek)
15 entry daha