şükela:  tümü | bugün
  • mickey rourke stili sakal da denir..
  • george michael bir zamanlar bu akimin bayraktarligini yapardi
  • tek kelime ile : batar
  • sahibine de batan sakal modelidir.

    varlığı sizi tamamen manasız bir biçimde memnun eder. birden hepsini lavaboya döktüğünüzde bekaretinizi kaybetmiş gibisinizdir. ardından ağıt yakasınız gelir. sonra elinizi çenenize götürürsünüz, o da ne öyle? yumuşacık. adeta bebek gibi. aynaya bakarsınız. en az 5 yıl gençleşmişsinizidir. velede dönmüşsünüzdür. sabırla tekrar çıkmasını istersiniz. ama batar. hep batar.
  • acayip bir şekilde uzun süre önce moda olmuş ve olma hali devam eden "çirkin şey".

    tamam, anladık zor geliyor her gün erkeklere tıraş olmak ama bu kadar da olmaz ki yahu. en son adının sonradan ertem şener olduğunu öğrendiğim star tv spor spikeri canlı yayına koyu renk takım, kirli sakal ve çok kısa saç kombosuyla çıkmış beni "ne oluyor yav, kurtlar vadisi mi yayınlanıyor bu saatte" moduna sokmuştur. çok pis duruyor, bende bıraktığı izlenim boş, karanlık ilişkileri olan, kodu mu oturtmaya çalışan, uzak durulması gereken tehlikeli erkek türü oluyor. anladık mafya bozuntusu, sonradan seslendirmeli, kötü senaryolu, kötü hikayeli dizileri de sportif bir ortamda yayına çıkan birine, ya da bir işadamına ya da mahalle esnafına hiç yakışmıyor. tırsıyorum, hemen yolumu değiştirmek istiyorum.
  • sanırım deli yürek adlı diziden sonra bütün yerli dizilerde kullanılmaya başlanılan sakal biçimi. dizinin içeriği farketmeksizin; bitirim, aşk, korku, komedi,... bütün dizilerde bulunur.

    8-10 sene öncesinin yerli dizilerinde mafya elemanları, iş adamları, ne yaptığı belli olmayıp aile parasıyla hava atan esas adam, sokaktaki simitçi görünümlü polis v.b. tipler sürekli sinek kaydı tıraşla dolaşırken şimdiki film-dizilerde 8 yaşındaki çocuğa bile kirli sakal yapmaya kasıyolar.

    yeni yapımlarda iş adamlarının hepsi kirli sakallıdır. benim bildiğim ciddi kurumlardaki herkes, özellikle üst düzey yöneticiler gandalf the white gibi parlar. ama dizideki bu kişiler fenerbahçe'li faruk* gibi dolaşır. sanırım burada anlatılmak istenen: "hem zengin, hem piç" olayıdır. yani bu adam yönetici diye kendini kasmayan, eğlenmesini bilen, gününü yaşayan biriymiş izlenimi verilmek istenir.

    yabancı dizi ve filmlerde ise kirli sakal yerine koltukaltı kılı kullanılır. esas adamın koltukaltı kılları dirseklerine kadar iner. kişi bunları seyircinin gözüne sokmak için kolları havaya bakacak şekilde; barfiks, oraya-buraya tırmanmak, elleri iple bağlanıp havaya asılmak gibi aktivitelere girer. temizlik, çekicilik veya başka şeyler uğruna kafası hariç her yerine epilasyon yaptıran bu kişiler nedense koltukaltı kıllarını rapunzel gibi uzatır.

    umarım gelecek yıllarda yapımcılarımız yabancıların koltukaltı kılı uzatma sevdasını taklit etmezler. penélope cruz, scarlett johansson falan uğruna tom cruise v.b. kişilerin kıllarına katlanıyoruz ama özcan deniz' in atletiyle barfiks çekerken kameranın koltukaltı kıllarına yakın çekim yapmasına nasıl katlanırız bilemem. sanırım rtük devreye girer.
  • ingilizcesi "five o'clock shadow"muş..
    (bkz: stubble)
  • yokluğunda "ne o len koyun götüne dönmüşsün*" gibi sataşmalara maruz kalabileceğiniz sakal biçimi. yaz geldiğinde bir iki kez iyice bir inceltmek gerekir ki, genellikle sakallı olan kısım da güneşten sebeplenebilsin. yoksa aniden çıkan özel bir gün, davet gibi organizasyonda, kibarlık olsun diye kesip, koyun götü gibi akça pakça gezdirebilmekte.
  • karşı cinse, bir müddettir hayatımda kimse yok mesajı veren sakaldır. zira o sakalla hangi kadın bir erkeğe yanaşır? dikenli tel misali dalar insanı. allah korusun. kadınların bu sakalı sevme nedeni muhtemel budur. henüz tanıştığı adamda kirli sakal varsa kadın rahatlar, meydan onundur. kim tutar seni.

    ha ille de ben kirli sakal severim, yüzüm gözüm tahriş olsun pek bi zevk alırım, aşka gelirim diyen varsa saygımız sonsuz. hayırlı işler.