şükela:  tümü | bugün
  • yaşar kemal'in bugünlerde bahar indi'sindeki en uzun ve en iyi şiir. kitapta ayrı bir bölüm oluşturulmuş bu şiir için. yaşar kemal bu şiiriyle muazzam bir şiir dili yakalamış da sonrasında şiiri bırakmış gibi duruyor. hani yazmaya devam etse nelerle karşılaşacağımızı hayal edemiyorum. nazım hikmet ve hasan hüseyin gibi gürül gürül akan imgeleri var ve güçlü bir şiir.
    anadolu türkçesi ağzını kullanması da bu şiiri özgün bir noktaya taşıyor. çukurova'nın yıldızlı geceleri gibi bir şiir işte, yaşar kemal okuyan insan daha iyi anlar.

    "su pırıl pırıl,
    su aydınlık olmalı
    su, bizim savrun suyu gibi güneşli,
    dibine kur'an düşüşünde okunmalı"
  • nihayet biri internete taşımış. bana da buraya kopyalamak düştü.

    havanın yüzünde bir kırlangıç sürüsü
    ve yabanıl ak atlar doludizgin
    bu sabah, bu sabah öylesine güzel ki
    bu sabah yağmur yağacak
    bu sabah gün açacak
    bu sabah tekmil tomurcuklar patlayacak
    bahar patlayacak
    köpükler, bulutlar patlayacak
    özlemlerin en güzeli, tozlu bir özlem
    topraktan yeni çıkarılmış
    üç bin yıllık yunan şarabı
    atların kara gözleri
    ve ben kederden geberiyorum
    tam yalnızlıktan gebermenin de sırası
    senin ellerin güzel
    bir damla duman ovanın üstünde
    bir damla ak bulut, altına batmış,
    yeşile batmış
    bir damla sıcacık, bir damla ışıltı
    sımsıcacık tutuyorum
    sımsıcacık tutuyorum bir şeyi
    önüme bir adam çıkıyor
    amma da kocaman gözleri var
    amma da çok ağlamış
    amma da çok çiçek açmış
    amma da çok yüreği,
    amma da çok yüreği sıcak
    amma da çok yalnızlıktan geberiyor
    amma da çok mavi tutuyor
    bir avucunda öylesine bir mavi ki,
    amanallah bir mavi ki,
    bir top, bir yumak mavi ki,
    işte o kadar
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    köpoğlu köpekler, zalimler,domuzlar,
    adam olmazlar, kan içiciler,
    kefen soyucular,
    açların gözbebekleri,
    darağaçları kadar iğrençler
    sevmemiş, ama hiç hiç hiç sevmemiş,
    sevilmemişler…
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    duru bir denize benziyordu der miyim
    bir alaca şafağa,
    seher vaktinde çiçeklere,
    aydınlk bir akar suya benziyordu
    der miyim, kederden çıldırıyordu,
    utançtan kahroluyordu
    der miyim
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    işte o kadar
    işte o kadar köpoğlu köpekler
    yağmur yağacak, yağmur yağacak
    güneş açacak, gece olacak, bahar gelecek, kar yağacak,
    sıcaktan kavrulacağız
    yağmur yağacak,
    bir yağmur yağacak
    havanın yüzünde delişmen bir kırlangıç sürüsü
    senin ellerin ne güzel
    tuttum mavisini toprağa çaldım,
    tuttum mavisini denize attım,
    tuttum mavisini bahara vurdum,
    tuttum mavisini güneşe verdim,
    tuttum mavisini,
    tuttum mavisini ak bir atı nalladım
    tuttum mavisini ağaçlara fırlattım
    dünyanın bütün ağaçları,
    dünyanın tekmil bulutları,
    dünyanın tekmil güneşleri,
    dünyanın tekmil
    yaaa, dünyanın tekmil insanları
    senin ellerin ne güzel
    sarı çiçek sarvan kurmuş oturmuş
    bir nergis ovası çukurovada
    bir nergis ovası çukurovada
    bir nergis ovası
    bir nergis
    her yıl böylesine açar
    sonra birdenbire yağmur durdu, bu ne hal
    toprak kuruyuverdi
    toprak çatlayıverdi
    bir adam çıktı karşıma, dudakları çatlayıvermiş
    sarı bulaşmış saçına
    rüzgar bulaşmış,
    kırmızı bir yağmur bulaşmış
    bir tomurcuk yağmur
    çok ötelerde bir yıldız ışılıyordu, uzak mı uzak
    geldi ayağının dibine düşüverdi,
    tozu dumana katmış geliverdi
    uğnuuunup geliverdi
    bir turna sürüsü, marlin monronun gözleri,
    marlin monronun gözleri
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    siz şapka da giyiyorsunuz
    hem de şapkanız o kadar gözel ki,
    vallahi de güzel billahi de
    siz ne güzel yemekler yiyorsunuz
    siz bulutlara bakıyorsunuz
    siz kapıları açıp kapatıyorsunuz
    ne güzel
    siz uzun kısa adımlar atıyorsunuz, değil mi
    sahiden ne güzel
    oğlunuz kızınız var mutlu mu mutlu
    yağmur altında da dolaşırsınız,ben bilmez miyim
    omuzlarınıza kar da düşer, ben bilmez miyim
    bilmez olur muyum
    boyunbağınız öyle bir oturdu ki yerine
    bu sabah aynada gördüm
    ben bu aynayı kırmayacağım
    deli misiniz be
    bu ayna türkü söylemesini bilir
    uçak olur uçar,
    tren olur, tren, uçsuz bucaksız ovalardan geçer
    hem de ıssız, hem de kimsiz kimsesiz
    hem de dumanı var
    hem de dumanı gelir yarı aç yarı tok, yarı yer altında,
    yarı yer üstünde bir köyün üstünde durur kalır.
    hem de hiç utanmaz
    utanmaz oğlu utanmaz
    bu aynadan bir atom bombası olur ki
    bir atom bombası
    bir atom bombası
    öyle bir atom bombası ki
    bomba derim sana
    bir dudağı yerde
    bir dudağı gökte
    bir atom bombası ki
    at kuyruğu gibi dökülüyor ışık
    öyle değil mi
    ulan köpoğlu,
    ulan adam azgını
    neyinle öğünüyorsun
    neyinle öğünüyorsun
    neyinle neyinle, neyinle ulan iki gözü çıkası
    arkana bir dön baksana
    daha dün değil mi
    bu aynadan bir atom bombası olur ki
    siz yapmazsanız ben yaparım
    alimallah bu aynadan bir atom bombası dökerim ki,
    bir atom bombası
    ama ne atom bombası
    göz açıp kapayıncaya kadar, şu bizim allı dünya pullu dünya
    hani tomurcuları açardı ya
    her bahar deniz gibi köpürürdü bahardı
    hani denizi bahar gibi
    göz açıp kapayıncaya kadar
    bir varmış, bir varmış bir varmış,bir varmış
    size diyorum bir varmış, size diyorum bir varmış
    bu aynadan bir atom bombası dökerim
    alimallah dökerim
    öğündüğü şeye bak itimin
    öğündüğü şeye bak
    öğündüğü şeye bak
    sus ulan, sus ulan, sus ulan yılancıklar çıkarası
    ulum ulum ulası
    sus ulan
    sus ulan hürriyet için, sus ulan hürriyetimiz için
    hürriyet de de dur orada
    siz hiç utanmıyorsunuz
    ben sizi hiç sevmiyorum
    siz hiç utanmıyorsunuz
    ben bu aynadan bir de ak bir kuş dökebilir
    güvercin sandınız değil mi
    avcunu yala tatarağası
    ağzına bir de yalancı zeytin dalıveririm sandınız değil mi
    ben bu aynadan daha çok şey yaparım
    üstümüzdeki gökyüzünü alır götürürüm
    üşümem deyin haydi
    haydi bakalım
    senin ellerin ne güzel
    altınızdaki toprağı da alır götürürüm ha
    bana mı ne
    vay namuzsuz vay
    işte bunu bilmiyordum
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    bakın ben bu aynadan…
    söylemem, çatlayın, patlayın
    söylemem işte.
    bana bakın, ben hiçbir şey söylemem
    birisi ne diyordu geçende
    dünyanın bütün adamları, yani sözüm ona insanları
    bir insan olsa… bir tek kocaman insan.
    ne olurdu
    ne bileyim ben
    ne yaparlardı
    ne mi yaparlardı
    durun azıcık düşüneyim
    ben bu aynadaaaan… hıııım…
    durun durun azıcık düşüneyim.
    sen ellerin ne güzel
    işte o kadar canım efendim
    güzel sultanım
    ne darılıyorsun
    sana bir şey demedim ki
    kızdırma kafamı
    bir eline ak bir gül veririm
    bir eline de ayna
    gül oyna sevdiğim gül oyna
    bir eline bir kedi yavrusu
    yeni doğmuş,
    daha ıslak ıslak
    bir eline… dur azıcık düşüneyim…
    amma da acelecisin güzelim…
    bir eline bir eline
    bir elinde kedi yavrusu
    ben bu aynadan atom bombası yaparım
    bir eline
    ben bu atom bombasını
    bir eline…
    birdenbire aklıma ne geldi biliyormusunuz
    nerden bileceksiniz
    durun bir söyliyeyim size
    ne geldi aklıma biliyor musunuz
    gidip bir akar suya
    su pırıl pırıl,
    su aydınlık olmalı
    su, bizim savrun suyu gibi güneşli,
    dibine kur’an düşüşünde okunmalı
    gidip yüzümü bir iyice yıkamalıyım
    birinde, bir yaz günü ben bir yolda yürüyordum
    yol çok tozluydu
    baktım yolda bir karartı
    ne olacak bir hasta kız çocuğu karartısı
    nerede olacak, tabii çukurovada
    bombay dolaylarında öylesi ne gezer,
    arabistan çölünde de aramayın
    canım başka yerde ne ararsınız
    işte bizim çukurovada
    çukurova yıldızlıdır
    siz azıcık şişiriyorum sanacaksınız
    hiç de değil
    çukurovada yıldızdan gökyüzü gözükmez
    inanmıyor musunuz
    haydin siktirin,
    haydin cehennem olun
    hangi taş büyükse gidin başınızı ona vurun
    bizim çukurovada toprak bire kırk, bir elli verir
    amerikada, amerika çok büyük biryermiş, çok çok
    merhametli adamları varmış
    ne bileyim ben bize öyle söylüyorlar
    çok iyi adamları varmış
    benim bu işlere aklım ermez
    vebali günahı söyliyenin boynuna
    işte bu amerika toprağı da tamı tamına bizim
    çukurova toprağına benzermiş
    onlar bire yüz veren topraklarının ürününü denize
    dökerlermiş
    benim bu işlere aklım ermez
    elimin üstünde sinek gibi aydınlık
    şimdi birden aklıma bir karanlık geldi
    sert, granit gibi bir karanlık mı desem
    her neyse iki gözüm
    bu kız çok hastaydı
    bu kız sıtmadan titriyordu
    bu kız öldü ölecek
    ekin tarlaları sapsarıydı
    güneşe batmış
    kız tozlu yola upuzun yatmıştı
    terli elleri çamur içindeydi
    toz bulaşmış olacak
    yani tozdan olacak
    sonra çok titriyordu
    ben hemen bildim, kız sıtmalıydı
    sonra anası geldi, kızın başucuna oturdu
    kız gerindi gerindi, bacaklarını uzattı
    yolun tozlarına belendi
    sonra kaskatı kesildi
    bu kızın gözleri
    yüzü hep gözdü
    ne alın
    ne kırmızı nar gibi dudak, yani narçiçeği gibi
    ne yanak, ne çene, ne diş
    belki ak dişleri ışılıyordu
    aklımda kalmamış
    işte koskocaman iki göz
    hem de kapkara, derin, yalım karası gibi
    siz hiç kapkara ateş gördünüz mü
    inanmıyor musunuz
    haydin cehennem olun
    bizim çukurovada vardır
    isterseniz gidip görün
    haydin cehennem olun
    bu kızın gözleri
    işte o kadar
    avcunuzu yalayın efendiler
    size yoksulluktan söz açar mıyım
    ben usta sanatçıyım
    öyle tongalara basar mıyım
    o kızın kara gözleri
    işte o kadar
    siz her sabah sıcak suyla yüzünüzü yıkarsınız
    bazılarınız da soğuk suyu sever
    ben sizi bilmez miyim
    bunca yıl içinizde yaşadım
    ekmeğinizi yeyip suyunuzu içtim
    bir kahvenin kır yıllık hatırı vardır
    ben bunu bilmez miyim
    ben nankör müyüm
    ben yemek yediği sofraya bıçak sokan mıyım
    o kızın gözleri işte o kadar
    siz asfalt yolda yürürsünüz,sonracığıma virtrinlere
    bakarsınız, çocuğunuzu elinden tutarsınız
    saçlarını okşadığınız da olur
    öyle değil mi
    karınızı öpersiniz
    yalan mı
    yapmayın demiyorum ki
    o kız var ya, hani doktor bulamamış da yolun ortasına
    boylu boyunca serilip ölmüştü
    işte o kızın anası başucuna oturmuş kızın
    ağıt söylüyordu
    bu ağıt ne işe yarar mı diyorsunuz
    ben ne bileyim, ben yedi tüla sahibi miyim
    ben allame miyim, ben büyücü, ben kahin miyim
    onun bunun gibi bir vatandaşım
    çok merak ediyorsanız gidin ona sorun
    kızının başucuna oturmuş sallanarak ağıt söylüyor
    dünden beri de ağzına bir lokma koymadı
    sesi de yanık mı yanık
    yürek koymuyor insanda
    ben böylesi seslere dayanamam,
    yüreğim götürmez
    sahiden çok merak ediyorsanız gidinsiz kendisine sorun
    sahiden ne işe yarıyor şu ağıt
    allaşaşkına gidin sorun
    o kızın gözleri
    işte o kadar
    anasının gözleri
    işte o kadar
    gözleri daha çoğaltırım sandınız
    beyler, paşalar, nah, aldandınız
    beyler, ağalar
    marlin monronun gözleri tamam
    işte o kadar
    neyinize yetmez ölü kurbağa suratlılar
    muşmula soylular
    siz olmuşsunuz
    bana bakın açtırmayın ağzımı
    siz, siz, siz…
    ulan deli ediyorsunuz be adamı
    haaa, senin ellerini unuttum, senin ellerin çok güzel
    uzun, ince, beyaz, kuğu tüyü gibi
    ben, insanın ellerini severim
    siz de mi seversiniz
    etmeyin eylemeyin
    eskiden olsa inanırdım, şimdi mi,
    geçti o günler tosunum
    ben o aynadan var ya atom yaparım,
    atomdan ağaç yaparım, sonra da uzay yaparım,
    ağaçtan su yaparım,
    sudan ne mi yaparım,
    sudan da bir nakışlı peri böceği yaparım
    peri böeği insanların en yakın arkadaşıdır
    ama ben aynadan atom yaparım
    çiçek yaparım
    bin yıllık sürecek bir bahar yaparım
    öyle sembolik falan değil canım
    düpedüz bahar işte
    yağmurlu, ıslanmış çiçekle
    sonra genç insanlar birbirleriyle çok yatarlar baharda
    ben bu dünyada genç insanların biribirleriyle
    yatmaları kadar güzel bir şey görmedim
    müthiş gerinirler
    sonra böcekler de çiftleşirler
    görmedim ama, mutlaka onlar da, deli gibi geriniyorlar,
    tattan çatlayacak gibi oluyorlardır
    hani izmirde olgun, kocaman ballı incirler sarkar dallardan
    hani sapsarı
    hani tattan yarılmıştır
    işte cümle mahlukatın gençleri böyle çiftleşirler
    atların burun delikleri
    bir de sağrıları
    arıların, kelebeklerin kanatları
    insanların bellerinin orta yeri titrer
    başka yerleri de titrer ama
    en çok belleri titrer
    işte böyle adam gibi, bin yıl sürecek bir bahar yaparım
    ben gönlü güzel, gönlü ganikişiyim
    düpedüz adam gibi bir bahar
    aynadan atom, atomdan su, sudan deniz,denizden kuş, kuştan solucan, solucandan adam, adamdan ateş, ses yaparım rüzgar da yaparım, koku da… gönlünüz ne isterse onu yaparım.
    kürk manto ister misiniz
    ciddi söylüyorum
    siz alay ediyor sanıyorsunuz ya…
    marlin monronun gözleri
    işte o kadar
    anası başucuna oturmuş, şimdi hiç kımıldamıyor, ağıt yakmayı unutmuş
    bir şey mi söylediniz kadına
    ayıp ayıp
    çok ayıp etmişsiniz
    az daha unutuyordum,
    bir de ne vardı, ben bilmem ki onları, hani çok yüksek bir ilim… gene alay ediyor sanacaksınız…bilmem alay edilir mi
    vallahi büyük saygım var
    hani o fiyat teorisi var ya…matematiğin ekonomisi…
    bir de o vardı işte, çok saygıdeğer… bizi adam eden
    kim yaptı atomu, kim öğünüyor, kim gitti uzaya, kim öğünüyüor
    bu işlere karışmak kıl-ü kali muciptir
    yüksek matematiktir ve de bilimdir
    dilinin altındakini biliyoruz diyeceksiniz
    iki milyar aç, iki milyar ekmeksiz
    iftira ediyorsunuz,
    yalan söylüyorsunuz,
    hiç öyle bir niyetim yoktu.
    siz bu laflara çok alışıksınız, duya duya kulağınızda
    çan bitmiştir, kocaman kilise çanları
    benim demek istediğim başkaydı
    adamı söyletmiyorsunuz ki
    allahınızı severseniz sözümü kesmeyin
    bitireyim de ondan sonra
    ne var bu kadar gürültü edecek
    ben ayna yaparım, maşa yaparım, keçiler süt yapar, siz yapabilir misiniz
    arılar da bal yapar deyim de gülün
    ulan size bu fırsatı vermeyeceğim
    üstüme çok güldünüz
    tohumlar bitki yapar tohumlar
    adam yapar, insan yapar, yürek yapar
    demirci örsü gibi, kıpkızıl ve güzel ve çiçekli ve aydınlık
    ve dertli ve sımsıcak, al da canının içine koy ve gözü yaşlı
    ve ölüme ve zulüme
    ve adamın adam öldürmesine karşı
    ve soyguna karşı,
    ve köleliğe karşı
    izmirin içinde aynalı çarşı
    parisin içinde aynalı çarşı
    londranın, newyorkun ve pekinin ve moskovanın içinde
    ve tekmil dünyanın içinde ve tekmil evrenin içinde
    aynalı çarşı
    bizim çukurovada ayna falına bakarlar
    ve aynada umut yolları
    ve ben demirci örsü gibi kocaman ve kıpkızıl ve sağlam
    ve güzel, hem de aydınlık, hem de yıldızlı, hem de sıcacık eser…
    ben daha ne yapardım
    ben sevda yaparım, şehvet yaparım, arılar çiftleşirler, bereketli
    bin yıllık bahar… isterseniz azıcık kış, azıcık güz…
    yazı da ister misiniz…
    açın önünüzdeki nakışlı mendili
    korkmayın açın canım
    bakın ne çıkacak içinden
    tuh be, tuh yüreğinize, ben de sizi bir adam sandım
    havanın yüzünde bir kırlangıç sürüsü
    çok hızlı uçar kırlangıçlar
    yuvalarındaki civcivlerin ağzı sapsarıdır
    görmediyseniz nasıl anlatayım size, sapsarı, sapsarıdır
    senin ellerin ne güzel
    sahi beyazdı ellerin
    başparmağının üstüne peri böceğini ben koydum
    sen uyuyordun
    farkına bile varmadın
    sen biliyor musun dünyada ne kadar çok peri böceği var
    ben o kadar çok gördüm ki
    sen biliyor musun dünyada ne kadar çok karınca var
    ve ne kadar karınca doğup ne kadarı ölüyor
    bir düşünse adam deli olur be
    ya balıklar
    ben sadece senin elinin üstüne bir tane peri böceği koydum
    peri böceği hoşuma gider de ondan
    kırmızı hoşuma gider de ondan
    üstünde kara benekleri hoşuma gider de ondan
    bazısında da ak olur işte onun için
    bak gelir seni uyandırırım
    sen şarabı sever misin
    bana son günlerde dokunur oldu
    içmeden de olmuyor ki birader
    işte o sıcak yağmura, işte o uzak sıcak yağmura
    varıp da alnını dayayan bendim
    bütün ağaçlardan ayna yapacağım
    bütün çiçeklerden, bütün denizlerden, bütün çiçeklerden,
    dünyanın bütün balıklarından ayna yapacağım
    aynalardan atom yapacağım
    petrolden de ayna yapacağım
    işte öyle kokacak
    bir de bir ışık yapacağım
    sizin inadınıza
    yalnız be yalnız size inat olsun diye
    izmirin altın sarısı güz salkımlarından
    çukurovanın altın sarısı başaklarından
    afrikanın altın sarısı karıncalarından
    zencinin ak dişlerinden
    zencinin ak dişlerini hiç yabana atmayın
    ama hiç yabana atmayın
    parıltısını iki günlük yoldan görürsünüz
    bir gülmeye görsün
    zencinin dişlerinden ışık yapacağım
    bir tutam ışıktan bir fil yapacağım
    onu da salıvericiğim bengal ormanlarına
    şu bengal ormanlarını bi rgörmüşlüğüm,
    yok yok bir duymuşluğum var
    bengal ormanının otlarından,
    bir de yapraklarından,
    haydi çiçeklerini de ihmal etmeyeyim,
    şiir olur da çiçeksiz olur mu
    bunca çağların şairleri aptal mı
    çiçeksiz bir tek şiirlerini gösterebilir misiniz
    bir de çiçeklerinden,
    bir de kuşlarından
    bir de yaban arılarının kanatlarından
    bir de ağaç köklerinden
    bengal ormanlarının ağaç kökünden olmazsa olmaz
    ben biliyorum büyük bir özelliği vardır bengal ormanlarının
    bir de asyalıların
    sarı ve de ak derililerin
    el ve ayak tırnaklarından
    bir de şimdiye dek söylenmiş bütün türküleri toplayacağım
    ama dünya kurulduğundan beri söylenmiş bütün türküleri
    aşk ve hat üstüne
    aşk ve şehvet üstüne
    aşk ve toprak üstüne
    aşk ve ölüm üstüne
    ölüm batsın
    ölüm yerin dibine, dibine batsın
    gözüm görmesin şu ölümü
    gözüm görmesin ölümler
    gözüm görmesin
    görmesin
    başım dönüyor
    ver elini, ver elini, ver elini
    gözüm görmesin ölenleri
    ver elini
    ellerin ne kadar da sıcacık
    işte ben bütün bunlardan ışık yapacağım
    var mı bir diyeceğiniz
    yeni doğmuş bebelerden atom yapacağım
    bakın görün ki bütün ağaçların kökü ışık olmuş
    bakın görün ki bütün yapraklar, dünyadaki bütün yapraklar
    gece gündüz balkıyıp durur
    yalnız bengal ormanındakiler değil
    karanlığın damarlarına bir kan yürüteceğim
    pul pul ışık
    pul balkıyacak
    karınca ayaklarından, balinanın çenekemiğinden,
    tekmil arıların kanatlarından,
    yılanların yalım kırmızımsı dillerinden
    çocuklara oyuncak yapacağım
    bengal ormanının fili yavrulamış
    her biri bir top ikiz ışık
    seni gelir uyandırırım, şu budeğil, hayal mayal değil
    gelir seni düpedüz uyandırırım
    sevgilim değil misin
    gözlerine bir top ak bulut sürerim
    bir damla çin seddi yağmuru
    ışığı şarap yaparız
    ediyorum ediyorum uyanmıyorsun
    amma da çok uykun varmış be sevgilim
    şu ölümlü dünyanın yarısını da uykuya ve
    olur mu ya, olur mu ya sevgilim
    halbuki ben ışıktan gece
    geceden hayat yaparım
    canım sıkılırsa dünyanın bütün gecelerini toplarım
    bak, hepsini hepsini hepsini toplarım
    bir damla gece bırakmam şu sizin dünyanızda
    bak karışmam ha, bir damlacık bırakmam
    ilaç için bırakmam
    torlar toparlar hepsini götürür kafdağının arkasına
    hapsederim
    eline ayağına zincir vururum
    ne yaparsınız o zaman
    elini ayağını kırk kat urganla bağlarım
    ne etseniz neyleseniz kurtaramazsınız elimden gecelerinizi
    gecesiz ne yaparsınız
    deli olursunuz be
    bütün gecelerinizden bir top kapkara mermer yaparım
    gelir seni uyandırırım
    dudaklarını öperim
    uykulu, tuzlu, azıcık acı dudaklarını
    sen şehvetten deli olursun, gerinirsin
    alnın terler
    hiç mi görmedim seni
    şehvetten etine bıcak sokulmuş gibi bağırırsın
    hiç mi rastlamadım sanıyorsun
    ben rastlamadımsa gagarin rastladı
    gagarin neden ne yaptı acaba orada
    gagarin ne düşündü acaba orada
    gagarin ne duydu acaba orada
    anlatsana be gagarin
    anlatamaz ki, söyleyemez ki, bilemez ki
    dilinin ucuna gelir, belki de gelmez ki
    gagarinin eli dokundu oraya, ışığın köküne eli dokundu
    karanlığın köküne eli dokundu
    ne mutlu bana
    gagarin hiçbir şeyi söyleyemez ki
    gagarin marlin monronun gözlerini görmüştür
    ne var o kızın gözlerinde
    gagarin söyleyemez ki
    çukurovadaki kızın gözlerini ben gördüm
    anlatmaya dilim yetmez ki
    ben diyorum ki size, ben aşkın ve ümidin adamı
    işte ben böylesi bir adam
    ben diyorum ki size
    bir dil bulacağız her şeye varan
    bir şeyleri anlatabilen
    böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük
    dolaşmayacağız bu dünyada
    her şey her şeyi söyleyebileceğiz bu dünyada
    her şeyi birbirimize
    gagarin ışığın yapraklarını birbir anlatabilecek
    dünyada iki buçuk milyar çift el
    bir gün göreceksiniz ki bu iki buçuk milyar çift el
    iki buçuk milyar kere ışık dokuyor
    söyleyin bana hoşunuza gitmez mi
    ışık vazgeçtim
    şöyle bir gözünüzün önüne getirin ki
    dünyada bir tek insan bile kalmamış
    çiçekler, böcekler, hani şairlerin anlata anlata bitiremediği bir dünya
    ama bir tek insan yok
    ben bu dünyayı sizin başınıza çalarım
    ben bu dünyadan öfke yaparım
    kudurmuşluk yaparım
    sözden öfke yaparım
    at kuyruğu kılından,
    şahin teleğinden öfke yaparım
    karınca ayağından,
    örümcek ağından öfke yaparım
    gölgeden öfke,
    böcekten,
    tekmil böceklerden öfke yaparım
    demirden, bakırdan, çelikten, tunçtan
    kayadan, taştan, elinizdeki atomdan
    gagarinden,
    bütün bebeklerin, doğmuş doğacak bebeklerin,
    doğmuş doğacak eniklerin,
    doğmuş doğacak bahar taylarının
    doğmuş doğacak buzağıların,
    doğmuş doğacak civcivlerin,
    doğmuş doğacak kertenkelelerin,
    gözlerinden öfke yaparım,
    kudurmuşluk yaparım
    aynalardan atom yaparım,
    ulan neyinizle öğünüyorsun be
    yabanıllar, kan içiciler, verin o elinizdeki oyuncağı
    kızdırmayın kafamı insan yüreklerinden öfke yaparım,
    öyle bir öfke ki
    kızdırmayın kafamı
    haydi defolun başımdan
    tekmil aynalardan atom yaparım
    haydi haydi cehennem olun başımdan
    havanın yüzünde bir sürü leylek,ak leylek,
    zambaklar gibi açılmış
    ne diyordu türkmen karısı
    leyleğin ayağı kırmızı deynek.
  • bir taraftan zulmü yerin dibine sokan, zalime kan kusan; diğer yandan "herkese her şeyin anlatılabileceği bir dil bulma"yı, neden sonra "insansız, hani o şairlerin bahsettiği çiçekli böcekli bir dünya" hayali kuran, "sevgiliyi düpedüz uyandırma" muzipliği ve samimiyetinde, savrun suyunda yüz yıkama serinliğinde, şiir mi, öykü mü, masal mı, efsane mi, manifesto mu, yoksa hepsi birden mi emin olamadığım, kelimelerimin kifayetlerini tüketen yaşar kemal şiir:

    "köpoğlu köpekler, zalimler, domuzlar,
    adam olmazlar, kan içiciler,
    kefen soyucular,
    açların gözbebekleri,
    darağaçları kadar iğrençler
    sevmemiş, ama hiç hiç hiç sevmemiş,
    sevilmemişler...

    ***

    gidip bir akarsuya...
    su pırıl pırıl,
    su aydınlık olmalı
    su bizim savrun suyu gibi güneşli,
    dibine kur'an düşüşünde okunmalı
    gidip yüzümü bir iyice yıkamalıyım

    ***

    avcunuzu yalayın efendiler
    size yoksulluktan söz açar mıyım
    ben usta sanatçısıyım
    öyle tongalara basar mıyım
    o kızın kara gözleri
    işte o kadar
    siz her sabah sıcak suyla yüzünüzü yıkarsınız
    bazılarınız da soğuk suyu sever
    ben sizi bilmez miyim
    bunca yıl içinizde yaşadım
    ekmeğinizi yeyip suyunuzu içtim
    ...
    o kız var ya hani doktora bulamamış da yolun ortasına
    boylu boyunca serilip ölmüştü
    işte o kızın anası başucuna oturmuş kızın
    ağıt söylüyordu
    ...
    dünden beri ağzına bir lokma koymadı
    sesi de yanık mı yanık
    yürek koymuyor insanda
    ben böyle seslere dayanamam,
    yüreğim götürmez

    ***

    çiçek yaparım
    bin yıllık sürecek bir bahar yaparım
    öyle sembolik falan değil canım
    düpedüz bahar işte
    yağmurlu, ıslanmış çiçekle

    ***

    gelir seni düpedüz uyandırırım
    sevgilim değil misin

    ***

    çukurovadaki kızın gözlerini ben gördüm
    anlatmaya dilim yetmez ki
    ben diyorum ki size, ben aşkın ve ümidin adamı
    işte ben böylesi bir adam
    ben diyorum ki size
    bir dil bulacağız her şeye varan
    bir şeyleri anlatabilen
    böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük
    dolaşmayacağız bu dünyada
    her şeyi söyleyebileceğiz bu dünyada
    her şeyi birbirimize
    şöyle bir gözünüzün önüne getirin ki
    dünyada bir tek insan bile kalmamış
    çiçekler, böcekler, hani şairlerin anlata anlata bitiremediği bir dünya
    ..."
  • durup durup ummadığım anda aklıma gelişini sevdiğim destansı şiir.