şükela:  tümü | bugün
  • yazın mavisi de güzeldir, iç açar ama hep aynı be, mavi, sonsuz, sınırsız, durağan.
    şimdi dışarı bakın; siyahtan griye, oradan kurşun rengine, boz bulanık, hızla savrulan, eski tabirle herc-ü merc olan bulutlar. rüzgara rağmen uçmaya çalışan martılar. ürkütücü bir güzellik. kederlendirmiyor aksine devinim o kadar yoğun ki, coşkulu.
    hakir görmeyelim, kışın göğü de güzel...
  • gökyüzünün belki de en sevdiğim halidir kış göğü. gündüzleri gri bulutların daimi varlığı sıkıcı gelebilse de, geceleri yıldızlar hiç olmadığı kadar berrak gözükürler. kasım'da kış yıldızları bir bir ortaya çıkarak yaklaşan soğuğu haber verirken ben de eve gelebildiğim kısa zaman dilimlerinde kapkalın giyinip(bir mont) gökyüzünü seyretmek üzere gözlemevime(evin balkonu) giderim.
    son model dev teleskobumu(bir dürbün) henüz elime almadan küçük ayının orada olduğunu görebilirim. kuğu takımyıldızının bulunduğu noktaysa kendisini pasparlak deneb ile belli eder. bizlere minicik gözüken deneb'in, güneş'in bilmemkaç katı büyüklüğündeki bir beyaz dev olduğunu düşünüp her defasında kendimi bir tuhaf hissetmeyi ben çok seviyorum. devasa boyutlarda oldukları halde gördüğüm her yıldıza "minik dostum" deyip peşine aklımdan geçenleri anlatıyorum. kral takımyıldızıyla göz göze geldiğimde ona leavitt'den bahsetmeden duramıyorum.
    "leavitt tüm gökyüzüne ve sana, değişen yıldızlarına bakarken yüzünde nasıl bir ifade vardı?"
    sadece o da değil; tarihteki tüm insanlar gökyüzüne bakarken neler geçirdiler kafalarından?
    bilmiyorum...
    dürbünüm ülker'e doğru geldiğinde büyüleniyorum. birbirine çok yakın gözüken ufak yıldız topluluğuna defalarca bakıyorum.
    görebildiğim tüm yıldızlara ve eğer oradaysa aya veda edip içeri girdiğimde dışarısının ne kadar soğuk olduğunu, ne kadar üşüdüğümü daha yeni fark ediyorum. üşümeyi bile seviyorum.

    gecenin ilerleyen saatlerinde minik dostlarıma daha yakın olabilme umuduyla kış göğüne doğru uzay gemimi sürüyorum.