şükela:  tümü | bugün
  • bir efsaneye inanıp, "benden başka bir aklı evvel var mıydı acaba lan?" diyerek. beni araştırmaya sevk eden nesildir.

    90' lı yılların başıydı. kışlar uzun ve soğuk, yazlar sıcak ve kuraktı. çocukların çocuk gibi göründüğü. 30' lu yaşlardaki adamların, bildiğin göt göbek salıp baya baya kocaman adam gibi göründüğü yıllardı o yıllar. heeeey heyyyy! ne güzel komşumuzdun sen be... yok la bu olmadı.

    neyse aga dedim ya 90' lı yılların başı. delikanlılık dönemi yeni başlamış, bıyıklar terleme kıvamından çıkmış, neandertal döneme doğru evrildiğimiz günlerde. bir efsane atıldı ortaya, "boş kısa camel paketlerine değişik değişik promosyon camel ürünler veriliyormuş" diye. çantasıydı, t-shirt'tüydü, saatiydi falan. o zamanlar camel saatler zaten moda olmuş, dünyanın parası bir fiyata satılırdı. saatçiler sanki elmas taşlı saat satıyormuş gibi, ayrı bir cam fanusun içinde sergilerde bunu. biz de öyle bakardık. ne zamanki bu söylenti çıktı, eş dost, hısım akraba camel' e teşvik edilmeye başlandı. abartısız söylüyorum yıllarca topladım. artık teşviklerim de bir sonuca ulaşamamış, ben den başka kimse kısa camel içmez olmuştu. "ucunda saat var ya anasını satayım. dayan kısa camel'e" evde elimi nereye atsam boş paket çıkar olmuştu. evde gizliden gizliye manyak gibi paket biriktiren bir adam var ve babamdan allah gibi tırsıyorum. görse, - ki sonları gördü - götümü keserdi. o paketlerin hepsinin yutturur, bütün olarak tekrar çıkarmam için elinden geleni yapardı. artık doksanlı yıllar bitmek üzereyken anladım ben boş bir hayalin peşinden sürüklendiğimi. ben ve yaklaşık 2.000 den fazla boş kısa camel paketi öyle ortada kala kalmıştık. ufak bir matematik hesabıyla bu kadar sigarayla, bir saatçi dükkanına ortak olabileceğim düşüncesi kafama dank ettiğinde en ağır küfürlerin, hatta kafayı kıvılcım çıkartana kadar dağlara taşlara sürtmenin boş olduğunu anladım.

    evet bir hayalin peşinde koştum ve açık yüreklilikle şimdi söylüyorum ki "şahsen beynime sıçayım" sözlük.

    edit la edit : mal mışım ya la ben . millet almış ya.
  • ahaha yalnız değilmişim lan. utanarak itiraf etmeliyim ki dahil olduğum nesildir.
    çadır verecekler geyiğiyle binlercesini toplayarak geçti ömrüm.
    ne zaman camel paketi görsem pavlov'un köpeee gibi ağzım sulanıyo, dişlerim kamaşıyo, içim buruşuyo...
  • bir ben mi bişiler alabilmişim diye kendimi nasıl şanslı hissettim anlatamam sözlük. amorti insanı bile değilim ama bir kaç tane camel kupam var.
  • zamanında biriktirdigim bos paketler ile 1 adet seyahat cantasi ve 1 adet zippo modeli cakmak alarak dahil oldugum nesildir.
  • birçoğu emeklerinin karşılığını almışlardır. zira 1995 ya da 1996 senesine kadar, biriktirilen paket sayısına göre türlü türlü hediyeler veriliyordu. bunlardan en güzeli şüphesiz ki 125 pakete verilen camel kol saatiydi. bu kampanyalar kesinlikle hayal ürünü değildi. benim başıma gelen talihsizlik ise biriktirdiğim 60 paket ile çanta falan alabilecekken açgözlülük yapıp bir sonraki senenin kampanyasında saat alabilmek için o sene kampanyaya katılmamak olmuştu. maalesef bir sonraki sene biriktirilen paket sayısının önemi kalmadı. on paket gönderip çekilişe katılabiliyordunuz sadece. ben de 15 küsür zarf yolladım fakat teselli ödülü olarak üzerinde "congratulations! you are a true blue camel smoker" yazan bir sertifika gönderdiler.
  • kıvamı sağlam, azimli bir nesildir. umut etmeyi sever.

    keza bende yaklaşık 500 tane biriktirmiştim, çadır veriyolar dedilerdi.

    daha sonra camel değişti, das kapital dunya değişti çadır da çanta da yalan oldu.

    velhasıl ben bu paketlerin yarısını attım yarısını da sehpa kaplaması ( buyuk karton kutu alınır, ters çevrilir, tüm kısımları paketlerle boşluk kalmayacak şekilde kaplanır, dekoratif sehpa olur ) yaparak padawan umudumu yaşattımdı.
  • aralarında azmedip gerekli miktarda boş camel paketini biriktirip vaad edilen saati ve artan paketlerle de iki tane camel t-shirt'ü almaya hak kazanmış, saatin iyi denilebilecek bir taklit olduğunu görünce de hayal kırıklığına uğramış olanların da bulunduğu nesildir. sonra o saati köstekli serkisof* ile takas eden şanslılar da var.

    edit: bir adet de bakır rengi, üstünde "camel - iguazu - special edition" gravürü bulunan çakma zippo edinmiş bu zat.
  • ucundan azıcık da olsa dahil olduğum nesil. ara sıra dolu paket de bulurduk. sonra, ıssız bi' yerde radyodan hadi yine iyisin tayfun dinleyip sigara içerdik. sigara içmezdik lan aslında, cüneyt arkın gülüşüyle dudaklarımızın arasına sıkıştırıverirdik. ha işte, herkesin suratında büzülmüş cüneyt arkın dudağı ve çoraba sıkıştırılmış camel paketleri... bulduğumuz paketlerin jelatinlerini ayırırdık. sonra koli bandıyla birleştirip tarkan gümüş eyer'deki eyerden yapardık asmkdmsakldmasd. salaklık işte, vay anasını sayın seyirciler. gülmekten gebericem. bu arada paket taşımaya da altı yaşımda başlamışım.
  • sigara içmediğim için katılamadığım fakat eksikliğini içine altın tozu kaçtığı idda edilen 92 basımı madeni 1000likleri toplayarak giderdiğim nesil.
  • babamın nesli. üç adet büyük çarşı (bkz: boyner) torbasını camel paketi ile doldurmak neyin yüzü suyu hürmetineydi hala daha anlamış değilim.