şükela:  tümü | bugün soru sor
  • az
  • eleştrilerde bolca tekrarlanan bir kalıptır. konuşmanın veya yazının bu kelimeleri* kullanan kişi tarafından beğenildiğinin de bi göstergesidir.
  • laf kalabalığına girmeden anlatılmak istenenin optimum sayıda kelime ile ifade edilmesi.
  • (bkz: acik ve net)
  • (bkz: özet)
  • (bkz: sadet)
  • başarmak, ulaşmak ve mutlu olmaktır.

    uzatmak, doğru zamanı beklerken elde edemez, kaybedersin.

    insanlara ballandira ballandira anlatmak istersiniz bazi $eyleri.
    anlatirken cok ballandirirsiniz.. ve $ekerlenir kitir kitir olur.
    i$te o zaman iyi olmaz.
    olmadi.

    kisa ve oz konu$mak lazim.
    konu$maniz uzadik¢a insanlarla mesafeniz uzuyormu$
    ben bugun bunu gordum.
    hüzünlendim.

    birde i¢inizdekileri tutmanin ne kadar kotu oldugunu ogrendim.
    emin olmasaniz bile payla$in. asmiyacak ya sizi. ya asarsa ?
    $imdi kopardi ama.
    koptu i$te. aciyor.
    acidi.

    demem o ki i¢inde tuttugun bi$ey patliyor cidden.
    sonra ba$inizi daglara ta$lara vuruyorsunuz.
    vurdum. yine acidi.

    daha sonra ne yaparsaniz faydasiz.
    payla$mak bile zorla$iyor.
    su¢lanabilecek ¢ok $ey var, yanli$ olan ¢ok $ey var.
    mesafe, zaman, yer, o, ben, sen...

    bu kadar su¢lu varken, belki de olmamasi iyi oldu.
    yine de ke$ke diyesi geliyor insanin...

    -sen tutarsin-sen temizlersin
    -sen pi$irirsin
    - "o" yer
    - ve sen "hani bana?" "hani bana?" dersin.

    yemek fiili burda ¢ok agir ka¢ti ama hikaye öyle.

    tom hanks'in "the terminal"de victor'ken soyledigi gibi;
    -one man, two women ? crowded!
    farki;
    -one woman, two men? crowded!
  • (bkz: boundin)
    ayrica (bkz: semaver)
  • "kazanova'nın "kurşunlu zindan"dan kaçışını biliyor musun? eminim biliyorsundur. kitapta hapis hayatının en korkunç yönleri kısa ve öz olarak anlatılmaktadır: aşağıda mahzende karanlıkta, her tarafın nemle kaplandığı su birikintisinin içinde, dar bir tahta parçasının üzerinde iki büklüm haldeyken suyun seviyesi tahtaya ulaşır, hatta gelgitle daha da taşar, ama en kötüsü vahşi lağım fareleridir*, geceleri kulak tırmalayan çığlıkları, çekmeleri, ısırmaları ve kemirmeleri (mahkum ekmeğini kaptırmamak için de onlarla savaşmak zorundadır herhalde) ve belki de en kötüsü mahkumun güçsüzleşerek tahtadan düşmesini sabırsızlıkla beklemeleridir." franz kafka - briefe an milena