şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bmw nin okunuşu gibi başlıklara cevap niteliği taşıyan dilbilgisi kuralı.

    dört yıl sonradan gelen edit: dört yıl önce gayet püritan tavırla böyle saçma bir kuralı ortaya atmışım. evet, aynen böyle bir kural olduğunu söyleyen bir türkçe yazarının yazısını okumuştum; kendisine sorsak hala bu kuralda ısrarcı olur sanırım. lakin geçen bu dört yılda benim dil hakkındaki fikirlerim değişti, böyle okunuşlarla ilgili kuralları, hele hele yabancı kelimelerin okunuşları hakkındaki kuralları pek önemsememek gerektiğine kanaat getirdim. bu ne yahu, yapıldığı dilde okunacakmış; ya bilinmiyosa o dil, ya dilimiz dönmüyosa!? neyse, gerektiği zaman aynen böyle tükürdüğümü yalamasını bilir, fikrimi de değiştiririm.
  • doğu perinçek nedense bu kurala uymaz, cia'den "ciya" diye bahsedip durur. ama onunki bilinçi tercih. ulusal duruşta kısaltmalar böyle okunuyor zira.
  • yabancı kökenli bilişim terimlerinin yazılışları

    "... hoş görülemeyecek bir tutum ise, kısaltmaların türkçedeki harf adlarına göre değil de, ingilizcedeki harf adlarına göre okunmaları ve gelen eklerin de buna göre getirilmesidir.

    gta’den etkilendiler adam öldürdüler (pcworld, kasım 2003, 188).

    adsl’in durumuna kısaca bir göz atalım… (pcworld, kasım 2003, 138).

    … bu ay ben de evdeki bağlantımı adsl’e taşımaya karar verdim. (pcworld, kasım 2003, 139).

    4.800 dpi’da mürekkep baskı (chip, eylül 2003, 42).

    spam’i 18. yüzyıl metotlarıyla durdurun (pcworld, kasım 2003, 144).

    bu örneklerdeki kısaltmalar, özel ad dahi olsalar türk alfabesindeki harf adlarına göre okunmalıdır. her şeyden önce kısaltmaların terimin türkçesinin baş harflerine göre olması gerekmektedir. özel ad biçimindeki kısaltmalar ile türkçesi bulunmayan terimlerin kısaltmasına da, son harfin türkçedeki seslendiriliş durumuna göre ekler getirilmelidir: gta’dan (okunuşu ge-te-a-dan), adsl’ye (okunuşu a-de-se-le-ye) ve adsl’nin (okunuşu a-de-se-le-nin), dpi’de (okunuşu de-pe-i-de)… bir hece oluşturan kısaltmalar ise türkçedeki okunuşa göre ek almalıdır: spam’ı.

    bu konudaki örnekler, yazımızda değindiklerimizle sınırlı değil…

    bilişim türkçesinin yaygınlaşması için yabancı kökenli terimlerin, sözlerin ve kısaltmaların kullanılışına özen göstermemiz gerekmektedir. türkçe karşılığı bulunan terimlerin kullanılması, ne yazılışta ne de okunuşta bir sorun çıkaracaktır. henüz yaygınlaşmamış türkçe terimden sonra ayraç içerisinde yabancı kökenli terimin kullanılması, bu terimlerin yaygınlaşmasını sağlayacaktır. kısaltmalar ise kesinlikle türkçe okunuşa göre ek almalıdır. bu kısaltmaların türkçe okunuşları kullanılmalı, ekler de türkçe okunuşa göre getirilmelidir. ..."

    prof. dr. şükrü halûk akalin
  • kısaltmalarla ilgili bu kuralı kim çıkartıp kabul ettirebildiyse, onu tebrik ediyor, kutluyor, kutsuyorum. bir millete bundan daha başarılı bir dil-yokedici kural zor kabul ettirilirdi.

    (bkz: ben böyle saçma bir şey duymadım)

    (bkz: güzel türkçe)
  • patagonya'da yapılan bir araştırmada kısaltmaları yapıldıkları dilde okuyanların, hızlarını alamayıp kendi dillerindeki kısaltmaları bile (bkz: ntv'ye en ti vi demek) yabancı dilde okudukları görülmüş.

    eşyanın adını da doğru koymak gerek, söz konusu yabancı dil ingilizcedir. türkçe'nin diğer dillerle kayda değer bir sorunu yok.
  • konuyu öztürkçe/dilde sadeleşme mevzusuyla (ilginçtir, mevzu ve konu aynı anlamda. ikisini de kullanınca aynı kelime cümlede iki defa geçmemiş oluyor; işleri kolaylaştırıyor. mevzu kelimesinden kaçmak isteyenin yaratıcılığını biraz daha kullanıp cümleyi daha alengirli hale getirmesi gerekir) ilintilendirmek (ilintilendirmek sonradan uydurulmuş bir kelime gibi duruyor ama benim anlamda dünyamda bir yerlere oturuyor) yanlış bir yaklaşım değil.

    bir kelimeyi yabancı dilden alırken bunu ihtiyaçtan olduğu kadar özentiden ve tembellikten de yaptığımızı düşünüyorum. daha üç dört hafta önce uçak bileti alıyorum, "bileti değiştirip başkasının ismine alabilir miyiz?" diye soracak oldum; satıcı kız "neym çeynç yapmıyoruz" diye cevapladı. "isim değişikliği" yapmıyoruz" demek havasını bozacaktı zahar. böyle iki tane daha özenti çıkarsa yarın bir bakarız herkes kullanıyor olmuş. sonra da "bunlar dilimize yerleşmiş kelimeler, dilimziden atamayız" derken buluruz kendimizi.

    benzeri bir örnek de "opsiyon/opsiyonel" kelimesi. türkçeye girmesi sanırım çok eski değil, en fazla 15 yıl öncesine dayanır. geri zekalı otomobil satıcıları (ben ilk araba kataloglarında gördüm) zamanında "isteğe bağlı/seçmeli" gibi bir kelimeyi kullansaydı, yahut daha uygun bir tanesini uydursaydı; bugün bu dangalakça kelimeyi kullanmak zorunda kalmazdık. artık maalesef -neredeyse- türkçeye girmiş durumda.

    bir yere bağlayamıyorum sayın okuyucu. esen kal, kendine mukayyet ol.
  • (bkz: hadi ordan)
  • (bkz: tdk)
  • (bkz: siyo)