şükela:  tümü | bugün
  • duyulduğu anda kişide terleme, daralma, art arda 4 sinan çetin filmi izlemişçesine sıkılma, zaman ve mekan mefhumlarının kaybı gibi semptomlara sebep olan muhabbetlerdir efendim bunlar. ziyadesiyle klişeleşmiş oldukları gerçeğini bir kenara bıraksak bile kişide sabır hudutlarını zorlarlar; öldürmeyip süründürürler adeta.

    mesela...

    "hülya avşar türkiye'nin en güzel ve başarılı kadını...yaağni yaşına göre tabi"
    yapma canım, yapma arkadaşım, yapma işkence penceremin görev çubuğu... yapma bunu bana; insanlığın beğeni standartları hakkında ümidimi korumak istiyorum belki? hadi arzu edersen gerçekten de öyle olduğunu kabul edelim, hatta edeyim ki sen bir daha bunun bahsini açma, olmaz mı ya... ya da bir git çay koy be, kime laf anlatmaya çalışıyorum!

    "sezen aksu son zamanlarında çok bozdu"
    tamam doğru olabilir, yanlış da olabilir. hatta ve hatta bu iki gerçekliğin arasındaki sonsuz çizelgede istediği yerde otursun, artık tahammül sınırlarımı zorlayan bir tartışma konusudur. insanın içinden "bozduysa bozdu, bunu söyleyen 100 milyonuncu insan olmakla eline ne geçiyor, yapma gözünü seveyim" demek gelir. yani geliyor. bana. bize... belki yani.

    "kadınlar...ne onlarla oluyor ne onlarsız"
    uhuhuh... bırakın muhabbeti duymayı, yazıya dökerken bile iman tahtama gam bastı, mahsunlaştım, şiddetli teessür dalgarı yayıldı yüreğime... en abuk subuk zamanlarda hayatının tespitini yapmış gibi böyle atlayan adamlar vardır ya bir de, dizilerden filmlerden duydukları diyaloglarla muhabbetlerini şekillendiren...ufff uffff... terledim be...

    "yaa abiii allah aslında yok, biz var olduğunu var saydığımız için var ediyoruz...filan..."
    hmm, ilginç bir bakış açısı. buna göre eğer bu muhabbetin var olmadığına kendimi inanırsam ömrüm boyunca hiç duymamış olabiliyor muyum? peki.. böyle bir muhabbet yok. hiç duymadım. duyamayacağım. olmadı. olmayacak. hayat ne güzel. masa. vantilatör. ayna. güneş gözlüğü. kel olanının ismi neydi ya... hmm...oooofff, olmuyor olmuyor! aynı muhabbet yine kafamın içinde uhuhuhu...
  • diğer insanları bilmesem de, çevremdeki hatunların;

    kıvırcık olan saçlarını nasıl ve neyle düzelttikleri..
    hangi ojenin veya rujun daha kaliteli olduğu..
    şampuanın kalitesi ve yararları..
    makyaj malzemesi markaları ve fiyatına göre kalitesi..
    mudo ve zara'da indirim olup olmadığı..
    tokanın çok güzel olması ve nereden alındığı..
    makyajın o şekilde mi, bu şekilde mi daha iyi olduğu..
    yeni alınan kıyafetin yakışıp yakışmadığının sorulmasından hemen sonra, "aslında bir etek\elbise vs.. daha vardı diyerek ayrıntılarıyla anlatılması..

    akla gelecek birsürü örnekten sadece birkaçıdır, insanın kaçası gelir. durma, kaç.
  • uzamış her çeşit muhabbet.
  • icinde "kacma arzusu" gecen her turlu muhabbet, her turlu klişe geyik...

    mesela; kiside kacma arzusu uyandiran muhabetler muhabbeti...

    guzelim adam gibi; "hoslanilmayan muhabbetler" benzeri bi baslikla girsene konuya.

    ne o oyle "kacma arzusu"? nesin abi sen, leman cizeri misin? bilmiyor musun o espri 15 senedir yapila yapila agiza sakiz oldu. duyunca tuylerim diken diken oluyor. sonra kalkip "cevirip cevirip ayni laflari anlatan insanlar var, ben daha once 100 bin kisiden dinledim" falan.

    sen once kendi jargonuna bak bakalim. o 100 bin kisiden ne farkin var? senin isyanini dile getirirken soylemekten cekinmedigin "kacma arzusu" geyigini 9. nesil citir liseli yazarin yaşı kadar senedir dinliyorum ben.

    o kadar dil doktum, iyice bayildim. ben yatar abi... kacma arzum geldi.
  • (bkz: ders muhabbeti)

    - abi nası geçti 3. soruyu ne yaptın ?
    - bi sus lan bok gibi geçti zaten
  • "abi x başlarda iyiydi ama artık iyiden iyiye bozdu" muhabbetlerinin hepsi. {x | sanat alanında herhangi birisi ya da bir şey}

    en meşhuru metallica'dır misal. buna ister al pacino'yu ekleyin, ister bir üçleme olsun, hakeza.

    kaçma arzusu uyandıran ise bunun karşıdaki tarafından çok sağlam bir yargı, yeni bir fikir, sanatta bir çığırmışçasına dillendirilmesidir. laf arasında da söylenir fakat en makbulü (!) üzerine 2 saat aralıksız methiye düzme potansiyeli olabilecek bir muhabbet başlangıcıdır.

    - abi, bu manowar'ın da eski tadı kalmadı be!!! (buradaki ünlemler karşı tarafın ne kadar sağlam bir fikir adamı olduğu yanılgısında olduğunu göstermek üzere konmuştur)
    - manowar benim, bana koy!

    evet, bu tür muhabbetlerde yapılması gereken de aynen budur. karşıdakini hemen kündeye getirin ki arkasını getiremesin. varsın sizin bağnaz olduğunuzu düşünsün. böylece çok kıymetli saatlerinizi temcit pilavlarından korumuş olursunuz.

    ama harbiden audioslave'in de eski tadı kalmadı yahu!!!!111! omfg
  • ee üniversite sınavı yaklaştı.çalışabildinmi bari derslerine? ... nasıl gidiyor sınavların, bitecek mi üniversite bu sene?...eh okulu da bitirdin şimdi ne yapacaksın?...asıl hayat askerden sonra başlıyor.hayırnısıynan bi bitir gel de...askerden geleli 3 ay oldu .ne oldu iş durumları? eh artık çalışan eden adamsın.yokmu yakında evlilik falan? ....evleneli 3 sene oldu.çocuk düşünmüyomusunuz?.... böyle gider bu.ne bitmez çile değil mi sayın seyirciler.yazık lan.
  • loop muhabbetlerdir. anneyle yaşanır. akabinde nasa aranır. aya gidecek gönüllü maymun olmaya çalışılır.

    -nerdesin?
    -dışardayım gökçeyle buluşçem
    -yemeğe gelir misin?
    -bilmiyorum
    -hayır ona göre hazırliyim
    -ya nebleyim akşam onda kalırım belki
    -e çıkarken demedin öyle
    -şimdi üşenirim müşenirim kalırım gibi
    -hep böyle yapıyorsun ne dediğin belli değil
    -ya anne ya çocuk muyum zırt pırt arıyon zati
    -evladım sokaklar malum aaa
    -evet kapkaçılar, tecavüzcüler haber almış sokağa çıktığımı zati buraya doğru koşuyorlar
    -dalga geçme de söyle geliyor musun gelmiyor musun
    -anniea yaa
    -ya ona göre hazırlıyim, saat kaç gibi gelirsin?