şükela:  tümü | bugün
  • kumtel sobada mayışıp sıcaktan o kadar kendinden geçmek ki bacağın komple kızarıp yandığını fark etmemek. (bkz: 1. derece yanık)
  • babet giymek! içinden nehirler geçen bir çift ayak hediye eder bu salaklık, sağanak yağışın altında.
  • ince giyinmek, sapka bere kalpak eldiven vs'yi "yaaaee hava pek soguk degil sanki" diyip takmamak.
    skinny jean giymek, donmak. ama sıktigi icin sogugu hissetmenek. evet bu salakliktan vazgecemiyorum. bir de yagmur camur demeden oxford ayakkabilardan giymek.
  • pantolonun içine tayt, taytın içine çorap giyip matruşka gibi dolaşmak.
  • şapka, atkı, eldiven ve benzeri kış kıyafetlerini kat kat giyip kapalı alana girince lahana gibi tek tek çıkarıp sonra onlara hakim olamamaktır.

    bir kış sezonu içinde kaybedilen iki çift eldiven, bir kaç adet şal ve bere bir sonraki sezonda mont kolundan ya da palto cebinden çıkınca yaşanan sevinç de paha biçilemezdir. para bulunsa o kadar sevinç vermez heralde.
  • ojelerim görünsün diye parmak uçları açık olan eldivenlerden almak..
  • yerler buz yüzünden kayganken eller cepte yürüyüp kaçınılmaz sonu yaşamak.*
  • (bkz: sigara içmek)

    bu son yasaklardan sonra ve bu soğukta gerçekten insana zekasını sorgulatır.
  • kış saati uygulamasının kaldırılması başlığını her gördüğümde seviniyorum. "aaa yaşasın kaldırılmış" falan "ne güzel bak işte anladılar hatalarını "diye. "zaten böyle olmazdı karanlıkta uyanıp karanlıkta eve dönüyoruz." kaldırılınca diye okuyunca durum düzeliyor sanıyorum.

    sonra kocaman bi hüzün kaplıyor içimi çünkü içinde bulunduğumuz durumun zaten uygulamanın kaldırılmış hali olduğunu anlıyorum(aydınlatılıyorum).